Abdurrahman Dilipak: Şeytan bu işlerin neresinde!

Habervakti.com yazarı Abdurrahman Dilipak'ın yazısını iktibas ediyoruz

Abdurrahman Dilipak: Şeytan bu işlerin neresinde!/habervakti.com

Şeytanın ikamet adresi yok, cin ve insanın olduğu her yerde, kendine kapı aralayan her nefiste kendi için hazır bekleyen bir mekân var.

En çok nerelerde dolaşıyor derseniz, İslam ülkelerinde, cami-cemaat çevrelerinde.
Neden derseniz zaten ötekileri kapılarını açmış onu bekliyor ya da Şeytanın davetine uyup onun mekanlarında, barlarda, meyhanelerde Casino’larda onu bekliyorlar. Onlar Şeytanın ve Cin’in İnsan ve Cin kardeşleri ile oyalanıyorlar.
Şeytanın asıl işi Hz. İbrahim’le, Hz. İsmail’le, Hz. Hacer’le.
Umutsuz bir çaba da olsa saptıracaklarını ümit ettikleri mü'min ve mü'minelerin peşinde dolaşıyorlar. Şu başörtülü, imam hatipleri bacılarımızın, hafızlarımızın haline bakın ne demek istediğimi daha kolay anlarsınız.

Şeytanı en çok mutlu eden mekanların başında Vatikan gelse gerek.
Tarsus'lu Saul, Şeytan için çok büyük bir iş başardı.
Kendini Tanrının insan versiyonu ile buluşan biri olarak tanıttı, Hz. İsa’yı Tanrı ilan edince kendi de Havarilerle birlikte resul olmuş oldu. Şeytan Saul gelene kadar da Roma’da Tanrı krallarla birlikte idi. Saul sonrası Pagan geleneğini bırakıp Kutsal Roma’nın hâkimi oldu.

Vatikan’a bağlı İlahiyatlarda “Demonizm” ve “L’exorcisme” diye iki ders okutulur. Dışarıdan bakınca, aslında birisi "Şeytan bilimi / Şeytanla mücadele sanatı” gibi anlaşılabilir. Diğeri doğrudan “Cin ve Şeytan tasallutundan insanların korunması / cin ve şeytan çıkartma” eylemidir. Bunun bilimini yapıyor, yasasını çıkartıyorlar, uygulama merkezleri var. Çıkardıkları cin ve şeytanları yargılıyor, kendilerine göre cezalandırıyor ya da kendilerine bağlı hizmetlerde, istihbaratta kullanıyorlar.

Yahudilerin de durumu 3 aşağı- 5 yukarı aynı. İslam dünyasında da pek az kişi bu konuyla ilgili bilgi sahibi olsa, doğru şeyler yapsa da çoğu aslında yapıyorum diye bozuyorlar, onlardan kurtulma/kurtarma adına yaptıkları onları onlara daha çok bağlıyor.

Artık “cinci hocalar”a gerek yok, Lucid Dreamlar, astral yolculuklar, Transandal Meditasyon, NLP yöntemleri ile de bu yapılabiliyor. Bu iş eskiden beri Rusya’nında ilgilendiği bir konu, ABD’nin de İngiltere’nin de Çin’in, Hindistan’ın ilgilendiği bir konu. Onlar bunu Para Psikoloji, İpnotizma, Manyetizma, MK Ultra/ Beyin kontrol olarak yapıyorlar. Artık, artırılmış sanal gerçeklik yöntemi de var, Subliminal mesaj yöntemi de cep telefonunuz ya da Wifi üzerinden BioRezonans yöntemi ile de beyninizin kontrolü BioHacker’ler tarafından uzaktan ele geçirilebilir. Sadece siz değil, sokak hayvanları, hatta böcekler de.

Şeytan şu günlerde Beyaz saray çevresinde ve İsrail’de fazla mesai yapıyor olsa gerek. Ve tabi İran’da, Suudi Arabistan’da, Mısırda Moskova, Pekin, Londra ve Türkiye’de de. Şeytanın kendine merkez ittihaz ettiği yerler o kadar çok ki, say say bitmez. Onun için yoksul zengin fark etmiyor, ya da kadın-erkek, işçi patron. İnsan ya da Cin her mümin onun düşmanıdır. Bunlardan hiçbiri de onun dostu değildir. Onun kurbanıdır. Dost göründükleri de münafık karakterli oluşundandır. Yoksa Şeytanın ihanet etmeyeceği hiç kimse yoktur.

Şeytanın ikamet adresi yok, cin ve insanın olduğu her yerde, kendine kapı aralayan her nefiste kendi için hazır bekleyen bir mekân var.

