Başbakan Erdoğan'dan Açıklamalar
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Siyaset dışı müdahalelerle siyasi alan, tanzim edilemez. Siyasetin rotasını da millet belirler, siyasi alanı da ancak millet tanzim eder" dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Siyaset dışı müdahalelerle siyasi alan, tanzim edilemez. Siyasetin rotasını da millet belirler, siyasi alanı da ancak millet tanzim eder" dedi. Başbakan Erdoğan, AK Parti Genel Merkezinde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısının basına açık bölümündeki konuşmasında, "yaptıkları çalışmaları gölgeleme gayreti içinde olanlar ne kadar gayret ederlerse etsinler, milletin kendilerini 'kendi içinde gördüğünü' ve yaşadığını" ifade etti. Erdoğan, bunu geçen hafta yaptığı Batman, Siirt, Şanlıurfa ve Mardin'deki kongrelerde gördüklerini belirterek, şunları kaydetti:
"Miting değildi bunlar. Ama kongreleri, miting haline getiren halkımızın, bu nezaketini, yaklaşımını 'miting yapıyor bunlar' zanneden birileri de yok değil, var. Çok şükür halkımızın başını önüne eğdirmedik. Halkımızın rızasını kazandığımız için halkımızın bize desteği hamdolsun çığ gibi büyüyor. İddiamızın altında kalsaydık, halkımız hür iradesiyle bize yeniden emanetini vermezdi. Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletini nasıl işlettiğimizi gördüğü için oyunu artırarak, yüzde 47 ile bizi tekrar iktidara taşıdı. Bunu nasıl oluyor da görmemezlikten geliyorsunuz?" Hiçbir engelleme çabasının, Türkiye Cumhuriyetine sadakatle hizmet iradelerini gölgeleyemeyeceği gibi demokratik iradesini daha 8 ay önce ortaya koyan milletle aralarını açmaya da yetmeyeceğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz Türkiye'yi geriye değil, her alanda daha ileriye taşımak için çalışıyoruz. Geçen 5 yıllık iktidarımız bunun en güzel kanıtıdır. Açık söylüyorum, biz demokrasinin çıtasını hukuk devletinin çıtasını yükseltmeye, halkımızın haklarını özenle korumaya devam edeceğiz. Hukukun, adaletin genel prensiplerinden şaşmadan ülkemizi kalkındıracağız. Her zaman söyledik, yine söylüyoruz, bizim özgürlük anlayışımız başkalarının özgürlüğünü de güvenceye almaktır. 'Benim özgürlüğüm iyi, senin özgürlüğün kötü' anlayışının daima karşısında olduk. Özgürlükler bir bütündür. Bölmek de mümkün değildir. Onun bir hiyerarşisi olmaz. Sen-ben ayrımı kabul edilmez. Birimizin özgür olmadığı yerde hiçbirimiz özgür olamayız. Buna böyle inanmalıyız."
"BENİM ÖZGÜRLÜĞÜM İYİ, SENİN KÖTÜ..."
Özgürlüğün herkes için geçerli olmasının önemine dikkati çeken Erdoğan, sözlerine şöyle devam eti:
"Bunun için tereddüte düşmeden, engellere takılmadan demokrasinin çıtasını daha da yükseltmeye devam edeceğiz. Meclisin çatısı altında milletin iradesini temsil eden hiç bir gruba, partiye haksızlık yapılmasını kabul edemeyiz. Demokrasinin kurumlarını, organlarını korumadan, her şeyin üzerinde tutmadan demokrasiyi yaşatamayız. Siyaset dışı müdahalelerle siyasi alan tanzim edilemez. Siyasetin rotasını da millet belirler, siyasi alanı da ancak millet tanzim eder."
'ALKOLLÜYKEN (NAMAZA) YAKLAŞMAYINIZ"
Başbakan Erdoğan, "sadece kendilerine demokrat" olmadıklarını her zaman gösterdiklerini belirterek, şunları söyledi:
"Sayın Baykal diyor ki, 'Başbakan DTP'ye kapattırma davası açılırken yargıya intikal eden konular üzerinde konuşmak doğru olmaz demişti'. Ben bu ifadeyi Çek Cumhuriyeti gezisi sırasında gerekçeyi görmeden bir değerlendirme yapmanın mümkün olamayacağını ifade ettikten sonra söyledim. Bunların hepsi kayıtlarda var. Ama hani bir fıkra var ya, "namaza yaklaşmayınız'. Halbuki başını söylemiyor. Sadece orasını cımbızlayıp alıyor. Başında ne var? 'alkollüyken, sarhoşken buraya yaklaşmayın', herhalde bu da laikliğe aykırı değildir. Kaldı ki daha o geziye çıkmadan havaalanında ve sonra uçakta gazetecilerin soruları üzerine ben bunları ifade ettim, ilerisini, gerisini... Lütfen Sayın Baykal, demek ki sen de bunların rahleyi tedrisinde bulundun da böyle konuşuyorsun."
