"SONUNDA HUKUKU DA, SİYASETİ DE, İMAJI DA ÇİZDİRDİK."
Siyasi Partiler Kanunu'nun 90'ıncı maddesine göre 'Siyasi partiler, seçimlerde başka bir partiyi destekleme kararı alamazlar' Buna göre mesela DSP, bu seçimde CHP'yi destekleme kararı alırsa, 'Kapatılabilir' bile. Ama destekliyor işte.
Mehmet Barlas Yazıyor...
Doğu Avrupa'nın Sovyet Bloku ülkelerinin ortak pazarına "COMECON" denilirdi.
Bir hikaye anlatılır COMECON hakkında... Buna göre Çekoslovakya bir Deniz Ticaret bakanlığı kurunca, COMECON Genel Sekreteri, Prag'daki hükümeti uyarmış."Sizin deniziniz yok. Deniz Ticaret bakanlığı kuramazsınız" demiş. Bunun üzerine Çekoslavak yönetimi de "Ama Sovyetler'de Adalet Bakanlığı, Bulgaristan'da da Kültür Bakanlığı var" diye cevap vermiş COMECON Genel Sekreteri'ne.
Şimdi bizde de buna benzer hikayeler üretilebilir.
Örneğin Siyasi Partiler Kanunu'nun 90'ıncı maddesi şöyle:
Madde 90 - Siyasi partilerin tüzük, program ve faaliyetleri Anayasa ve bu
Kanun hükümlerine aykırı olamaz. Siyasi partiler, tüzük ve programları dışında faaliyette bulunamayacakları gibi seçimlerde başka bir partiyi destekleme kararı da alamazlar.
Buna göre mesela DSP, bu seçimde CHP'yi destekleme kararı alırsa, "Kapatılabilir" bile.
Ama destekliyor işte.
"Hukuk var mı" sorusunu bir yana bırakıp, "Peki siyaset var mı" sorusuna dönelim isterseniz.
Eski İskenderiye'de hamal çavuşları, gemilerden çuval indiren hamallara "Yere siyaseten koy" diye bağırırlarmış. Yani "Kırıp dökme çuvaldakileri" derlermiş.
Şimdi, hatırlayın 28 Şubat 1997 post-modern darbesinin DYP'sini... Seçilmiş hükümet devrilmiş, Tansu Çiller'in DYP'si bölünmüş ve seçilmemiş ANAP'ın Genel başkanı Mesut Yılma başbakan atanmıştı.
Bugün yıl 2007... Mesut Yılmaz, DYP'nin DP'sinin milletvekili adayı. Tansu Çiller ise yalısında ve siyaset dışında.
DYP'nin Genel Başkanı Mehmet Ağar ile pazarlık yapıp, kendine bağlı isimlerin de aday olmasını istiyor Mesut Yılmaz... Hürriyet'in haberine göre de, Mehmet Ağar "Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP"nin peşine takıldılar imajından kurtulmaya çalıştıklarını" söylüyor.. Yılmaz ise "Önümüzde kısa bir süre var. Zaten bu imajı silmek için yeterli zaman yok. Halka yakın gelen doğru isimleri listelere almazsınız, sıkıntı daha da artar. Özellikle belli illerde, marka olmuş, tek başına gelme şansı olan isimleri bulup çıkarmak gerekir" diye bastırmaya devam ediyor.
Evet... Siyaset de, imajlar da şu anda var olmak ile yok olmak arasında ülkemizde.
"Bereket hukuk var" diyebilir miyiz acaba?
