Türkiye, Lübnan"daki riskleri abartırsa, stratejik fırsatları kaçırabili

Türkiye, Lübnan"daki riskleri abartırsa, stratejik fırsatları kaçırabili

Türkiye’nin diğer Avrupa ülkeleriyle birlikte Lübnan’a asker göndermesi AB yolunda Ankara’nın elini güçlendirir. Bölgede barış ve istikrar için Arap ve İslam ülkeleriyle köprü-ler kurmak Türkiye’nin çıkarınadır.’

Washington"da bulunan prestijli Ulusal Harp Akademisi (NWC) öğretim üyesi ve Ortadoğu uzmanı Prof. Kamal Beyoghlow, Türkiye"nin Lübnan"a asker gönderme kararıyla üstlendiği riskleri doğru yönetmesi durumunda bunun stratejik çıkarını güçlendireceğini söyledi. Zaman"a konuşan Prof. Beyoghlow, Lübnan"daki barışı koruma operasyonunun "riskli" olduğunu; ancak bu risklerin "idare edilebileceğini ve abartılmaması gerektiğini" belirtti. Türkiye"nin asker göndermesinin, ateşkesi korumada "çok önemli bir rol" oynayacağını vurgulayan Beyoghlow, bununla birlikte "bölgede güvenlik, istikrar ve barışı sağlama" olarak tanımladığı kendi "stratejik çıkarı"nı da güçlendireceğini ifade etti.

Dünyada "belirsizlikleri, riskleri ve istenmeyen sonuçları olmayan strateji bulunmadığını" hatırlatan Prof. Kamal Beyoghlow, "Risk almazsanız, asla fırsatlarınız olmaz. Ama eğer riskleri idare edebilirseniz, o zaman çok başarılı olabilirsiniz. Lübnan"da BM gücünün içindeki Avrupa birliklerine iyi entegre olmak bence tam da bu sonucu verir. Asgari maliyetle büyük bir fayda elde edilebilir." dedi. Beyoghlow, Türkiye"nin, "şimdi yaptığı gibi, durumu dikkatle incelemesi ve garantiler almasının" önemine de işaret etti.

ABD ve dünyada Türkiye"nin bölgede "büyük bir rol" oynamasını istemeyenler olduğuna ve Ermeni soykırımı iddialarına dayalı itirazlara dikkat çeken Amerikalı uzman, "Ben bunlara katılmıyorum. Geçmiş önemli; ama gelecek daha önemli. Türkiye"nin bu rolü oynaması doğaldır. Bölgede geniş ekonomik ve siyasi çıkarları var. Barış aktörü ve barışçı bir arabulucu rolünü oynamak için Türkiye mükemmel bir konumda." diye konuştu.

Prof. Beyoghlow, Türkiye"nin diğer Avrupa ülkeleriyle birlikte Lübnan"a asker göndermesinin AB"ye de "güçlü mesaj" niteliği taşıdığını ve AB üyeliği sürecinde Ankara"nın "elini güçlendirdiğini" vurguladı. Ankara"nın uzun süre kendini Arap ve İslam dünyasından uzak tuttuğunu da hatırlatan Beyoghlow, "Uzun vadede bölgede barış ve istikrar için Arap ve İslam ülkeleriyle köprüler kurmak Türkiye"nin çıkarınadır." şeklinde konuştu. Amerikalı öğretim üyesi, Türkiye"nin Suriye ve İran rejimleriyle son zamanlarda iyi ilişkiler kurmasına da "artı bir değer" olarak bakıyor. Türkiye"nin yıllar önce başlattığı "tüm komşularıyla iyi ilişkiler" politikasını "çok doğru ve akıllıca" bulduğunu söyleyen Beyoghlow, "Çünkü eğer Suriye ve İranlılarla sorunlar konuşulmazsa, uzun vadede barış ve istikrar elde edilemez." görüşünü savundu.

Lübnan"daki sorunları "sadece ateşkes" ile çözmenin mümkün olmadığını, "yeni bir strateji" gerektiğini vurgulayan Kamal Beyoghlow, "İsrail"in barışa tek taraflı yaklaşımı işe yaramıyor." tespitini yaptı. Beyoghlow"a göre İsrail-Filistin ve İsrail-Suriye arasında kapsamlı bir barış olması gerekiyor. Amerikalı uzman, "Suriye ile Golan Tepeleri konusunda pazarlıklara başlanırsa, barış süreci yeniden canlandırılırsa, uluslararası gücün iki ateş arasında kalması gibi bir sorun da olmaz." değerlendirmesini yaptı.

ABD"nin bölgenin "ana motoru" olduğunu ve onsuz kalıcı ve adil bir barışın kurulamayacağını ifade eden Prof. Beyoghlow, "ABD şu anda meseleye Türkiye dahil tüm bölgesel oyuncuların değil, sadece İsrail"in merceğinden bakıyor. Çok yönlü teşebbüslere geri dönmek lazım." dedi. Bush yönetiminin politikasının aksine Suriye ile görüşülmesi ve teşvikler verilmesi gerektiğini savunan Beyoghlow, Suriye"yle ilgili sorunların çözülmesi halinde bu ülkeyi İran"la aynı çizgide tutan saiklerin de azaltılacağını kaydetti

ZAMAN