Alaton: Türkiye'ye İslami rejim gelmez
Türkiye'deki Yahudi cemaatinin önde gelen işadamlarından olan İshak Alaton, Amerikan New York Time gazetesine verdiği özel bir röportajda Türkiye'deki Yahudilerin durumuna ilişkin bilgiler verdi.
Türkiye'deki Yahudi cemaatinin önde gelen işadamlarından olan İshak Alaton, Amerikan New York Time gazetesine özel bir röportaj verdi. NY Times muhabiri Sabrina Tavernise'in sorularını cevaplayan Alaton, özel hayatıyla ilgili ilginç açıklamalarda bulundu. Alaton, güçlü bir şekilde yaşamını sürdürmesinin sırrını, evini bir mezarlığın yanında inşa etmesi olarak açıkladı. Alaton, "Her gün, bir gün orada son bulacağınızı düşünüyorsunuz" dedi.
Şu an 81 yaşında olan İshak Alaton'un 1950'ler ısıtma sistemleri ile ticarete başladığı ve sonra inşaat sektörüne girdiği aktarılan haberde, Alaton'un Kazakistan'da yol, Özbekistan'da havaalanı ve Moskova'da hastane inşa ettiği aktarıldı. Şimdi ise Alaton'un, enerjisini "Türk toplumunu geliştirmeye" harcadığını kaydeden NY Times, riayetsiz bir siyasi araştırma grubu kurarak, orduyu eleştiren bir gazeteyi alkışlayarak ve Türkiye'deki Yahudi cemaatini topluma karşı daha fazla açılmaya teşvik ederek "Türk demokrasisini amigolarından biri olduğunu" belirtti.
"ARTIK BAZI ŞEYLER AÇIĞA ÇIKIYOR, OLANLARI ÇOCUKSU BİR SEVİNÇLE İZLİYORUM"
Alaton ise röportajında Türkiye'nin artık kabuk değiştirdiğini ve kendisinin de bu sürecin bir parçası olmak istediğini dile getirdi. Alaton, "İnsanların ruhsal tutumlarındaki değişim çok fantastik. Artık bazı şeyler açığa çıkıyor" dedi.
Olanları çocuksu bir sevinçle izlediğini belirten Alaton, Türk Cumhuriyeti'nin de kendisine hep iyi davrandığını aktardı. Gazete, Alaton'un sıfırdan başlayarak hiçbir anti-semitik engelleme ile karşılaşmadan milyon dolarlık bir imparatorluk olan Alarko Group'u kurduğuna dikkat çekti. Alaton, "Yahudi olduğum için kendimi hiç dışlanmış hissetmedim. Keyifli bir hayatım ve düzenli bir büyümem oldu" diye konuştu.
Türkiye'yi umursadığını söyleyen Alaton, daha fazla soru soran ve kendine güvenen bir toplumun, devlete hesap sormasının daha mümkün olacağına inandığını sözlerin ekledi.
Demokrasiye karşı düşkünlüğünün 1950'li yıllarda İsveç'te çalıştığı sırada başladığını belirten Alaton, orada bir fabrikada çalışırken kendisine yapılan muamelenin kendisine şoke ettiğini kaydetti. Çalıştığı fabrikada işçiler için bir havuz bulunduğunu aktaran Alaton, annesine de "Bana burada kral gibi davranıyorlar" diye söylediğini aktardı.
O dönemde kız arkadaşının babasından aldığı öğüdü de hiç unutamadığını ifade eden Alaton, o kişinin kendisine "Bir gün başarılı olacağını biliyorum. Ancak paranın seni veya düşüncelerini susturmasına izin verme" dediği aktardı. 1954 yılında İstanbul'a döndüğünde de İsveç'te gördüğü ortamı kendi fabrikalarında uygulamaya çalıştığını kaydeden Alaton, işçiler için fabrikaların duvarlarını boyadıklarını ve büyük bir kafeterya inşa ettiklerini anlattı.
