SP'den Siyasilere Uyarı Mektubu
Saadet Partisi, Başbakan'a ve Meclis'teki bütün siyasi partilere uyarı mektubu gönderdi.
Saadet Partisi'nden, AKP ve MHP'nin üzerinde uzlaştığı üniversitede başörtüsü yasağı kaldıran değişiklikler için önemli uyarı geldi. SP Genel Başkan Recai Kutan imzasıyla Başbakan dâhil bütün siyasi partilere gönderilen mektubu açıklayan Şevket Kazan, öğrencilere serbestlik getirilirken çalışanlara yönelik yasağın sürmesinin sorunu daha da ağırlaştıracağını söyledi. Kazan, YÖK Kanunu EK–17. maddedeki değişikliğin CHP tarafından Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi halinde verilebilecek bir iptal kararının bütün emekleri boşa götüreceği, başörtülü hanımlar için yeni bir hüsran döneminin başlayacağını kaydetti.
Parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında AKP ve MHP'nin Meclis'e sunduğu başörtüsü yasağını kaldıran Anayasa değişikliğine ilişkin mektubun içeriğini açıklayan SP Genel Başkan Yardımcısı Şevket Kazan, hukuki düzenlemede yapılan yanlışlara dikkat çekti. Yeni bir hayal kırıklığına sebep olmaması ve hataların düzeltilmesi için acil çağrıda bulunan Şevket Kazan, " Biz Saadet Partisi olarak bu konuda ve bu aşamada yeni bir hayal kırıklığı yaşanmaması ve tanınacak hakkın Anayasanın 10. Maddesi gereği kamu çalışanlarını da kapsayabilmesi için yapılacak değişiklik hususunda AKP ve MHP yetkililerini son defa uyarmak mecburiyetini hissettik" dedi.
DEĞİŞİKLİK 24. MADDE OLMALI
Mevcut ve bir bakıma keyfi bu yasaklamaları kaldıracak olan düzenlemenin Anayasanın 10. ve 42. maddeleriyle, YÖK Kanununun geçici 17. maddesinde değil, sadece Anayasanın Din ve Vicdan özgürlüğünü düzenleyen 24. maddesinde yapılması gerektiğini belirten Kazan, kısıtlanan hakkın konusunun Anayasanın 24. Maddesine girdiği vurguladı.
"Zira uygulanan yasak yüzünden mağdur olan kızlarımız başörtüsünü inançlarından dolayı taktıklarını, oysa uygulamalar yüzünden din hürriyetlerinin ihlal edildiğini iddia etmektedirler ki bu doğrudur" diyen Kazan, AKP adına bilim kurulunun hazırladığı Anayasa taslağında bu konun aynı maddede alternatifli olarak düzenlendiğine işaret etti.
Kazan, bu nedenle sorunu Anayasanın 10, 42 ve YÖK Kanununun EK 17. Maddesinde yapılacak değişiklikle çözmeyi amaçlamanın son derece yanlış olduğuna işaret etti.
Anayasanın 10. maddesinin tüm vatandaşların kanun önünde her halükarda eşitliği prensibini öngören bir madde olduğunu vurgulayan Kazan, " Eğitime devam edeceklere bir hakkı tanırken kamuda çalışmak isteyenlere kapalı tutan bir hak düzenlemesi nasıl olur da maddedeki eşitlik ilkesiyle bağdaştırılabilir ?" dedi.
Anayasanın 42. Maddesinin ise Anayasanın dokunulmaz, devredilmez kişi hakları bölümünde değil, iktidarların, kamu ve özerk yönetimlerin çok defa ihmal ettiği sosyal ve ekonomik haklar bölümünde yer aldığını hatırlatan Kazan, "Bu bakımdan kişilere mutlak manada tanınan bir hakkın korunabilmesi bu hakkın ancak kişi hakları bölümünde yer almasıyla mümkün olabilir" diye konuştu.
İPTAL TEHLİKESİ
AKP ve MHP heyetlerinin Anayasa'nın 10 maddesinde yapılmasını ön gördükleri değişikliğin aslında maddenin yürürlükteki kapsamına getirdiği hiçbir yenilik bulunmadığına işaret eden Kazan, yürürlükteki metinde "bütün işlemler" ifadesinin zaten vatandaşın lehine veya aleyhine yapılacak bütün hizmetleri esasen kapsayan -bu arada "her türlü kamu hizmetlerinden yararlanmayı" da içeren bir anlam ifade ettiğini kaydetti.
Anayasa'nın 42. Maddesinde yapılan değişikliği de eleştiren Şevket Kazan ,"Yürürlükteki maddeye yapılan ilaveler, hele hele öğrenim hakkının kanunla sınırlanabileceğine dair ifade özgürlükçü bir Anayasanın değil ancak despotik bir Anayasanın ifadesi olabilir" dedi.