Demokratik müdahale yollarının açık tutulması gerektiğini belirten Erdoğan, "Sıkı defans uygulanırsa, parlamento dışına itilirlerse onları da dağa gönderirsiniz. Parlamentoya seçimle gelmiş olan milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırmak, parlamento dışına atmak doğru olmaz. Benim ifadem budur. Hatta 'Sayın Baykal ile birlikte aynı çatı altında siyaset yapıp sonra dağa çıkanlar yok mu?' diye sormuştum. Hatırlayın bunları" diye konuştu.
Şiddet yerine anayasal düzen içinde demokratik siyaseti tercih edenlere kapıların kapatılmaması gerektiğini özellikle vurguladığını anlatan Erdoğan, bu ilk açıklamasından sonra 20 Kasım 2007 tarihli AK Parti grup toplantısında "AK Parti olarak bizim yaklaşımımız demokrasiyi içine sindiren, anayasal düzene uygun hareket eden herkesin demokratik sistem içinde tutulmasıdır. Bunu başarmak da biz siyasilerin görevidir" dediğini hatırlattı.
Erdoğan, "Şimdi asıl demokrasi ve siyaset kurumunu savunmak, gerektiğinde hep suskunluğu tercih eden Sayın Baykal'a şunu sormak gerekir: 29 Ocak 2008 tarihindeki grup konuşmasında Baykal önemli bir kehanette bulunuyordu. diyordu ki, 'Türban düzenlemesi, önemli siyasi gelişmeler yol açacaktır'. Peki soruyorum: Baykal'ın o günden bir bildiği mi vardı? Sayın Baykal siyaset arenasında, bileğini bükemediği AK Parti'nin bu tür yollarla devre dışı kalmasından medet mi umuyor?
Sayın Baykal bunu daha önce de denediniz. Böyle yöntemlerin içinde olmak yerine siz de çalışın, siz de milletin gönlünü kazanın. Bu ülkeye hizmet etmek için biraz çaba gösterin, siz de teveccüh görürsünüz. Milletimiz sizin durumunuzu çok basit bir dille anlatıyor zaten. 'Kıskanma ne olur, çalış senin de olur'."
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "AK Parti bugüne kadar hiçbir aşırılığın, hiçbir gerilimin tarafı olmadı. Bundan sonra da olmayacaktır" dedi.
Erdoğan, demokrasilerde meşruiyetin kaynağının millet olduğunu ve temel erklerin millet adına yetki kullandığını da söyledi. Başbakan Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, memleket sevdalıları olarak sabırla, sağduyuyla, metanetle yollarına devam ettiklerini belirtti.
Türk milletinin çağdaşlaşma hedeflerini gerçekleştirmek için, milletle el ele, gönül gönüle medeniyet yoluna çıktıklarını kaydeden Erdoğan, bu yolda güçlüklerle, zorluklarla karşılaşabileceklerini dile getirdi.
Uzun ince bu yolun sonunun aydınlığa çıkacak olmasına dair inançlarının tam olduğunu vurgulayan Erdoğan, azim ve kararlılıklarının ilk günkü kadar güçlü, hizmet aşklarının da ilk günkü kadar canlı olduğunu ifade etti. Gönüllerinde millete hizmet dışında bir murat, bir gaye taşımadıklarını kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:
"Çünkü biz bütün zorlukların sonunda bir kolaylığın, bütün darlıkların sonunda bir genişliğin olduğuna inanıyoruz. AK Parti kendi siyasetini daima ülkemize hizmetleriyle, ülke için ürettiği katma değerle tamamlayan bir partidir. AK Parti bugüne kadar hiçbir aşırılığın, hiçbir gerilimin tarafı olmadı. Bundan sonra da olmayacaktır. AK Parti kurulduğu günden beri toplumsal merkezin partisidir. 70 milyon insanımızı aynı samimiyetle kucaklayan bir Türkiye partisidir. Demokrasiye mesafeli olanlar, halka mesafeli olanlar bizi anlamakta güçlük çekebilirler. Onlar hesaplarını yaparken Türkiye'nin kazanımlarını, Türkiye'nin birikimlerini hesaba katmayabilirler. Onlar hesap yaparken Türkiye'nin dününü, bugününü, yarınlarını düşünmeyebilirler. Değiştiremeyeceğimiz kadar kemikleşmiş önyargılara sahip olabilirler. Ama biz ülkemize, bu millete, bu topluma, hizmete kendini adamış siyasi kadroyuz.
Birileri, ülkenin itibarının yükselmesini, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesini, hukuk reformlarıyla hem vatandaşın hem devletin güçlenmesini siyasetin normalleşmesini, krizlerin bitmesini, milli gelirin, ihracatın, üretimin artmasını, enflasyon ve yüksek faiz ateşinin sönmesini önemsiz bulabilir. Adaletin sağlanmasını, şehirlerimizin köylerimizin mamur hale gelmesini,cumhuriyetimizin muasır medeniyet hedeflerine yaklaşmasını, dünyadaki rekabet gücünün artmasını, Türk lirasının değerinin, Türk milletinin saygınlığının, toplumsal dayanışmanın güçlenmesini, hukuk devletinin çetelerden arınmasını önemsemeyebilir. Bazılarının cumhuriyetimizin yüzüncü yılına güçlü bir demokrasi, güçlü bir ekonomi ile hazırlanmak gibi bir derdi olmayabilir. Ama biz Türk milletinin hukukunu korumak için bu hedefimizden geri doğru bir tek adım atmayacağız. Biz, sorumlu siyaset diyerek yola çıktık. Sorumluluk duygusundan hiçbir zaman uzaklaşmayacağız."