FABRİKANIN DUVARLARI KIRMIZI BOYALI VE İŞÇİLERLE YEMEK YİYOR DİYE KOMÜNİST OLDUĞUNDAN ŞÜPHELENMİŞLER
1960'lı yıllarda komünistlerin peşinden koşan gizli polislerin bir ihbar üzerine fabrikasına geldiklerini kaydeden Alaton, duvarların kırmızı renge boyanmış olmasının ise polisin şüphelerini artırdığını söyledi. "Ancak onlar salmon rengindeydi" diyen Alaton, işçilerle yemek yemesinin de şüpheleri artırdığını, ancak polislerin kendisini tutuklamadığını belirtti. Gazetenin aktardığına göre Alaton burada gülerek "Bir işadamının komünist olabileceğine inanmadılar" ifadelerini kullandı.
Röportajında Yahudi olmasının kendisini etkilediğini kaydeden İshak Alaton, başlangıçlarının çok mütevazi olmasının sebebinin de bu olduğunu aktardı. Pamuk ipliği ithalatçısı olan babasının 1942'de Varlık Vergisi uygulanınca her şeyini kaybettiğini dile getirdi. Verginin amacının II. Dünya Savaşı sırasında devletin hazinesini doldurmak olduğunu söyleyen Alaton, ancak Yahudi, Ermeni ve Rumlar gibi azınlıkların üzerine daha fazla yük bindiğini kaydetti.
Varlık Vergisi'nin ardından evlerini, işlerini ve eşyalarını kaybettiklerini anlatan İshak Alaton, 15 yaşındayken elerlin bir havlu ve döşekle kalakaldıklarını dile getirdi. Babasının bir işçi kampında çalışmak üzere Türkiye'nin doğusuna gittiğini anlatan Yahudi işadamı, kendisinin de ailenin en büyük oğlu olarak geçimlerini sağlamak için okulu bıraktığını belirtti.
Babasının eve döndüğü akşamı anlatan Alaton, kamptan dönen saçları ağarmış babasını ışık olmayan loş bir apartman dairesinde dilenci sandıklarını kaydetti.
Babasının bir daha hiç düze çıkamadığını kaydeden Alaton, ancak babasının Atatürk ile görüşmüş ve onun modern cumhuriyet projesine inanmış biri olduğunu söyledi. Ancak devlet kendisine "ihanet ettiğinde" bir daha ilerleyemediğini anlatan Alaton, bu yüzden de babasını eleştirdiğini dile getirdi. Alaton, "Hala bilinçaltımda bunun ağırlığını hissederim" dedi.
Bu tür trajedilerden dolayı Yahudiler gibi ülkedeki dini azınlıkların dikkat çekmemeye çalıştıklarını, siyasetten uzak kaldıklarını ve fazla seslerini yükselmediklerini kaydetti. Kendisinin ise bunu değiştirmeye çalıştığını aktaran Alaton, "Böylece Topluma faydalı olduğumuzu kanıtlayabiliriz" diye konuştu.
İLAHİYAT FAKÜLTESİNDE BİR RABBİNİN DERS VERMESİ İÇİN UĞRAŞMIŞ
Ardından bu konuda bir örnek veren Alaton, bir Türk üniversitesinin Müslüman ilahiyat öğrencilerine Eski Ahit ile ilgili ders vermesi için bir rabbi talebinde bulunduğunda Yahudi cemaatinin buna ayak dirediğini, böyle bir durumun kendilerine zarar verebileceğini düşündüklerini kaydetti. Alaton, bu talebin onaylanması için Yahudileri ikna etmesinin bir yılını aldığını belirtti. Ancak nihayetinde ise onay çıkmadığını ve söz konusu dersin Marmara İlahiyat Fakültesi'nden kaldırıldığını söyledi.
Alaton ayrıca şu anki hükümetin Türkiye'ye İslami rejim getireceği düşüncelerine de katılmadığını belirtti. "Bunun için çok açık bir toplumuz. Bunu bir korkuluk olarak kullanıyorlar. Tarihimiz korkuluklarla dolu" dedi. Alaton son olarak "Demokratik değerlerimizi şimdiye kadar hazmedebildik. Çok umutlu olmalısınız" dedi.
