Gazze'de çoktan ihlal edilmiş olan ateşkes yürürlükteyken ve İsrail işgal güçleri aşamalı bir geri çekilme uygularken, Gazze bu kez Tel Aviv'in işbirlikçi silahlı milisleri kullanmasıyla kuşatma altında.
Suriye'de geliştirilen taktiklerden yararlanarak, bu ölüm mangaları direniş liderlerini suikast düzenlemek, kaos yaratmak ve Hamas liderliğindeki yönetimin geri kalanını zayıflatmak için harekete geçirildi.
Tel Aviv tarafından desteklenen üç vekil grup, ateşkesle birlikte Gazze'nin güvenlik güçlerine ve toplumuna karşı askeri kampanyalarını tırmandırdı. Bu işbirlikçi ölüm mangalarının milisleri, İsrail ordusunun doğrudan emriyle kaos çıkarmak için kullanılıyor ve İsrail'in henüz çekilmediği bölgelerde kontrol üsleri kurmaya çalışıyor.
İsrail ordusu ile Filistinli direniş grupları arasındaki çatışmaların sona ermesinin ardından, Hamas liderliğindeki sivil yönetime bağlı en az 7.000 güvenlik personeli, Gazze sokaklarına çıkarak kanun ve düzeni sağlamaya çalıştı. Ancak, hemen ardından pusular kurulmaya başlandı ve bölgenin birçok yerinde silahlı çatışmalar çıktı.
Özellikle Gazze'nin kuzeyindeki silahlı çatışmalar medyada en çok dikkat çeken olaylar oldu ve İsrailli ile Filistin Yönetimi'ne (PA) yakın bir grup durumu “iç savaş” olarak göstermeye çalıştı.
İşbirlikçi milisler Gazze ateşkesini istismar ediyor
Kaosun ortasında, Hamas'ın üst düzey lideri Bassem Naim'in oğlu, vekil güçler tarafından başından vuruldu. Önemli bir Kassam Tugayları komutanının oğlu olan Muhammed Imad Akel, Doghmush aşiretinin üyeleri tarafından öldürüldü. Önemli bir gazeteci olan Saleh al-Jaafrawi ise kaçırıldı, işkence gördü ve yakın mesafeden vurularak öldürüldü.
Ekim ayı başında, Han Yunus'ta Majayda ailesinin İsrail'in hava desteği altında Hüsam eal-Astal ile işbirliği yaptığı ve güvenlik mevzilerine saldırılar düzenlediği bildirildi. Bu, Tel Aviv'in vekalet savaşı stratejisini ilerletmek için aşiret yapılarını kullandığına dair önemli bir örnek.
İsrailli araştırmacı Or Fialkov durumu şöyle izah etti:
“Bir hafta önce Hamas ile savaşan Han Yunus'tan Majaydeh aşireti, silahlarını teslim ettiğini duyurdu. Hamas üyelerine karşı hava saldırılarında İsrail ordusundan yardım alan aşiret, silahlarını Hamas'a teslim ettiğini söyledi. Hamas, Gazze Şeridi'nde hesaplaşıyor ve herkese kimin sözünün geçtiğini gösteriyor.”
Hamas, bu silahlı işbirlikçilerin yarattığı tehdide karşı koymak için iki yeni özel birim kurdu. İlki, Sahm (Ok) Kuvvetleri, sivil güvenlik hizmetlerinden subaylardan oluşuyor. İkincisi, Direniş Güvenlik Kuvveti (Amn al-Muqawamah), Hamas'ın askeri kanadından savaşçıların yanı sıra Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (PFLP), Filistin İslami Cihat (PIJ), Fetih el İntifada ve diğer gruplardan savaşçıları da içeriyor.
Gazze'nin kuzeyindeki üst düzey bir güvenlik kaynağı The Cradle'a, bir işbirlikçinin saklandığı yere yapılan baskında bir suikast listesini içeren belge bulunduğunu söyledi. Belgenin kendisi paylaşılamasa da, kaynak, İsrail'in “amacının kaos yaratmak, suikastlar gerçekleştirmek, kanunsuzluğa izin vermek ve işbirlikçileri aracılığıyla direnişle savaşmak” olduğunu belirttiğini iddia etti.
Bu bilgi, Kan News'in bir röportajında da doğrulandı. Röportajda, işbirlikçi milislerin lideri, İsrail ordusunun güçlerine güvenlik desteği sağladıklarını ve sözde Sarı hattın ötesinde operasyon yapma yetkisi verdiğini doğruladı. Gazze'nin yaklaşık yüzde 54-58'i hala işgal ordusunun kontrolü altında.