En çok nerelerde dolaşıyor derseniz, İslam ülkelerinde, cami-cemaat çevrelerinde.
Neden derseniz zaten ötekileri kapılarını açmış onu bekliyor ya da Şeytanın davetine uyup onun mekanlarında, barlarda, meyhanelerde Casino’larda onu bekliyorlar. Onlar Şeytanın ve Cin’in İnsan ve Cin kardeşleri ile oyalanıyorlar.
Şeytanın asıl işi Hz. İbrahim’le, Hz. İsmail’le, Hz. Hacer’le.
Umutsuz bir çaba da olsa saptıracaklarını ümit ettikleri mü'min ve mü'minelerin peşinde dolaşıyorlar. Şu başörtülü, imam hatipleri bacılarımızın, hafızlarımızın haline bakın ne demek istediğimi daha kolay anlarsınız.

Şeytanı en çok mutlu eden mekanların başında Vatikan gelse gerek.
Tarsus'lu Saul, Şeytan için çok büyük bir iş başardı.
Kendini Tanrının insan versiyonu ile buluşan biri olarak tanıttı, Hz. İsa’yı Tanrı ilan edince kendi de Havarilerle birlikte resul olmuş oldu. Şeytan Saul gelene kadar da Roma’da Tanrı krallarla birlikte idi. Saul sonrası Pagan geleneğini bırakıp Kutsal Roma’nın hâkimi oldu.

Vatikan’a bağlı İlahiyatlarda “Demonizm” ve “L’exorcisme” diye iki ders okutulur. Dışarıdan bakınca, aslında birisi "Şeytan bilimi / Şeytanla mücadele sanatı” gibi anlaşılabilir. Diğeri doğrudan “Cin ve Şeytan tasallutundan insanların korunması / cin ve şeytan çıkartma” eylemidir. Bunun bilimini yapıyor, yasasını çıkartıyorlar, uygulama merkezleri var. Çıkardıkları cin ve şeytanları yargılıyor, kendilerine göre cezalandırıyor ya da kendilerine bağlı hizmetlerde, istihbaratta kullanıyorlar.

Yahudilerin de durumu 3 aşağı- 5 yukarı aynı. İslam dünyasında da pek az kişi bu konuyla ilgili bilgi sahibi olsa, doğru şeyler yapsa da çoğu aslında yapıyorum diye bozuyorlar, onlardan kurtulma/kurtarma adına yaptıkları onları onlara daha çok bağlıyor.

Artık “cinci hocalar”a gerek yok, Lucid Dreamlar, astral yolculuklar, Transandal Meditasyon, NLP yöntemleri ile de bu yapılabiliyor. Bu iş eskiden beri Rusya’nında ilgilendiği bir konu, ABD’nin de İngiltere’nin de Çin’in, Hindistan’ın ilgilendiği bir konu. Onlar bunu Para Psikoloji, İpnotizma, Manyetizma, MK Ultra/ Beyin kontrol olarak yapıyorlar. Artık, artırılmış sanal gerçeklik yöntemi de var, Subliminal mesaj yöntemi de cep telefonunuz ya da Wifi üzerinden BioRezonans yöntemi ile de beyninizin kontrolü BioHacker’ler tarafından uzaktan ele geçirilebilir. Sadece siz değil, sokak hayvanları, hatta böcekler de.

Şeytan şu günlerde Beyaz saray çevresinde ve İsrail’de fazla mesai yapıyor olsa gerek. Ve tabi İran’da, Suudi Arabistan’da, Mısırda Moskova, Pekin, Londra ve Türkiye’de de. Şeytanın kendine merkez ittihaz ettiği yerler o kadar çok ki, say say bitmez. Onun için yoksul zengin fark etmiyor, ya da kadın-erkek, işçi patron. İnsan ya da Cin her mümin onun düşmanıdır. Bunlardan hiçbiri de onun dostu değildir. Onun kurbanıdır. Dost göründükleri de münafık karakterli oluşundandır. Yoksa Şeytanın ihanet etmeyeceği hiç kimse yoktur.

Şeytanın hilelerine dikkat edelim. O yeri geldiğinde İnsanları Allah’la aldatmaya da çalışır, her kılığa da girer.!. Saul öyle yaptı, Musevileri de aynı şekilde, Şeytan batıl ya da muharref dinlerin önde gelenlerine yaklaşıp, dindar gözükerek onların algılarını değiştirdi ve ağına düşürdü.

Bizi “The Cemaat”lerin, bizden zannettiklerimizle kandırdılar. Önde giden birilerinin Şeytanın ayak izinden ilerlediğini fark etmeyen kalabalıklar, onların ayak izini takip ederek Şeytanın adres gösterdiği yere doğru gidiyoruz. Kalabalıkların gitmekte oldukları yer cehenneme açılan bir kapıdan başka bir yer değil. Bize birilerinin ayak izinde yürümemiz söylendi. Şeytan sarık sarıp, cübbe de giyebilir. Şekil itibarı ile sakal da bırakır. Arapça da konuşabilir, dini sloganlar da söyleyebilir. Size hoşunuza giden, duymak istediğiniz hikayeler de anlatabilir. Onun için dikkat edelim, aklımızı kiraya vermeyelim, Birilerinin algılarımızla oynamasına izin vermeyelim. Vizyona (Görünen yüz ya da size gösterilen yüze kanmayalım. Sizin gördüğünüz bir illüzyon olabilir.)

