Yargı Reformu İçin İlk Adım
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, hazırlanan "Yargı Reformu Stratejisi Taslağı"nın hazır olduğunu ve 4 yıl içinde uygulamaya geçirileceğini bildirdi.
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan "Yargı Reformu Stratejisi Taslağı"nın; 4 yıl içerisinde, belki 4 yıldan biraz daha fazla bir zaman dilimi içerisinde yargı alanında gerçekleştirmeyi planladıkları reformlarla ilgili yol haritaları olduğunu söyledi. Adalet Bakanı Şahin, AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn ile makamında yaptığı görüşmenin ardından Rehn'e ilettiği "Yargı Reformu Stratejisi Taslağı" hakkında gazetecilere bilgi verdi. Şahin, "Yargı Reformu Stratejisi Taslağı"nda; yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi, tarafsızlığın geliştirilmesi, verimliliği ve etkinliğinin arttırılması, yargıda mesleki yetkinliğin arttırılması, yargı örgütü yönetim sisteminin geliştirilmesi, yargıya güvenin arttırılması, adalete erişimin kolaylaştırılması, uyuşmazlıkları önleyici nitelikteki tedbirlerin etkin hale getirilmesi ve alternatif çözüm yollarının geliştirilmesi, ceza infaz sisteminin geliştirilmesi, AB müktesebatına uyum sürecinin gerektirdiği mevzuat çalışmaları alt başlıklarının bulunduğunu anlattı.
Türk Ticaret ve Kişisel Verilerin Korunması kanunlarını bu çerçevede Temmuz ayından önce çıkartmayı planladıklarını ifade eden Şahin, Kişisel Verilerin Korunmasıyla ilgili kanun tasarısının yarın Adalet Komisyonunda ele alınacağını belirtti.
Şahin, "Bu; bizim, önümüzdeki dönemle ilgili 4 yıl içerisinde, belki 4 yıldan biraz daha fazla bir zaman dilimi içerisinde yargı alanında gerçekleştirmeyi planladığımız reformlarla ilgili yol haritamızdır" dedi.
Planın bir taslak olduğunun altını çizen Şahin, 24 Mayıs'tan itibaren Antalya'da Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri, Türkiye'deki tüm başsavcılar, Adalet Komisyonu başkanları ve Adalet Bakanlığının üst düzey bürokratlarıyla bir hafta süreyle bu taslağı tartışacaklarını anlattı.
Şahin, "Yani bu taslağın oluşumuna, bizzat yargı reformunda elde ettiklerimizi hayata geçirecek olan, uygulayacak olan hakim ve savcılarımızı da katıyoruz, onlarla bu reform çalışmalarını hazırlıyoruz ki uygulamada da tam bir isabet sağlayalım, başarılı olalım" dedi. Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Şahin, taslakta Anayasa Mahkemesi ile ilgili bir Anayasa değişikliğinin öngörülüp öngörülmediğine ilişkin soruya, "Anayasa Mahkemesi ile ilgili herhangi bir düzenlememiz bulunmuyor" yanıtını verdi.
Önceki yıl yayımlanan AB ilerleme raporunda Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısı ile ilgili olarak, "ilk derece mahkemelerinde görev yapan hakim ve savcılardan Kurul'da üye bulunmamasının bir eksiklik olarak değerlendirildiğini" hatırlatan Şahin, bu değerlendirme çerçevesinde yapılabilecek bir düzenlemenin de Anayasa değişikliği gerektireceğini söyledi.
Şahin, taslakta Anayasa değişikliği gerektirecek başka maddeler de bulunduğunu belirtti.
1 MAYIS OLAYLARI
Olli Rehn ile görüşmelerinde 1 Mayıs'ta İstanbul'da yaşanan olayların gündeme gelip gelmediği yönündeki soruya Şahin, "Hayır, bu konuyu hiç görüşmedik" yanıtını verdi.