ABD'li danışmanlar geçtiğimiz günlerde Axios'a, Washington'un Hamas'a karşı çıkan Filistinlilerin Sarı Hattı dışında yaşamaları için yollar açmak üzere İsrail destekli bir plan üzerinde çalıştığını bildirdi. Bu amaçla, İsrail ordusu şu anda sınırlarını belirlemek üzere beton bloklar ve güvenlik ekipmanları kurarak bu hattı tesis ediyor.
Israel Hayom'a göre, Amerikan-İsrail planı, Gazze'nin yeniden inşası için ayrılan fonları, İsrail ordusu ve IŞİD bağlantılı vekil gruplarının ortak kontrolü altındaki bölgede hastaneler, okullar ve evlerin yeniden inşasına başlamak için kullanmayı amaçlıyor.
Filistinlilere, Hamas'ın kontrolündeki sahil şeridinde mi yoksa yeni inşa edilen bölgelerde mi yaşamak istediklerine dair bir seçenek sunulacak. Çok uluslu bir askeri gücün de bu modelin uygulanmasına yardımcı olmak için kullanılması planlanıyor gibi görünüyor.
Buna rağmen, şu anda bölgede faaliyet gösteren işbirlikçi gruplar halkın desteğini alamıyor ve İsrail, bölgede kalan sivil altyapıyı yıkmaya devam ediyor. Bu arada, Gazze'nin güvenlik güçleriyle savaşmaya başlayan tüm büyük aşiretler, Hamas ile aynı çizgide durduklarını ve işbirlikçilere karşı olduklarını belirten açıklamalar yayınladılar.
Ramallah merkezli Filistin yönetimi de Gazze Şeridi'nde iktidar mücadelesine girme niyetini açıkladı, ancak İsrail, Filistin devleti talebini güçlendireceği endişesiyle bu fikri en azından kamuoyu önünde reddetti. Bununla birlikte Filistin yönetimi, Hamas'ı Gazze'deki siyasi bir varlık olarak meşruiyetini yitirmesine yönelik bir propaganda kampanyasının parçası oldu ve Hamas'ı hasımlarını ayrım gözetmeksizin hedef almakla suçladı.
Tel Aviv ölüm mangalarını ‘Halk Güçleri’ olarak yapılandırıyor
İsrail'in Gazze'ye karşı iki yıl süren savaşı boyunca, insani yardım konvoyları bölgenin güneyinde sürekli yağmalandı. Bu durum gıda kıtlığına yol açtı ve karaborsa oluşmasına neden oldu. Başlangıçta yardımlara erişim için fahiş rüşvet talep eden silahlı aşiretler ve adi suçlular yağmalamaya katılmıştı. Ancak 6 Mayıs'ta Rafah'ın işgal edilmesinin ardından, bu eylemler daha koordineli bir girişim haline dönüştü.
Bu gelişme, uzun süredir Sina'daki IŞİD bağlantılı gruplarla ilişkileri olan, hüküm giymiş uyuşturucu kaçakçısı Yasser Abu Şabab'ın liderliğindeki Abu Şabab milislerinin ortaya çıkmasına neden oldu. Çoğu Bedevi Tarabin aşiretinden olan savaşçıları, İsrail işgali altındaki Bir al-Saba'dan (Berşeba) Mısır'ın Sina yarımadasına kadar uzanan geniş bir ağa sahip.
Uyuşturucu kaçakçılığı dosyasına vakıf bir Hamas yetkilisi The Cradle'a şunları aktardı:
"Bu kişilerin düzenli olarak Sina'ya geçtikleri ve radikal unsurlarla yakın bağları olduğu biliniyordu. Bu kriminal unsurlar, Ensar Beyt el-Makdis grubu [Sina'daki IŞİD] ve daha sonra onun yerini alan Vilayet Sinai ile de bağlantılıydı. Bu kişiler tutarlı bir ideolojiye sahip değiller ve zamanla ideoloji değiştirebilirler. Onlar sadece kriminal insanlar, bu yüzden uyuşturucu kaçakçılığı gibi faaliyetlerde bulunuyorlar ve bağlantıları aile bağları üzerinden kuruluyor."
Bu militanların BAE'de kayıtlı Sharjah plakalı araçlarla dolaştıklarını gösteren görüntülerden sonra, Al-Akhbar'a ait kaynaklar, BAE istihbaratının bu milis güçleriyle işbirliği yaptığını iddia etti.
