Üniveristede Başörtüsü İsteyen Lisede Zaten Açık Okudu

Üniveristede Başörtüsü İsteyen Lisede Zaten Açık Okudu

ODTTÜ Rektörü ile yapılan reportajda farklı konulara değinildi. Satrı aralarında yatan acı gerçekler dikkat çekiyor..

Safile USUL

Geçtiğimiz cuma günü yeni YÖK Başkanı’nın seçimiyle tekrardan gündeme gelen üniversite reformundan ne anlamamız gerektiğini konuşmak için ODTÜ’yü seçmiştim.
ODTÜ, çünkü, tarihi olan ve Türk üniversitesini temsil edecek bir isimdi kafamda.
ODTÜ Rektörünün kim olduğunu ve hatta yeni YÖK Başkanına yakın mı değil mi, bilmiyordum.
Ama baz olarak kişileri değil, kurumu seçmiştim aklımda.
Çünkü üniversite olgusunu konuşmak istiyordum.
Daha sonraki günlerde ise, ODTÜ Rektörü Ural Akbulut’un üniversitelerde türban serbestisine ilişkin basına yansıyan demecini okuyunca, üniversite olgusunun konuşulabileceği ve bazı konuştuğum üniversite öğretim üyeleri gibi YÖK Başkanına sevimli görünme, yaranma çabası içinde olmayan birisi olduğunu gördüm.
Üniversite ki, evkaf memuru olup da, müdüre sevimli görünmeye çalışarak yaşanacak en son yerlerden bir tanesi.
Ve, bize ülke olarak düşüncesi olan, bunu söyleyen ve bunu taşıyan insanlar lazım üniversitede. (de)
Hülasa, ODTÜ Rektörü ile arefe günü konuştum.
7 senedir ODTÜ Rektörü.
Kimya profesörü, 1945 Erzincan doğumlu.
ODTÜ Rektörü Akbulut çok uzun yıllardır, ta 90’lı ANAP yıllarından beri üniversite reformu çalışmalarının içinde.
Bunca yıldır üzerinde çalışılan şeylerden hiçbirisi nasıl olup da gerçekleşmemiş?
Diğer işlerimiz gibi tıpkı.
Okuyunca göreceksiniz.
Sorularım, öğrendiklerim ve onun görüşleri aşağıda.

- YÖK Başkanının üniversitede türban serbestisini gerçekleştiremeyeceğini söylediniz son bir demecinizde. Ama YÖK Başkanı bunu Hükümetle planlamış. Neden gerçekleştiremesin?
Anayasa Mahkemesi’nin kararı var. Bu yasa herkesi ve her kurumu bağlar. Bunun çiğnenmesi olamaz. Bu yasak çiğnendiğinde Anayasa Mahkemesinin kararı yine geçerli olacaktır.

- Anayasa Mahkemesi yeni bir karar verir de, “Yok, bu laikliği zedelemiyormuş meğer” derse?
Bu ülkede yasama, yargı ve yürütme birbirinden bağımsız erklerdir. Yürütmenin Yargıya hakimiyeti demokrasi açısından kabul edilmez. Yargıtay Başsavcısı’nın bu konuda söylediklerinin unutulmaması gerekir.


-Bu süreçte Ordu’nun pozisyonunu nasıl görüyorsunuz Türkiye’de?
Bu konuların MGK’da konuşulduğunu sanıyorum. Orduya Türkiye Cumhuriyeti’ni ve laikliği koruma ve kollama görevi verilmiştir yasalarda. Ordu da sanırım görüşlerini anlatmaktadır, anlatacaktır bu kapsamda. Ordu’nun görüş bildirmesi normaldir.


- Başörtüsü yasağı nedeniyle okulu bırakan kız öğrenciler var mı?
ODTÜ’de olmadı, yok. Başka üniversitelerde olabilir. Ama bunun çok az sayıda olduğunu düşünüyorum. Zaten bu kız öğrenciler için yeni bir durum yok ki. 12-13 sene okula gittikten sonra üniversiteye başlıyorlar. İlköğrenim ve lisede de yasak türban.

- Şu anda türban yasağının uygulanmadığı üniversiteler var mı?
Var. Bazı kampüslerde türbanlı öğrenciler görüyorum.

- Yeni YÖK Başkanı da ODTÜ’den. Onunla ilgili izlenimleriniz?
YÖK Başkanlığı ile benim onu tanıdığım yıllardaki konumu farklı. O izlenimlerimle onun YÖK Başkanlığı hakkında bir sonuca varamam. Öğrencisi tarafından sevilen biriydi. Ancak YÖK Başkanlığını izleyerek göreceğiz.

