Ada"da taşlar bağlandı köpekler salındı
ETÖnün şifresinin din düşmanlığı olduğunu belirten KKTC eski Din İşleri Başkanı Ahmet Yönlüer, Vakite konuştu...
KKTC eski Din İşleri Başkanı ve HİS Partisi Genel Başkanı Ahmet Yönlüer, "Kıbrıs'taki Ergenekon ruhu, sürekli olarak dinle ve dindarla uğraşarak, Rum'un elini kuvvetlendirmiştir. Ada'da taşlar bağlandı, köpekler salıverildi!" diye konuştu.
Ergenekon'un ikinci iddianamesinde isimleri geçen ve haklarında soruşturma istenen Rauf Denktaş ve Derviş Eroğlu ikilisinin, işbaşında bulundukları uzun yıllar boyunca "din karşıtlığı" yaptıklarını, uyguladıkları "laikçi politikalarla" özellikle gençleri İslâm'dan uzaklaştırmak için ellerinden geleni artlarına koymadıklarını vurgulayan Yönlüer; "Hiçbir din karşıtı, vatansever değildir!.. Kıbrıs'taki Ergenekon ruhu, sürekli olarak dinle ve dindarlarla uğraşarak Rum'un elini kuvvetlendirmiştir" dedi.
KKTC eski Din İşleri Başkanı ve HİS (Halk İçin Siyaset) Partisi Genel Başkanı Ahmet Yönlüer, Kıbrıs'taki "Ergenekon" tartışmalarının arka planına ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Rauf Denktaş ve Derviş Eroğlu ikilisinin, işbaşında bulundukları uzun yıllar boyunca "din karşıtlığı" yaptıklarını, uyguladıkları "laikçi politikalarla" özellikle gençleri İslâm'dan uzaklaştırmak için ellerinden geleni artlarına koymadıklarını vurgulayan Yönlüer; "Dinle çatışırsan Ergenekon'cu olursun!.. Dinle çatışırsan Ergenekon'a teslim olursun" mesajını verdi. Yönlüer, Denktaş ve Eroğlu'nun hakimiyetleriyle geçen dönemlerde uygulanan politikaları şöyle sıraladı:
1- Bu zatlar, Kıbrıs'lıyı Anavatan'dan kopartmak için ellerinden geleni yaptılar. Ada nüfusunun yarısını Türkiye'den gelenler oluşturur. Anavatan'dan gelenlerden bilhassa dindar olanların, Kur'an öğrenmek ve öğretmek isteyenlerin üzerine gittiler.
2- Rauf Denktaş, "Haç takmış" gençlerden bahsediyor. Bu ülkeyi yarım asır boyunca sömürmüş bir kadronun başındaki zât, marifetini mi anlatmış oluyor böylece?.. Sen, bırak Kur'an kursunu, "dini bilgiler" öğretmek için kurulan birtakım yapılanmaları bile elindeki kolluk kuvvetlerini kullanarak dağıtmadın mı?.. Evet bunlar oldu, din öğretimi yasaklandı bu ülkede.
3- Denktaş ve Eroğlu dönemlerinde "din" dersi kaldırıldı, "ahlak bilgisi" denilen "içi boş" bir derse çevrildi.
4- Gençlere kendi imkanlarıyla Kur'an öğretmek isteyen cami hocaları, ilahiyatçılar hakkında, yönetim baskısıyla davalar açıldı. Küçük çocuklar, sırf Kur'an öğreniyorlar diye polis tarafından alıp götürüldü. Anayasa din öğretimini garanti altına alıyor ama bunlar Anayasa filan tanımazdı.
5- Kıbrıs halkı, Kıbrıs gençleri "dinsizleştirme" operasyonuna direndi. Bütün baskılara rağmen, insanlar kıyıda köşede "Kur'an öğrenmeye" çalıştı. Ancak, tahribâtın önüne geçilemedi.
6- Kıbrıs İngiliz sömürgesiyken, Denktaş-Eroğlu zulmü yoktu. Elin İngiliz'i bile camilere, Kur'an öğrenimine karışmıyordu. Acı ama Rum yönetimi altında olsaydık, din ve vicdan hürriyeti alanı bu kadar kısıtlı olmazdı!..
7- Türklüğün bir anlam ifade edebilmesi için "maneviyatçılığın" ihya edilmesi lazımdı. Kıbrıs'ın ayakları üzerinde durabilmesi, Annan planlarına mahkum edilmemesi, Avrupa Birliği politikalarına mahkum edilmemesi için "manevi değerlerine sarılmaktan" başka çaresi yoktu. Ancak, Denktaş-Eroğlu politikaları Kıbrıs'ın "hava" gibi, "su" gibi ihtiyaç duyduğu bu güçle savaşı öne aldı.
8- Hocalara dava açılınca, Kur'an öğrenen çocuklar bile gözaltına alınınca, benim gibi Din İşleri Başkanı olarak görev yapmış bir adam dahi beş kez "Kur'an öğretmek" suçundan hakim karşısına çıkartılınca, "taşların bağlanışı, köpeklerin serbest bırakılışı" gibi bir durum oluştu.
9- Ada'yı kumarhaneler, fuhuşhaneler sardı. Bundan menfaatlenen 'önderlerimiz' vardı. Eğer dini faaliyetlerin önü büyük ölçüde kesilmemiş olsaydı, fuhuş rantı, kumarhane rantı bu kadar büyük olmayacaktı!..
10- Ortodoks Rumlar dinlerine sahip çıkarken, bırakın sahip çıkmayı Ortodoksluğun kuvvetlenmesi için ellerinden gelen her türlü gayreti sarf ederken bu taraf yıllar yılı "Müslümanlığın" zayıflaması için elinden geleni ardına koymadı...
11- Onlar dini hassasiyetlerinden dolayı Annan planına gönül rahatlığı içinde, hiçbir şeyden çekinmeden "Hayır" derken, bizler "Evet"ten medet umar olduk!.. Bu durumun mimarı ben miyim?.. Bu ülkenin başında yıllar yılı ben mi bulundum? Bu ülkenin Türkiye'den gelen kaynaklarını yıllar yılı ben mi yönettim?..
12- Yıllar yılı adam kayırmacılık, yıllar yılı adaletsizlik... Devlet birimlerini babalarının çiftliği gibi kullandılar.
13-Kıbrıs'ta bugün hangi sıkıntı varsa sorumlusu bunlardır.
Kıbrıs'ta bugün Ergenekon yapılanması konuşuluyorsa sorumlusu bunlardır.
KIBRIS'IN İSLAM'A İHTİYACI VAR
Yönlüer, sözlerini şu cümlelerle tamamladı: "Kıbrıs'ın şahsiyetli politikalar izleyebilmesi, kültürel kodları ile tamamen buluşmasına bağlı. Bunun için İslâmi faaliyetleri yasaklı olmaktan çıkartmak gerekiyor. Aksi takdirde, Kıbrıs'taki Ergenekon uzantılarını ortadan kaldıramazsınız. Bir Ergenekon gider, bir diğeri gelir. İslâm'la şereflenmemiş Türklük bir anlam ifade etmez."