Abu Şabab yardım konvoyu yağma çetesinin sahneye çıkmasından bir ay önce, İsrail'in en önemli insan hakları grubu B'Tselem, Tel Aviv'i bölgede “bilinçli kıtlık yaratmakla” suçlayan bir rapor yayınlamıştı. Sky News tarafından daha sonra yapılan bir araştırma, çoğu Filistinlinin ciddi gıda sıkıntısı çekerken, Abu Şabab çetelerinin İsrail tarafından sağlanan araç ve silahların yanı sıra çaldıkları yardım malzemeleriyle lüks bir yaşam sürdürdüklerini ortaya çıkardı.
Bu grup, Gazze'de insani yardım kuruluşlarından yardım malzemelerini çalarak her kamyon için dört bin dolar rüşvet talep ederek kötü bir şöhret kazanmış olsa da çok daha zararlı bir göreve atanacaktı.
İsrail, 2024 yılının Kasım ayında, yardım malzemelerini yağmalayan elemanlarına yeni bir imaj kazandırmanın zamanının geldiğini gördü. Washington Post, Yasser Abu Şabab ile röportaj yaptı ve onu mecburen suçlu olarak tanıttı. Abu Şabab, “Hamas bize hiçbir şey bırakmadı” iddiasında bulundu.
Aynı çete, Ocak ayındaki ateşkes sırasında, artık İsrail askeri kıyafetleri giyen ve işgal ordusunun desteğiyle açıkça faaliyet gösteren “Halk Güçleri” olarak yeniden ortaya çıktı.
Wall Street Journal, Abu Shabab'ın yazdığı iddia edilen “Gazzeliler Hamas'tan bıktı” başlıklı bir makale bile yayınladı. Yerel kaynaklar The Cradle'a, çete liderinin okuma yazma bilmediğini ve Arapça bir makale yazamayacağını, İngilizce bir makale yazmasının ise imkansız olduğunu belirtti.
Eski İsrail bakanı Avigdor Lieberman, Haziran ayında Başbakan Benjamin Netanyahu'yu Gazze'de IŞİD bağlantılı milisleri desteklemekle suçladı. Netanyahu bu işbirliğini doğrulamakla kalmadı, aynı zamanda savundu. Ardından Haaretz, Eylül ayında Halk Güçleri milislerinin İsrail ordusu ve Shin Bet'ten doğrudan emir aldığını bildirdi.
İsrail'in vekil modeli Gazze'deki aşiretlere yayılıyor
İsrail ordusu, Gazze'yi işgal etmek amacıyla “Gideon'un At Arabaları 2” operasyonu için 60 bin asker toplamakta zorlanırken, insan kaynağı krizi yaşıyordu. Bu nedenle, vekil milis stratejisini genişletme kararı aldı.
İsrail, Ağustos ayında, Filistin Yönetimi'nin Önleyici Güvenlik Güçleri'nin (PSF) eski üyesi Hüsam el-Astal ile birlikte, Gazze'nin Han Yunus bölgesinde operasyonlar yürütecek “Terörle Mücadele Gücü”nü (CSF) kurdu. The Cradle'a konuşan iki güvenlik kaynağına göre, Astal'ın uzun süredir Şin Bet ile bağlantısı olduğundan şüpheleniliyordu.
CSF'nin yanı sıra, Cebaliye ve Beyt Lahya'da “Halk Ordusu Kuzey Kuvvetleri” (PANF) gibi yeni gruplar ortaya çıktı. Bu gruplar, Ebu Şabab tarafından alenen övülen Eşref Mansi tarafından yönetiliyor. PANF, uyuşturucu satıcıları ve eski Ceyş ül-İslam savaşçılarından oluşuyor ve bazıları IŞİD ile bağlantılı. Bu grup, ateşkesin ardından silahlı bir geçit töreni bile düzenledi ve ardından Gazze'nin Radaa güvenlik birimiyle çatışmaya girdi. Radaa güvenlik birimi, PANF'ın birkaç savaşçısını yakaladı.
Doghmush aşireti, Gazze şehrinde kuzeydeki bazı bölgelerini kontrol altına almak için şiddetli bir saldırı başlattı. Aşiret üyeleri sivil evlere baskın düzenledi, malları yağmaladı ve önde gelen insanları öldürdükleri iddia edildi. Gazeteci Salih el- Cafravi'nin öldürülmesinden sonra Hamas sert önlemler aldı, düzinelerce kişiyi tutukladı ve aşiretin 40 kadar silahlı üyesini öldürdü.