Değişiklik paketi içerisine konulan YÖK Kanununun Ek.17. maddesine ilişkin değişikliğin ise kanunun iptali için fırsat kollayan bir muhalefet partisinin ekmeğine yağ süreceğine dikkat çeken Kazan, "Anayasa Mahkemesine yapılacak bir başvuru ve bu başvuru üzerine Anayasa Mahkemesince verilebilecek bir iptal kararı bütün emeklerin boşa gitmesi, mağdure hanımlarımız için hüsran ve hicran döneminin yeniden başlaması demektir" dedi.
SAADET'İN TEKLİFİ
Saadet Partisi'nin sorunun kökten çözümü için Anayasa'nın sadece 24. Maddesinde değişiklik teklif ettiğini kaydeden Kazan, "Zira bu madde hem konuyla doğrudan doğruya ilgili, hem gerçek manada kişi hakkını düzenleyen hem de her halükarda Anayasanın 15 maddesinin son fıkrasının teminatı altında olan bir maddedir" dedi.
Kazan, şöyle konuştu:
"Anayasa'nın 24. Maddesinin 1.fıkrası sonuna şu cümlenin ilave edilmesi sorunu çözmek için yeterlidir."Kimse dini inancından ve inancına uygun kılık ve kıyafetinden dolayı Anayasada açıkça belirtilen haller dışında ( ki mevcut 15. madde din ve inanç özgürlüğünü bu hallerin tamamen dışında tutmuştur) hiçbir temel haktan mahrum edilemez."
OLACAKLARA DİKKAT!
Anayasa değişikliğinin AKP ve MHP'nin uzlaştığı şekliyle yasalaşması halinde ortaya çıkabilecek sorunlara da dikkat çeken Şevket Kazan, " Sadece yüksek öğrenim dönemi için tanınan bir hak, üniversite öncesi ve sonrası için çekilmekte olan sıkıntıları daha da ağırlaştıracak, Hizmet alan bir kısım hanımlara özgürlük tanırken, hizmet verene özgürlük tanımamak ileri ki yıllarda ülkenin gitgide ağırlaşan başlıca sorunlarından biri olmaya devam edecektir" dedi.
Üniversiteler açısından YÖK. Ek 17. Maddenin esasen sorunu çözdüğünü kaydeden Kazan, "Bu maddenin Meclis tarafından kabulünün gerçek amacı da budur. Ortada bir iktidar partisi olan AKP'nin sadece bir icra, bir uygulama zaafı vardır. Bu zaaf ortadan kalkarsa esasen mesele halledilmiş olur" dedi.
Kazan, sadece tek bir temel insan hakkıyla ilgili olan bu yasama faaliyetinin tam anlamıyla ve başarıyla sonuçlanmadığı takdirde, daha sonra yapılması düşünülen Anayasa değişikleri için de yolun kapanacağını kaydetti.
ÜTOPİK YAKLAŞIM
Gazetecilerin sorularını da cevaplandıran Şevket Kazan, çene altı bağlama yöntemine ilişkin olarak "Gazetelerde çeşitli resimler var. Bunlar tamamen ütopik yaklaşımlardır. Çene altı, çene üstü. Bunlar İslam'ın zorunlu gördüğü bir husus değildir. Eğer dini özgürlük açısından konuyu ele alıyorsak, İslam'ın emri olan sadece başın örtülmesidir. Yoksa, şu şekilde veya bu şekilde bağlanmış olması değildir" dedi. Kazan, nasıl bağlanacağı konusunun Diyanet'i ilgilendiren bir husus olduğuna işaret etti.
Kazan, sadece üniversitedeki özgürlük için AKP'de yapılan ilk adım savunmasını da eleştirerek, "Bunlar yüreksizlikten ve beceriksizlikten kaynaklanıyor. Yeri geldiği zaman eğer kanun kendisine yetki verdiyse, bir tek bakan bile bu konudaki hukuksuz engellemeleri ortadan kaldırabilir" dedi.
Moğultay döneminde çıkarılan bir genelge çıkarılmış başörtülü avukatların duruşmalara girmelerine, icra ve tapu dairelerindeki iş takibine yasak getirildiğini hatırlatan Kazan, "1996'da geldiğim zaman bu yasaklayıcı genelgeyi önümde buldum. İlk yaptığım iş, bir genelge ile yönetmeliği yürürlükten kaldırmak olmuştur. Ve ondan sonraki süreç içinde 54. hükümet sonuna kadar bu böyle devam etti" dedi.