Dikkat edelim, Şeytan ve İns’in ve Cin’in Şeytanları artık bilgisayar sistemlerine de müdahale ediyorlar. Sosyal Medya’daki birtakım Avatarlar sakın Şeytanın aranıza saldığı avatarlar olmasın hem bilgi toplama, hem de yalan haberlerle toplumu ifsat etmek, insanı neye inanacaklarını şaşırtmak için.

Büyük kıyamet alametlerinden biri de Cin ve Şeytanların insanlara hulul ederek, önce nefislerini ele geçirip sonra akıllarına hükmetmeleridir. “Ruh çağırma” seansları dedikleri şey aslında çok tehlikeli. Gelen ruh değil, kendini öyle tanıtan bir cin ya da Şeytan olabilir. Toplum mühendisleri, insanların algıları ile oynarken, aslında o kişilerin Cin ve Şeytanın kontrolüne geçmesini sağlayan hulul hadisesine kapı aralıyor. Aklını kullanmayan insanlar, bio rezonans ve subliminal mesajlarla kolayca ele geçirilebilir hale getiriliyorlar. Bu kanlı ritüeller, çocuk kurban etmeler, Şeytana tapınmaya giden yollar böyle açılıyor. Korkarım Amerikano Mehdi de böyle gelecek ve insanlar da buna inanacak. Starlinklere yeni yüklenen program böyle bir şey. Buna uzaylıların dünyayı işgal girişimleri, gökten gelen garip sesler de dahil.

İns’in Şeytanlarını görmek istiyorsanız, Trump’, Netenyahu’ya, Elon Musk’a bakın. Epstein de onlardandı. Yakın çevrenize bakın, onlarla iş birliği içindekiler de onlardandır. Onların ağızları ile söylediklerine değil, ayaklarının nereye gittiğine bakın. Onların dostlarına bakın. Onla da onlardandır.

Mesela Bill Gates de onlardandır, WEF başkanı da. Bill Gates Wisconsin-Madison Üniversitesi'nde kuş gribi virüslerinin (H5N1) insanları enfekte edecek şekilde nasıl evrimleşebileceğini incelemek için 9,5 milyon dolarlık bir fon sağlamıştı. COVID-19, PCR, mRNA diye kaç milyon insanı öldürdüler. Şeytanın dostlarının engellemeleri yüzünden bugün bile hala bu dava görülemiyor. Sanki bizde COVID-19 davaları görülemiyor. Hatta DSÖ’ye vergi ve yargı muafiyeti getirdi Ankara! Zaten diplomatik imtiyaza sahipler ayrıca. Anlayacağınız “taşları toprağa bağlamışlar, köpekleri sokağa salmışlar”. Birilerinin bazı gerçekleri, gözleri var görmüyor, kulakları var duymuyor, kalpleri var hissetmiyor! Bozgunculuk yapıyorlar ama kendilerini “ıslah edici” olarak görüyorlar.

Dikkat, Şeytan topyekûn saldırıya hazırlanıyor.
Herkes ve birçok şey için, 2. Milenyumun, 2. Çeyreğine girerken bu tarih hem kozmik hem dünyevi anlamda yeni bir başlangıç özelliği taşıyor. 2026 ülkeler için, her anlamda çok zor geçecek gibi gözüküyor.
Her yılı dört çeyreğe bölün, her çeyrekte neler olduğuna bir bakın bakalım.
1.1.2026, 19.1.2026, 28.1.2026, 10.10.2026, 19.10.2026, 28.10.2026, 11.11.2026. 2026’nın Hurufi’lere göre 8 sinir ucu var.
3’ü Ocak’ta, 3’ü 10’ayda. 1’ 11.ayda.
Ocak, Ekim ve Kasım’a dikkat.
Hristiyanları, Yahudilerin bu tarihlerle ilgili kehanetleri var.
Tabi diğer ezoterik toplulukların, Müneccimlerinde.
The Economist’in kapağında da zaten bunu görmek mümkün.
Bu derginin kapağındaki kehanetler aslında Chatham Hause ve Bilderberg grubun gelecek tasavvurları ile ilgili Şeytani bir plan. Aynı derginin 2012 yeni yılına ait kapakta Şeytan ellerinde kendi dergilerini tutarken yanındaki cihazın üzerinde İklim Değişikliği yazıyordu. Bizim İklim Bakanlığı ve bürokratlar, “… and much more includişng / A rough guide to hell” manşeti ile çıkan dergiyi bulup bir baksalar iyi ederler. Din gününde COVID-19, mRNA, PCR, İklim konusunda hesaba çekilmeden önce, bugünden yapıp ettiklerini tekrar bir gözden geçirseler iyi ederler.
Pişmanlıkların bir fayda vermeyeceği o gün gelmeden keşke birileri akıllarını başlarına toplasalar.
Selam ve dua ile.

Medya-Makale Haberleri