Şahin, bir gazetecinin, "Gelmediyse dahi, bugün AB Troykasıyla yapılan toplantıda, AB tarafı bu konudaki kaygılarını iletti ve olayda orantısız güç kullanımının araştırılmasını istedi. Bu yönde bir gelişme var mı?" sorusunu şöyle yanıtladı:
"Benim bildiğim kadarıyla bu konudaki şikayetleri değerlendirmek üzere İçişleri Bakanlığı müfettiş görevlendirmiş olmalı. Çünkü dünkü Bakanlar Kurulu esnasında da Sayın Beşir Atalay bu doğrultuda bir beyanda bulunmuştu. Sayın Başbakanımız grupta yapmış olduğu konuşmada, sizler de yakinen takip ettiniz, 1 Mayıs'la ilgili bir değerlendirmede bulundular. O bakımdan ben Adalet Bakanı olarak izin verirseniz bu konuda Sayın Başbakanımız'ın değerlendirmelerine atıfta bulunarak, başka ilave bir şey söylemeyeyim."
Bir gazetecinin, "1 Mayıs'tan önce sendikaların Taksim'de eylem yapmasını anayasaya başkaldırı olarak nitelendirdiniz. Çıkan olaylardan sonra bu görüşünüzü muhafaza ediyor musunuz?" sorusuna ise Şahin şu yanıtı verdi:
"Benim söylediğim cümlelerden bir tanesi şuydu; 'Devlet kendisine meydan okutmaz.' Bu düşüncemi bugün de hala muhafaza ediyorum, gelecekte de muhafaza edeceğim. Çünkü Türkiye bir hukuk devletidir. Türkiye'de yasalar vardır. İnsanların da Anayasa'dan kaynaklanan temel hak ve hürriyetleri vardır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı da anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklerdendir. Ancak bu hakkın nasıl kullanılacağını kanun düzenlemiştir.
2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası, açık hava toplantılarının, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin nasıl yapılacağına dair hükümler içermektedir ve açık hava toplantılarının yapılacağı yerler yine yönetmelikle valilikler tarafından tespit edilmektedir. O bakımdan defalarca söylendiği gibi İstanbul'da dört tane açık hava toplantısı yapılacak yer var. 'Taksim'de yapılması mümkün değildir.' diyor yetkililer. Bu konudaki yönetmelik de öyle diyor. Hal böyleyken 'Biz illa orada yapacağız' denirse, bu mevcut yasalara bir karşı oluş değil mi? Gerçekten bu ülkede yasalara saygılı olan herkesin, özellikle bu konuda en titiz davranması gereken konfederasyonların ve sendikaların, 'madem ki öyledir. İzin verilen mekanlarda, bu mekanlardan birinde yapıyoruz' demesi lazım. 'Hayır illa 500 bin kişiyle buna rağmen ben Taksim'e yürüyeceğim' denirse, bu devlete bir nevi meydan okuma değil midir?
Devlet kendisine meydan okutmaz. Bunu söylediğim için kimse yadırgamasın. Biz bu devleti yolda bulmadık. Herkes kurallara uyacak. 'Ben kurallara uymam, istediğimi yaparım' hukuk devletlerinde olmaz. Türkiye'de devlet erkini kullananlar buna izin vermezler. Benim söylediğim budur, bunda yadırganacak bir şey yok. Ben inanıyorum ki bunlar her sağduyu sahibi insanın altına imza atacağı cümlelerdir. Bundan hareketle birtakım siyasi sonuçlar çıkarmak bana göre doğru yaklaşımlar değildir."
Parti olarak kendilerinin de Taksim'de miting yapmak isteyeceklerini ifade eden Şahin sözlerini şöyle sürdürdü:
"Niye? Çünkü Taksim'de yaparsanız yoldan geçenler, sağdan soldan geçenler gelir. Oraya insan toplamaya da gerek yok. Zaten oraya belirli insan toplanıverir. Kazlıçeşme'ye seçmenlerinizi, mensuplarınızı getirmek, öyle kolay bir şey değil. Biz de yapmak isteriz, ama yasalar ona izin vermediği için gidip biz Kazlıçeşme'de yapıyoruz. Bizim yapmış olduğumuz, katlandığımız bu fedakarlığa diğerleri niye katlanmayarak, 'orada yapacağız' diye gerginliklere yol açılıyor. Türkiye'de kanun hakimiyetini sağlamaya çalışanları desteklememiz, onlara arka çıkmamız gerekirken, 'Biz kanun manun tanımayız' diyenlerin takdir edildiği bir görüntü verilmiş olmasını son derece yadırgadığımı ifade etmek istiyorum."
ajanslar
