8 ay işkence yaptılar

8 ay işkence yaptılar

'Tapu çetesi'yle ilgili mağdurların ifadeleri polisleri bile şoke etti

Tapu çetesinin Beykoz'da aç ve sussuz bırakarak öldürdüğü 93 yaşındaki Vanda Ayaşlı Esen'den sonra ortaya çıkan yaşlı kadının evlatlığı İbrahim Ayaşlı Esen'i de kaçırarak işkence yaptığı ortaya çıktı. Mersin'e kaçırılarak 8 ay işkence edilen İbrahim Ayaşlı Esen'in başından geçen kaçırılma ve kurtarılma hikayesi de filmlere taş çıkaracak cinsten.



Çetin Acar önce konuşmak istemedi ancak cesetler çıkmaya başlayınca suçlarını tek tek itiraf etti. Beykoz'da 93 yaşındaki Vanda Ayaşlı Esen (Vanda Jeanne İvornne) adlı yaşlı kadını evlerini aldıktan sonra öldüren 'Tapu çetesi'yle ilgili mağdurların ifadeleri polisleri bile şoke etti. Çetenin elebaşı Diyarbakırlı Çetin Acar'ın Vanda Ayaşlı Esen'in mülklerine el koyduktan sonra ortaya çıkan yaşlı kadının evlatlığı İbrahim Ayaşlı Esen'i de kaçırarak 8 ay boyunca işkence yaptığı ortaya çıktı. Polisteki ifadesinde başından geçenleri anlatan İbrahim Ayaşlı Esen'in kurtulma hikayesi ise filmlere taş çıkartacak cinsten.
NOT YAZDI

İbrahim Esen, polisteki ifadesinde, kaçırılış hikayesini şöyle anlattı:

"Çetin Acar, satış aşamasında beni Şişli'deki bir büroya çağırdı. Büroya gittiğimde bana çay ikram etti. Sonra kendime geldiğimde, bir arabanın içindeydim, yanımda silahlı 3-4 adam vardı. Sanıyorum, çayıma uyku ilacı katarak beni bayıltmışlardı. Sonradan Mersin'de olduğunu öğrendiğim bir yerde, 8 ay 4 gün boyunca tutuldum, aç ve susuz bırakıldım. Bir gün, yer değiştirmek için arabayla giderken, tuvaletimin geldiğini söyleyerek izin istedim. Bir benzinliğin tuvaletine girdim. Bir kağıda tutulduğum yerin adresiyle birlikte, 'Beni kaçırdılar ve işkence yapıyorlar. Yardım edin' diye yazıp, içine bozuk para koyarak, tuvaletin camından attım. Notu bulan bir kadın polise gitmiş. Polis 24 Aralık 2007'de beni kurtardı."

İbrahim Ayaşlı Esen'in avukatı Cevdet Kıran da İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğ ekiplerinin cinayetlerin ortaya çıkarılması için büyük özveriyle çalıştığını belirterek, "Aile adına hepsine teşekkür ediyorum" dedi.

BİR YIL ÖNCE TAHLİYE OLDU

Bu arada çeteyle ilgili operasyon da genişleyerek devam ediyor. 2003 yılında yine bir vatandaşın malına zorla el koyduğu gerekçesiyle tutuklanan çetenin lideri Çetin Acar'ın bir yıl önce tahliye olduğu belirlendi. Çete lideri Eşi Nurcan Acar, ağabeyi Bülent Acar, kardeşi Erkan Acar ve karısı Songül Acar'la birlikte lüks bir villada yakalandı. Çetin Acar'ın kardeşlerinin de adam kaçırma ve gasp gibi suçlardan üçer sabıkası bulunduğu belirlendi.

Gözaltına alınan 35 kişi'den 18'i, ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı. Beykoz Tapu Müdürü Gülten Doğan Temur ile Şişli Tapu Müdürü Necdet Akkaya, Ümraniye Tapu Müdür Yardımcısı Turhan Tecik ve yaşlılara 'normal ölüm' belgesi verdiği iddia edilen iki doktorun da aralarında bulunduğu 17 kişinin sorguları devam ediyor.


