7 çocuğunu şehit veren Gazzeli anne: "Hayvan yemi yediler; bir gün şikayet etmediler"

7 çocuğunu şehit veren Gazzeli anne: "Hayvan yemi yediler; bir gün şikayet etmediler"

Siyonist vahşet karşısında Direniş'in yıkılmaz kalesi olan Gazzeli anneler, işgalin psikolojik harp stratejilerini yerle bir ediyor.

İşgalci İsrail'in, ABD ve Batı emperyalizminin sınırsız askeri ve siyasi desteğiyle Gazze'de yürüttüğü soykırım, Filistin halkının sarsılmaz direniş kayasına çarpmaya devam ediyor. Siyonist rejimin Gazze'nin kuzeyini insansızlaştırmak için devreye soktuğu "Generaller Planı" ve sistematik açlık politikası, topraklarını terk etmeyi reddeden sivillerin destansı direnişiyle hezimete uğradı.

Bu direnişin en sarsıcı örneklerinden biri, Gazze'nin kuzeyindeki Beyt Hanun'dan İngilizce öğretmeni Saide Ebu Avde'nin hikayesi oldu. "Hayatta Kalanlar" (En-Nacun) kanalına konuşan Ebu Avde, Şati Mülteci Kampı'nda "güvenli" olduğu iddia edilen bir BM okuluna sığındıkları sırada, Siyonist savaş uçaklarının kasten düzenlediği bombardımanda eşi Avni'yi ve yedi çocuğunu (Yusuf, Ruqayya, Maysun, Rana, Mayar ve 3 yaşındaki İyas) kaybetti. Ancak Gazzeli annenin acısı, Siyonistlerin umduğu gibi bir teslimiyete değil, küresel emperyalizme karşı bir direniş manifestosuna dönüştü.

"İlahi bir seçilmişlik: Gücümüzü El-Kavi olan Allah'tan alıyoruz"

Yaşadığı akılalmaz kayba rağmen isyan etmek yerine "Elhamdülillah" diyen Saide Ebu Avde, Direnişin asıl yenilmez gücü olan manevi tahkimatı şu sözlerle özetledi:

"Sanki Allah bizi kendi gözetiminde, kendi gözü önünde bu günler için yetiştirdi (Tâhâ Suresi, 'Ve li-tusnea alâ aynî'). İnsan böyle bir kaybı yaşayıp nasıl ayakta kalabilir, nasıl 'Elhamdülillah' diyebilir? Biz bu gücü Allah'ın 'El-Kavi' (En Güçlü) isminden aldık. Bunu hayatımda bizzat yaşayarak tattım. Onların (çocuklarımın ve eşimin) İslam için, dinin zaferi için birer kurban (kurbanin) olmalarını diliyorum. Kanları boşa gitmesin. Gazze dünyada yüzde bir bile olsa bir değişim yaratacaksa, buna onların sebep olmasını isterim."

Siyonistlerin psikolojik harbi Kur'an ayetlerine çarptı

İsrail ordusunun sivil ölümlerini maksimize ederek halkı direnişten koparma stratejisi (Dahiya Doktrini), Gazze'nin İslami şuuru karşısında çökmüş durumda. Şehadeti bir son değil, en yüksek onur olarak gören Ebu Avde, Batı'nın seküler akılla anlayamadığı bu psikolojik üstünlüğü şu ayetle vurguladı:

"Ben razıyım. Başkaları bana 'razı olmalısın' dediği için değil, insanlar 'bak ne kadar metanetli' desin diye de değil; Allah böyle istediği için razıyım. Kur'an'daki 'Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin' ayetine kalpten iman ettim. Onlar ölü değiller. Şu an bu dünyadan çok daha güvenli, çok daha nezih ve asil bir yerdeler."

Açlık silahına karşı hayvan yemiyle gelen onur

Siyonist rejimin Gazze'nin kuzeyinde kitle imha silahı olarak kullandığı sistematik açlık da teslimiyet getiremedi. Şubat ve Mart aylarında bölgeye bir gram dahi un girişine izin verilmezken, Filistinlilerin gösterdiği tevekkül direnişin toplumsal tabanını gözler önüne seriyor:

"Kuzeye hiçbir şey girmedi. İnsanlar hayvan yemlerini, arpayı ve mısır kırmasını öğütüp yedi. Her sabah çocuklarımla çıkıp doğadan ebegümeci (hubeze) topluyorduk. Bütün çocuklarım okul birincisiydi, refah içinde büyümüşlerdi. Ancak o iki ay boyunca, önlerine koyduğum ebegümeciyi veya bir çeyrek hayvan yemi ekmeğini yerken çocuklarımdan hiçbiri bir gün bile 'neden' deyip şikayet etmedi, daha fazlasını istemedi. Bu şikayetsizlik, direnişimizin mayasıdır."

"Bu topraklar iki kimliği barındırmaz"

Batı'nın "İnsan Hakları" maskesinin Gazze enkazı altında paramparça olduğunu belirten Gazzeli anne, dünyayı yöneten küresel emperyalist sistemi "kan emici ve çocuk katili aşağılık bir güruh" olarak tanımlarken, tarihi bir mesajla sözlerini noktaladı:

"Eğer Allah yolunda ölmediysen, Allah yolunda yaşamak zorundasın. Ve inanın Allah yolunda yaşamak, Allah yolunda ölmekten daha zor olabilir. Biz savaşı seçmedik ama topraklarımızı ve dinimizi savunmayı seçtik. Bu topraklar uğruna, kalbimin yedi parçasını, en sevdiğim şeyleri feda ettim. Kur'an'ın 'Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyiliğe eremezsiniz' sırrına mazhar olmayı umuyorum. Bu topraklar bizimdir, başkasına ait değildir. Bu topraklar iki kimliği barındırmaz; burada ya biz varız, ya da biz!"

islami analiz