ABD DONANMASI ÇÖKÜŞTE: İRAN’LA DENİZ SAVAŞINI KALDIRAMAZ!
ABD’li Quincy Enstitüsü, gemi sayısındaki düşüş, bakım krizi ve personel yorgunluğu nedeniyle ABD Donanmasının İran’la uzun süreli ve geniş çaplı bir deniz savaşını sürdüremeyeceğini açıkladı.
ABD Donanmasının mevcut durumuna ilişkin değerlendirmede, Washington’ın İran yakınlarında uzun süre büyük bir deniz gücü bulundurmaya devam edebileceği, ancak gemilerin yıpranması, savaş gemisi sayısındaki azalma, yaygın bakım ve onarım sorunları ile personelin moralindeki düşüşün, ABD’nin İran’la geniş çaplı bir deniz savaşına girme kapasitesini ciddi biçimde sınırladığı belirtildi.
İran Öğrenci Haber Ajansı ISNA’nın aktardığına göre, ABD merkezli Quincy Institute for Responsible Statecraft düşünce kuruluşu, İran’la devam eden savaşın ortasında ABD Donanmasının durumunu ele aldığı raporunda; savaş gemisi sayısındaki keskin düşüş, gemilerin eskimesi, bakım-onarım krizi ve personelin moral kaybı nedeniyle ABD’nin artık İran’la uzun süreli ve yüksek maliyetli bir deniz savaşına girebilecek yeterli güce sahip olmadığını yazdı.
Raporda, ABD’nin deniz gücünün geçmiş on yıllara kıyasla belirgin biçimde gerilediği vurgulandı.
Quincy Enstitüsüne göre ABD Donanmasının önemli bir bölümü, İran’a yönelik askerî saldırıları desteklemek amacıyla Akdeniz’den Hint Okyanusu’na kadar uzanan geniş bir bölgede konuşlandırılmış durumda. Bu güç; 2 uçak gemisi, 6 amfibi hücum gemisi ile 19 kruvazör ve muhripten oluşuyor.
Raporda, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran limanlarına yönelik deniz ablukasını yeniden başlatacağını açıkladığı, aynı zamanda ABD’nin İran’ın kıyı bölgelerine ve adalarına yönelik askerî saldırılarının da devam ettiği kaydedildi.
Ancak ABD’li düşünce kuruluşu, ABD Donanmasının bu ölçekteki bir konuşlanmayı ne kadar süre sürdürebileceği sorusunu gündeme getirdi. Raporda, bu sorunun gündeme gelmesinin dahi ABD’nin deniz gücündeki gerilemenin bir göstergesi olduğu ifade edildi.
Raporda, ABD Donanmasının 1945 yılında 6 binden fazla deniz aracına sahip olduğu, ancak yaklaşık 80 yıl sonra operasyonel kapasitesinin ciddi biçimde düştüğü hatırlatıldı.
Mevcut durumda ABD Donanmasının ana ve operasyonel savaş gemisi sayısının yaklaşık 180’e kadar gerilediği belirtildi. Bu sayının, dünyanın birden fazla bölgesinde aynı anda yeterli askerî varlık göstermek için yetersiz kaldığı aktarıldı.
Raporda ayrıca Çin Donanmasının, savaş gemisi sayısı bakımından ABD Donanmasını geride bıraktığı kabul edildi.
Quincy’ye göre Amerikan savaş gemileri yüksek muharebe kabiliyetine sahip olsa da destek, devriye, eskort ve mayın temizleme gemilerindeki eksiklik, donanmadaki dengeyi bozmuş durumda.
ABD’nin kıyı muharebe gemisi projesine de değinilen raporda, son 20 yılda bu sınıfta onlarca gemi üretildiği ancak bunların önemli bir kısmının şimdiden hizmet dışına çıkarılmaya başlandığı kaydedildi.
Rapora göre donanmanın küçülmesi, denizaşırı görevlerde konuşlandırılabilecek gemi sayısının da azalması anlamına geliyor. Çünkü bir savaş gemisinin sürekli olarak denizaşırı görevde tutulabilmesi için görev değişimi ve bakım süreçleri dikkate alındığında genellikle üç gemiye ihtiyaç duyuluyor.