4. kurban Aydınlıyurt mu?

Polis, Silivri'deki Sentetik Dokuma ve Sanayi A.Ş'nin sahibi Kemal Aydınlıyurt'un 2004 yılında kaybolan eşi Gönül Aydınlıyurt'un da dehşet saçan tapu çetesinin 4'üncü kurbanı olma ihtimalini değerlendiriyor.Polis yaptığı çalışma sonucu, Aydınlıyurt'un kullandığı aracı, Çatalca'da yanmış halde bulmuş ancak araçta cesede rastlanmamıştı. Aydınlıyurt'un kaybolduğu gün, eşi kaçırılmış olabileceğini düşünerek bankalara ve tapuya satış ve para çekme yasağı koydurdu.


KANLI SERVETLE HEYBELİ'DE VİLLA

Çetin Acar'ın, Dr. Şemsiddin Geçgil ile ablası Fikriye Geçgil'in Cihangir'deki evi ile Vanda Ayaşlı Esen'in Beykoz'daki yalısından elde edilen paranın büyük bölümünü gayrimenkule yatırdığı belirlendi. Beykoz'daki yalıyı 6 milyon YTL'ye Muşlu bir işadamına satan Çetin Acar'ın, Heybeliada'da bir villa aldığı, paranın bir bölümünü de bir bankanın

kasasında tuttuğu tespit etti. Acar'ın bu Heybeliada'daki villayı Şemsiddin Geçgil'in evi ve bankadaki parasından elde ettiği gelirle 5 milyon dolara satın aldığı öğrenildi. Çete lideri Çetin Acar'ın aynı mahallede

ikinci bir villanın yapımına da başladığı belirlendi.


Rukiye Sultan'ın yüzgörümlüğü

93 yaşındaki Ermeni asıllı Vanda Ayaşlı Esen'den (Vanda Jeanne İvornne) çetenin gasp ettiği Prenses Rukiye Yalısı, Mısırlı Abbas Halim Paşa'nın eşi Rukiye Hanım'a yüz görümlüğü olarak verildi. 1895'te yapıldığında adı Refika Sultan olan yalı, Rukiye Hanım tarafından 1900'lerin başında yenilendi, adı da Prenses Rukiye Yalısı olarak değiştirildi. Kanlıca Körfezi'ndeki yalı, Halim Sadullah Ayaşlı Paşa'ya, o öldükten sonra da eşi Vanda Ayaşlı Esen ve evlatlıkları İbrahim Ayaşlı Esen'e kaldı. Vanda Ayaşlı Esen, bir yıl kadar önce çok rutubetli olduğu ve bakımıyla uğraşamadıkları için yalıyı satmaya karar verdiler. Yalıya, bir emlakçı aracılığıyla Koç Grubu talip oldu. Vanda Esen, emlakçıyla aralarında çıkan 50 bin dolarlık anlaşmazlık nedeniyle, yalıyı satmaktan vazgeçti.

YALININ İÇİ BOŞALTILDI

Aynı dönemde yalının satışa çıkarıldığından haberdar olan Çetin Acar, İbrahim Ayaşlı Esen'e ulaştı. Yalı için taraflar, 4 Milyon 500 Bin YTL'ye anlaştı. Ardından İbrahim Ayaşlı Esen'i kaçıran şebeke, annesi Vanda Ayaşlı Esen'in bulunduğu yalıya bir kadın ve çok sayıda adam yerleştirdi. 2. derece tarihi eser olan yalının içinde bulunan 40 bin dolar para, mücevher ve Vecihi Paşa'dan kalma yağlı boya tablonun da aralarında bulunduğu değerli eşyalar aynı gün boşaltıldı. Bir minibüs ve iki otomobil de satıldı. Çetin Acar, Esen'den, yalıyı 15 Mayıs 2007 tarihinde devraldı. 5 gün boyunca su ve yemek verilmeyen yaşlı kadın, 20 Mayıs günü yalıda öldü. Acar, 5 Milyon YTL'ye aldığını belgelediği yalıyı, 6 Milyon 500 Bin YTL'ye ünlü bir matbaanın sahibi Atilla C'ye sattı.