Ünlü İngiliz düşünür John Gray’e göre Trump’ın İran savaşı, Amerikan otoritesini yeniden inşa etmek şöyle dursun, Washington’un küresel süper güç statüsünün fiilen sona erdiğini müjdeliyor.
Gray, The New Statesman'da yayımlanan “The End of the American Empire” (Amerikan İmparatorluğu'nun Sonu) adlı makalesinde bu çöküş sürecini stratejik bir hatadan ziyade "kolektif bir ahmaklık" olarak nitelendiriyor.
'Ahmaklığın İran yürüyüşü': Elde olanı da yitirmek
İngiliz siyaset bilimci analizine Amerika'nın İran harekâtının herhangi bir hedefe varmak yerine Hürmüz Boğazı'nın kapatılması gibi elde olanların da yitirildiği bir süreç olarak tanımlayarak başlıyor:
"Trump'ın bu girişimi, tam anlamıyla felakete doğru bir yürüyüşe dönüştü. Geçen haziran ayında sözde 'yok edilen' İran'ın nükleer kapasiteye ulaşmasını engelleme amacından sapan operasyon; Hürmüz Boğazı'nın açılması ve savaş öncesi durumun yeniden tesisi gibi imkânsız bir hedefe kaydı.
“Ancak amaç ne olursa olsun, savaş öncesi statüko artık geri döndürülemez bir noktada. Boğazın Batı gemilerine askeri güçle yeniden açılması girişimi muhtemelen çok yüksek Amerikan kayıplarına yol açacak ve Amerikan kuvvetleri bölgeden ayrılır ayrılmaz boğazın yeniden İran kontrolüne geçmesiyle sonuçlanacaktır.”
'İran nihai çözülmeyi başlattı'
İngiliz düşünür bu noktada, boğazı yeniden açan bir ateşkes planı üzerinde anlaşılsa dahi, Tahran'ın “sahada stratejik üstünlüğe sahip olmaya devam edeceğini” belirtiyor ve ekliyor:
“Dünya ekonomisine zarar verme kapasitesi kanıtlanmış, bombalanmış bir askeri-teokratik yönetim, ABD emperyal gücünün nihai çözülüşünü resmen başlatmıştır."
Sahadaki körlük
Tarihçi Barbara Tuchman’ın “Hükümetlerin, kendi çıkarlarına aykırı olduğunu bildikleri politikaları inatla sürdürmesi.” kavramını makalesine taşıyan Gray, Trump’ın İran’ı "birkaç kişiyi ortadan kaldırarak" dize getirebileceği inancını, Truva Atı'nı içeri alan Truvalıların körlüğüne benzetiyor.
Düşünür, Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu Venezuela’dan kaçırma operasyonunun İran’da sökmediğini ve bu durumun gelecekte de değişmeyeceğini vurguluyor. İran rejiminin toplumun kılcal damarlarına, ekonomiye ve inanç sistemine (şehadet kültürü) kök saldığını; halk arasında “şehadet kültürü” olduğunu, bu gruplar için savaşın sadece siyasi değil, bir varoluş ve mülkiyet savaşı olduğunun altını çiziyor.
Jeopolitik mi psikopatolojik mi?
Gray’e göre Trump’ın eylemleri artık jeopolitik rasyonaliteyle açıklanamaz. Uzman, Trump'ı “hatırlayamadığı geçmişi acı verici bir şekilde yeniden canlandıran bir figür.” olarak tanımlıyor ve şöyle açıklıyor:
“Trump’ın bu savaşı, zihnin, tam olarak hatırlayamadığı şeyleri davranışlarla dışa vurduğu bilinçdışı bir süreç. Her ne kadar anın insanı olsa da, Trump geçmişi yeniden kurgulama ve Amerika’nın – ve kendisinin – büyüklüğünü yeniden ortaya koyma dürtüsüyle hareket ediyor gibi görünüyor.”
Gray, Beyaz Saray’ın Doğu Kanadı’nı yıkarak devasa bir balo salonu inşa etmeye çalışan Trump ile küresel düzeni yıkıp yerine bir şey koyamayan Trump arasında paralellik kuruyor:
"Mutlak güç fantezisi gerçekliğin duvarına çarptığında, verilen tepki sadece tutarsız bir öfkedir. Donald Trump ne yaptığını bilmiyor."