Quincy, bölgede bulunan Amerikan savaş gemilerinin şubat ayından bu yana kesintisiz görev yaptığını, bazı gemilerin ise 10 aydan uzun süredir üslerine dönmediğini hatırlattı.
Raporda, bu durumun devam etmesinin gemilerde ciddi yıpranmaya yol açacağı, görevlerin sona ermesinin ardından da gemileri kısa sürede onarabilecek yeterli altyapının bulunmadığı uyarısı yapıldı.
ABD’nin denizaltılarındaki bakım ve onarım sorunlarına da dikkat çekilen raporda, bazı denizaltıların yıllarca bakım havuzlarında kaldığı belirtildi.
Hatta yüz milyonlarca dolar harcanmasına rağmen onarımı tamamlanamayan bir nükleer denizaltının hizmet dışına çıkarıldığı aktarıldı.
Günümüzde ABD denizaltı filosunun yaklaşık yüzde 40’ının bakım ve onarım sorunları nedeniyle operasyonel olarak konuşlandırılamadığı, genel donanma filosundaki durumun ise daha da kötü olduğu ifade edildi.
Raporda, ABD Donanmasının gücünü azaltan üçüncü etkenin personelin moralindeki düşüş olduğu belirtildi.
Uzun süreli görevler, denizdeki görev sürelerinin sürekli uzatılması ve personel üzerindeki devamlı baskının, askerlerle ailelerinin moralini ve dayanıklılığını aşındırdığı kaydedildi.
Emekli Amiral Phil Wisecup, 1990’lı yıllarda gerçekleştirilen bir araştırmada deniz görevlerinin altı ayı aşmaması gerektiğinin belirlendiğini, ancak 11 Eylül saldırılarının ardından bu standardın terk edildiğini hatırlattı.
Quincy’ye göre ABD Donanması yaklaşık 25 yıldır fiilen savaş dönemi şartlarına benzer bir tempoda faaliyet gösteriyor ve uzun süreli görevler olağan hale gelmiş durumda.
USS Gerald R. Ford uçak gemisinin bu duruma örnek olduğu belirtilen raporda, geminin Batı Asya’daki 11 aylık görevinin ardından çok sayıda teknik sorun ve ciddi biçimde yıpranmış bir mürettebatla ABD’ye döndüğü ifade edildi.
Raporda, gemiye aynı anda çok sayıda yeni ve yeterince denenmemiş teknolojinin yerleştirilmesinin ciddi sorunlara yol açtığı belirtildi.
Atık su sisteminde yaşanan arızalar ve çamaşırhane bölümünde çıkan yangın gibi olayların da mürettebat açısından son derece zor şartlar oluşturduğu aktarıldı.
Raporda, çok büyük bütçeler ayrılsa dahi ABD Donanmasındaki gemi sayısının kısa vadede önemli ölçüde artırılmasının mümkün olmadığı vurgulandı.
“Altın Filo” olarak adlandırılan ve donanmadaki gemi sayısını 450’ye çıkarmayı hedefleyen programın yalnızca başlangıç aşaması için en az 267 milyar dolar bütçeye ihtiyaç duyduğu belirtildi.
Mali kaynaklar sağlansa bile bu büyüklükte bir filonun kurulmasının onlarca yıl süreceği ifade edildi.
Quincy, son 20 yılda gemi inşa bütçesinin iki katına çıkmasına rağmen ABD Donanmasındaki gemi sayısında kayda değer bir artış yaşanmadığını da kaydetti.
ABD’li düşünce kuruluşu raporun sonunda, ABD Donanmasının İran yakınlarında geniş kapsamlı bir filo konuşlandırmaya ve bu gücü bölgede tutmaya hâlâ muktedir olduğunu belirtti.
Ancak bunun ABD Donanmasının mevcut şartlardaki neredeyse azami kapasitesi olduğu vurgulandı.
Raporda, bölgede konuşlandırılan Amerikan filosunun geniş çaplı bir deniz çatışmasına girebilecek durumda olmadığı ifade edildi.
Bunun nedeni olarak ise ABD’nin muhtemel kayıpların yerini doldurabilecek yeterli sayıda gemiye ve zarar gören savaş gemilerini hızlı biçimde onarabilecek bakım kapasitesine sahip olmaması gösterildi.