"SİYASİ VE HUKUKİ MEŞRUİYETİ HER ŞEYİN ÜSTÜNDE TUTTUK"
Parti ve hükümet programlarının açık ve şeffaf olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, neler yapıldığının hesabının millete her gün verildiğini ifade etti. Hükümetin yaptıklarını da yapamadıklarını da"halkın gün be gün değerlendirdiğini" kaydeden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
SİYASİ ANLAYIŞIMIZDA 'ÖTEKİ' YOK
"Bizim odaklandığımız şey şudur: Ülkemize hizmettir. Halkımıza hizmettir. Bizim odaklandığımız tek yer, ülkemizin itibarını, demokrasimizin saygınlığını yükseltmek, halkımızın ekmeğini, aşını büyütmektir.Bizi oy veren, oy vermeyen 70 milyon insanımız da aynı amaca kilitlenmiş, aynı hedefe gönül vermiştir. AK Parti kurulduğu günden bu yana siyasi ve hukuki meşruiyeti her şeyin üstünde tutmuştur. Demokrasilerde meşruiyetin kaynağı millettir. Temel erkler millet adına yetki kullanır. Siyasi partiler, milleti, doğrudan milletten aldığı yetkiyle temsil ederler. AK Parti olarak biz milletimiz adına siyaset yapıyoruz. Her konuşmamızın özü, özeti 70 milyona hizmettir. Bu yola böyle çıktık. 5 yıllık hükümet icraatları da göstermiştir ki bizim siyasi anlayışımızda 'öteki' yoktur. Hiç kimse, AK Parti'nin zümre siyaseti yaptığını, bölge siyaseti yaptığını, mezhep ve meşrep siyaseti güttüğünü söyleyemez. Keza, siyasetimizin temel belirleyeni hiçbir zaman sayısal gücümüz olmadı, olmayacaktır. Ancak, dün (yüzde 34'ün siyasal meşruiyeti nedir?) diye soranlar, yüzde 47'yi görünce şimdi de (çoğunluğun dediği miolacak?) diyorlar. Tek bir ferdin bile iradesi, tercihi, kanaati bizim için önemlidir. Onun için Türkiye'nin 81 ili bizi kucaklamıştır. Sivas'tan öteye geçemeyenler şimdi kalkıp bunu iddia ediyorlar. Önce siz 780 bin kilometrekarelik Türkiye'nin partisi olun ondan sonra konuşun. 70 milyonun, çeşitli toplum katmanlarının partisi olun ondan sonra konuşun. Bizim demokrasi anlayışımızda bu var. Bütünü kucaklamak var. 780 bin kilometrekarenin her birimine hizmet götürmek var. Bu anlayışla biz bu yola çıktık. Ne batı dedik, ne doğu dedik, ne kuzey dedik, ne güney dedik. Ne zaman ki Türkiye'nin 780 bin kilometre karesi çağdaş, modernbir Türkiye'nin tüm imkanlarını yakalar, işte o zaman biz 'evet hedefimize ulaştık' deriz.
"SİYASETİMİZİN ESASI MİLLETİMİZİN HUKUKUNU KORUMAKTIR"
Başbakan Erdoğan, konuşmasında, bazı hukuk fakültelerinin dekanlarının yayınladığı bildiriye de değinerek, "Ne kadar güzel. Demek iş size de düştü. Şimdi içinizdekileri ortaya koyuyorsunuz" dedi. AK Parti'nin, hukukun üstünlüğünü kabullenmiş bir parti olduğunu ve bugüne kadar da böyle geldiğini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"AK Parti, 2003'den bu yana bu mücadelesini iktidarda bu şekilde sürdürmüştür ve şekilde sürdürmeye de devam edecektir. Bunda kimsenin tereddütü olmasın. Biz gerginliklerin hiç bir zaman ülkemizde tarafı olmadık. Bir şiddet eyleminin içinde AK Parti'yi göremezsiniz, göremeyeceksiniz. En geniş anlamıyla demokratik mücadele neyse AK Parti bunu yapmanın özlemi, gayreti içerisindedir ve en geniş anlamıyla demokrasi evrensel anlamıyla özgürlükçü bir hukuk bu ülkenin insanlarından, bu halktanesirgenemez. Bunun için siyasetimizin esası milletimizin hukukunukorumaktır. 16 milyon 500 bin seçmen ifadesini kullanırken bunun için kullanıyoruz, kullanmaya da devam edeceğiz. Zira ne bu millet, ne budevlet sahipsizdir."
ajanslar
