Sırada Türkiye mi Var? Niçin Olsun?

İslami Analiz.com Yazarı Harun Özkarakaş'ın yazısınıİktibas Ediyoruz

Sırada Türkiye mi Var? Niçin Olsun? Harun Özkarakaş İslami Analiz

Aksa Tufanı sonrası dinamizmi artan anti-emperyalist mücadeleye karşı ABD, klasik propaganda araçlarıyla halklar nezdinde meşru söylem üretmede krizler yaşamaktadır. Bu krizin derinleşmesiyle ilgilidir ki artık ABD herhangi uluslararası bir adımını herhangi bir ilke uğruna yaptığını dile getirme refleksini de göstermemektedir. Bağımsız medya araçları ve halklarda artan farkındalık ABD için klasik propaganda süreçlerini nispeten anlamsız kılmaktadır. Bundan ötürüdür ki bakir coğrafyaların petrol ve diğer yeraltı kaynaklarını sömürmek, kendi siyasi hattını tahkim etmek isteyen ABD Venezuella'ya yönelik müdahale ve söyleminde "çıkar" ve "güvenlik" kavramını ön plana çıkarmıştır. 2025 yılı ABD güvenlik stratejisinde bu konuda nasıl bir dil kullanılacağına ve izlenecek politikaya dair açık ve net mesajlar bulunmaktadır:(Güvenlik Stratejisi) Bu, geleneksel, siyasi bir ideoloji üzerine kurulmamıştır. Her şeyden önce Amerika için işe yarayan şeyler tarafından motive edilir — ya da iki kelimeyle ‘America First’”¹

ABD Güvenlik stratejisinde açıkça belirtildiği üzere müttefik veya düşman tanımı artık ideolojik değil, çıkar odaklıdır. First Amerika(önce Amerika) diyen her kimse dost, demeyen her kimse düşman!

Bölgede başta Filistin olmak üzere Lübnan, Yemen ve şimdi yeniden saldırı tehdidi altında olan İran yine bu kritere göre ABD saldırısı ve tehdidine muhatap olmaktadır. ABD'nin bölgesel çıkarı için tehdit oluşturarak ve kaynaklarını ABD' ye sunmayarak saldırganlığa maruz kalan ülkeler bizlere bir meseleyi daha görünür kılmaktadır; First Amerika diyen bölge yöneticilerinin halklarını ABD çıkarları karşısında ikinci ve hatta daha geri pozisyona atmalarını. İnsan hakları ve özgürlükler konusunda fazlasıyla sicili kabarık, sosyal adalet konusunda insani ve İslami kriterlerden uzak bölge devletleri Filistin'de devam eden soykırım sürecinde de first Amerika demeye devam etmektedirler. Varlıkları bir anlamda bunu demelerine bağlıdır. Bölge halkları için bu durumda ders çıkarılacak önemli boyutlar bulunmaktadır. Gerek soykırım sürecinde almış olduğu pozisyonuyla gerekse dış politikasında tek kriterinin çıkarları olduğunu açıkça söylemesiyle ABD, bölgede yerel ve küresel herhangi bir despotizme karşı(first Amerika dediği müddetçe) halk ayaklanmasına destek verecek değildir. İran'da yine yaşananları bu çerçevede değerlendirmek gerekmektedir. İran'da kurulu olan düzen eğer first Amerika demiş olsaydı ne dini kimlik, ne İran'ın kendi iç meselesi olarak görülecek konular ABD için gündem olacak değildi.

İran'a yönelik saldırı tehditleri Türkiye'de siyasi ve sivil kamuoyu tarafından itirazla karşılandı. Konuyla ilgili itiraz genellikle "sırada Türkiye var" söylemiyle kendisini gösterdi. Bu söylem dayanışma gerekliliğini ortaya koysada zannımca hatalar barındırmaktadır. İlk sormak istediğim soru, gayet ortada olan "Türkiye niçin sırada olsun"? Bölgede ABD saldırganlığına maruz kalan ülke profilleri ortada. ABD'nin saldırıda bulunurken temel motivasyonu ortada. Türkiye şu anda ABD'nin hangi çıkarı için risk oluşturuyor ki sırada olsun? ABD Türkiye'den hangi istediğini alamıyor ki sırada olsun? Türkiye'de var olan düzen ve hükümet gayet ABD'nin istediği gibi her kritik konuda first Amerika demektedir. Sırada Türkiye var denecek durumu oluşturacak bir direniş Türkiye'de herhangi bir alanda bulunmamaktadır.

ABD'nin Türkiye'yi de hedef olarak gördüğü iddasi mevcut pozisyonu görmezden gelen bir yerde durmaktadır. ABD'nin Türkiye'den elde etmekte olduğu kazanımlarıyla birlikte var olan siyasi düzen; inşa edilen toplumsallık; askeri, ekonomik ve kültürel yapı; akademik içerik vs. hedefin esasında çok önceden elde edildiğini göstermektedir. ABD'nin Türkiye' ye yönelik tehdidi geleceğe dair değil solumakta olduğumuz gerçekliğimizdedir.

¹https://whitehouse.gov/wp-content/uploads/2025/12/2025-National-Security-Strategy.pdf?utm_source=chatgpt.com

Medya-Makale Haberleri

Abdurrahman Dilipak: Şeytan bu işlerin neresinde!