İç ve dış müttefiklerin kopuşu
Gray, Trump'ın politikalarının kendi tabanında yarattığı çözülme ve bunun gelecek ara seçimlere yansımasına da işaret ediyor. “Çılgınlık” olarak tanımladığı savaşın Avrupalı potansiyel müttefikleri de kendisinden uzaklaştırdığına dikkat çekiyor:
“Savaş, siyasi açıdan ona ancak zarar verebilir; benzin fiyatlarını yükseltecek ve kasım ayındaki ara seçimlerdeki zaten zayıflayan şansını daha da kötüleştirecektir. Bu savaş, “sonsuz savaşlar”a son vereceğine dair seçim vaatlerini hiçe saymakta, parçalanmakta olan MAGA tabanının neo-izolasyonist 'Önce Amerika' kanadından onu uzaklaştırmakta ve rakibi J.D. Vance’in (Başkan Yardımcısı) elini güçlendirmektedir. Uluslararası alanda ise bu seferberlik onu sadece marjinalleştirebilir. Avrupa’daki sağ – Marine Le Pen, Giorgia Meloni, Almanya için Alternatif – bile ondan uzaklaşıyor.”
Petrodoların sonu ve finansal çürüme
Düşünüre göre savaşın en somut yıkımı cephede değil, banka hesaplarında yaşanıyor. Gray, 1970'lerde kurulan petrodolar sisteminin çöktüğünü ilan ediyor.
İran’ın Hürmüz’den geçiş için Yuan talep etmesi ve ABD’nin artık müttefiklerini (Körfez ülkelerini) koruyamaması, Amerikan bütçe açığını sürdürülemez hâle getiriyor.
İran Devrim Lideri Ali Hamaney'e düzenlenen saldırıdan dakikalar önce kripto piyasalarında ve petrol vadeli işlemlerinde dönen yüz milyonlarca dolarlık "şüpheli" bahisler, sistemin içeriden nasıl çürüdüğünü gösteriyor.
'Boşalan alanları Putin ve Xi dolduracak'
Gray, Trump’ın Batı Asya’ya hapsolmasının yarattığı stratejik boşluğu iki ismin dolduracağını değerlendiriyor.
Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin:
“Trump’ın Rus petrolüne yaptırımları gevşetmesiyle nefes alan Putin, savunmasız Avrupa üzerinde hibrit savaşla baskı kuracak. NATO artık operasyonel olarak ölü bir ittifak.”
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping:
“ABD mühimmatını ve dikkatini Orta Doğu’da eritirken, Pekin’in Tayvan’ı tek kurşun atmadan yutabileceği bir zemin oluşuyor.”
'Taş devri' ve illüzyonun sonu
Trump’ın "İran’ı Taş Devri'ne döndürme" tehdidini Vietnam’daki başarısız General LeMay’e benzeten Gray, sivil altyapının (su, elektrik, köprüler) hedef alınmasının halkı rejimle birleştireceğini hatırlatıyor:
"Bir Vietnam kentini kurtarmak için onu yok etmek gerekiyordu diyen komutanın mantığıyla hareket ediliyor. Sonuç, telafi edilemez bir stratejik yenilgi olacak."
Başka bir Amerika’ya doğru
Gray'e göre Trump bir sapma değil, bizim dünyamızın yarattığı tarihsel bir figür. Bu savaş, 1914 öncesindeki gibi Avrupa'dan kopuk, kendi yarımküresine hapsolmuş ve küresel istikrar sağlayıcı rolünü "kaos ajanlığına" kaptırmış bir Amerika’nın tescili. Gray makalesinin sonunda ABD hakkındaki hükmünü verirken gelecek dönemle ilgili iki ipucu veriyor:
“Trump’ın bu küçük serüveni, Amerika’nın küresel bir güç olarak gerilemesinde geri dönüşü olmayan bir noktadır. Hangi dünyada böylesine tuhaf bir şahsiyet ABD başkanı olabilir, hem de iki kez? Evet, bizim dünyamızda; yöneticilerimizin yarattığı ama onu geçici bir sapma olarak görmezden gelerek aslında anlamadıklarını ortaya koydukları dünyada.
“Trump dokunduğu her şeyi mahvedebilir, ancak dünya tarihi içinde bir figür olarak konumu şüphe götürmez. Acaba Amerika’yı, zehirli bir düzenbaz olan Tucker Carlson (Trump'ın sert eleştirmeni gazeteci) ve kurnaz bir sol popülist olan Zohran Mamdani’nin (New York Belediye Başkanı) habercisi olduğu başka bir rejim değişikliğine mi sürüklüyor? Onlar da bizim dünyamıza ait.”(Aydınlık)