Bu aşiret, GazzeRde uzun süredir olumuz bir imaja sahip. Bunun nedeni İntifada'dan bile önce, Doghmush aileinin bazı mensuplarının İsrail ikontrolündeki topraklardan araba hırsızlığına uzanan bir takım eylemleri. Aşiretin lideri 2023 yılında İsrail tarafından öldürülmüştü ve yerel kaynaklara göre, aşiret mensuplarından oluşan gruplar savaş boyunca silahlanmaya devam etti.
Özellikle gazeteci Salih el-Cafravi'nin öldürülmesi ve Pazar günü yaşanan çatışmaların ardından gerginliklerin tırmanmasından kısa bir süre sonra, Doghmush aşireti, bir açıklama yayınlayarak işbirlikçileri ve “suçluları” reddederek, aşiret üyelerinden çok sayıda kişinin İsrail tarafından öldürüldüğünü halka duyurdu. Doghmush ailesinden militanların PANF milisleriyle birlikte mi çalıştıkları yoksa bölgeyi kontrol etmek amacıyla tek başlarına mı hareket ettikleri hala belirsiz.
Ancak Doghmush aşireti daha çetrefilli bir durum oluşturuyor. Bazı unsurlar İsrail istihbaratıyla açıkça işbirliği yaparken, diğerleri bu tür ittifakları reddediyor. Aşiret bölünmüş durumda ve bazıları 20 yılı aşkın süredir Hamas'a karşı savaşırken, diğerleri direniş saflarında yer alıyor.
Raporlar, aşiretin bazı kesimlerini Selefi militanlarla olan bağlantılarının yanı sıra Dahlan ağı ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin finansmanı ile de ilişkilendiriyor.
Bir zamanlar Mümtaz Doghmush tarafından yönetilen Selefi grup Ceyş ül-İslam, 2006 yılında İsrailli asker Gilad Şalit'in kaçırılmasından sorumluydu. Başlangıçta Hamas ile ittifak halinde olan grup, daha sonra ona karşı saf tuttu, El Kaide'ye bağlılık yemini etti ve hatta iki Fox News muhabirini kaçırdı.
Hamas, Cundullah ve Şeyh Ömer Hadid Tugayı da dahil olmak üzere Gazze'deki Selefi militanlarla uzun süredir mücadele ediyor. Hamas, 2009 yılında Cundullah'ın “İslam emirliği” ilan etme girişiminden sonra Rafah'ta bu grubu çökertti. 2015 yılına gelindiğinde Ömer Hadid Tugayı da dağıtıldı. 2018 yılında IŞİD, Hamas'a resmen savaş ilan etti.
Bugün, İsrail'in vekil savaşçıları aynı Selefi argümanları tekrarlıyor. Örneğin, Halk Güçleri savaşçısı Hassan Duhine, Hamas'ı öldürülmeyi hak eden mürtedler olarak damgalayan IŞİD fetvalarından alıntı yaptı.
Ancak İsrail'in Gazze'nin iç bütünlüğünü parçalamaya yönelik çabalarına rağmen, birçok aile ve aşiret buna karşı çıktı. Majayda ailesi, Tarabin aşiretinin önemli üyeleri gibi işbirlikçileri kınadılar.
Hamas'ın bir üst düzey yetkilisi The Cradle'a, “İsrail, Gazze İnsani Yardım Vakfı ile Rafah'ta planladıkları gibi, Filistinliler için toplama kampları işletmek üzere bu ajanları yerleştirmek istiyordu. Ancak halkımız tüm bu komploların farkında” dedi.
Tel Aviv askeri harekatını durdurmuş gibi davranırken, sahadaki gerçekler bunun aksini gösteriyor. İsrail, savaşının bir sonraki aşamasını işbirlikçilere, suçlulara ve radikal gruplara devretti. Böylece, savaştaki emellerini paralı askerler aracılığıyla gerçekleştirirken, diğer yandan bu işteki dahlini inkar edebiliyor. Bu, Suriye'de uyguladığı stratejinin aynısı ve şimdi Gazze'de ölümcül etkisiyle yeniden kullanılıyor.(Robert Inlakesh/The Cradle)
ÖNEMLİ NOT:BU MAKALEDE İFADE EDİLEN GÖRÜŞLER TEVHİD HABER'İN YAYIN POLİTİKALARINI YANSITMAYABİLİR