- Üniversite reformu diyoruz hep. Nedir bu?
Üniversitelere idari yetki, akademik yetki, mali yetki. OECD raporlarına göre bizdeki üniversitelerin özerklik notu 1.5 civarında. Avrupa’da ise 4.5 civarında bu. Mali, idari ve akademik özerklik yok. Bir dekan seçilecek, YÖK ona bile karışıyor. Yetkisi olsa bile YÖK’ün bunlara karışmaması lazım. Demokrasilerde yetki olsa da, bunu kullanmamayı da bilmek ve becermek gerekir. Her yetki her an kullanılmaz. Yetki sonuna kadar kullanılmaz. Bir üniversite bir fakültesine kendi dekanını kendisi seçebilmelidir. Bütçesini nasıl, nereye ve ne zaman harcayağına kadar verebilmelidir. Bir öğretim görevlisi yurtdışına kongreye gitmek istiyorsa, gidebilmelidir. Bizde dilekçeye cevap süresinde kongre oluyor da bitiyor.

- Bunca yıldır bu işin içindesiniz. Geçmiş Hükümetler döneminde, mesela, 57. Hükümet döneminde en son, neden sonuç alınmadı hiç?
Benim bu işle uğraşmam taa, 90’lı yıllara, ANAP zamanına gider. Mesut Yılmaz başbakanken çok somut bir proje oluştu da. Ancak seçim oldu ve yarım kaldı. Mesut Beyin planı üniversiteleri ilk etapta Hacettepe, ODTÜ gibi olgun ve tecrübeliler olmak üzere özerkleştirmekti. Bu adım adım özerkleştirme olarak planlandı. Çünkü henüz yeterince olgunlaşmamış ve tecrübe kazanmamış, üniversite niteliğini tam almamış olanlara özerklik verilmesi için erkendi. Ancak bu duyulunca diğer üniversitelerde özerklik istedi. Ve, buna taşradan muhalefet geldi. Bizde üniversiteler siyasilerin arzu ettikleri kişilere iş bulma kapısıdır aynı zamanda. Mesela “Şu şahsı idari müdür yapın, şu genci asistan olarak alın” şeklinde hep talepler gelir. Özerkleşme fikrine siyasilerden muhalefet geldi. Sonra da seçim oldu ve yarım kaldı tamamen.

- 57. Hükümet zamanı?
İşte o zaman çok şey oldu aslında. Bülent Ecevit profesörlere ve kıdemli doçentlere yüzde 30 zam verdi. Bu Türkiye tarihinde bir ilkti. Çok sayıda görüşmeler yaptık Hükümetle. Reform süreci devam edecekti. Ancak ekonomik kriz çıktı ve erken seçim geldi gündeme.


- Bu Hükümetten üniversite reformu bekliyor musunuz?
Reform için 5 sene vakitleri oldu ama birşey olmadı. Reform için ortam da yoktu. Hükümet gelir gelmez üniversiteleri acil eylem planına alarak üniversitelerde siyasi bir müdahale yapacağı hissi uyandırdı. Bu dönemde ne olacağını göreceğiz. Eğer yeni YÖK Başkanı Hükümeti ikna edebilirse, olabilir belki. Ama Hükümeti hakikaten ikna etmesi gerekir.

- Ne bekliyorsunuz şu anda reform adına?
YÖK’ün bazı yetkilerinin üniversite senatolarına devri, kadro sorunlarının çözülmesi. YÖK yetkileri azaltılmış bir yürütme kurumu haline gelmeli ve üniversiteler kendi idarelerini kendileri düzenlemeli. Akademik personel seçimi üniversitelerin yetkisi dahlinde olmalı. Hükümet kadro sayılarına müdahale ediyor. Yatırım bütçelerine müdahale ediyor. Labaratuar yapacalsınız, bütçe yok. Araştırma görevlisine ihtiyaç çok ama kadro yok. Yeni açılan 35 üniversite hangi kadrolarla döndürülecek, bu belli değil. Araştırma görevlisi kadrosu en acil ihtiyaçlardan. Yeni YÖK Başkanı bu konuda çalışmalı ve Hükümeti ikna etmeli.

- Teziç başarılı mıydı?
Bunu söyleyemem. Evet, Atatürk ilkelerine bağlıydı ama bu yeterli değil tek başına. YÖK Yürütme Kurulu dahi kurulmadı. Bu kurulsaydı daha çok yol almış olabilirdik. Ayrıca Teziç de üniversitelerin özerk olması gereken alanlarında çok müdahalelerde bulundu. AÜ Tıp Fakültesi’ne dekan seçtirmedi. Galatasaray Üniversitesine müdahale etti.

-Öğrenci birlikleri ne durumda üniversitelerde? Yasal engeller var mı hala?
Hayır. Yasal bir engel yok. Ama öğrenciler artık öğrenci birliklerine ilgi duymuyorlar. ODTÜ’de mesela, bazı bölümlerde öğrenci temsilcisi adayı bile bulunamıyor. Eskisinden farklı öğrenciler Türkiye’de. Siyasi ilgi az.

Gazeteport