Abdurrahman Dilipak: 'Malı götürenler'e kötü bir haberim var!

Habervakti.com yazarı Abdurrahman Dilipak'ın yazısını iktibas ediyoruz

Abdurrahman Dilipak: 'Malı götürenler'e kötü bir haberim var!/Habervakti.com

Evet, malı götürenlere kötü bir haberim var. Kara paracılar, kara borsacılar, rüşvetçiler, kayıt dışı paralar, uyuşturucu, fuhuş, kumardan kazanılan paralar, Riba yoluyla servet edinenler, tefeciler, başkalarının malına çökenler evet birileri de bir gece ansızın sizin paralarınıza el koyabilir, çökebilir.

Başkalarının malını, parasını yiyenlerin malını, parasını da birileri yer. Bu dünya etme-bulma dünyasıdır. Mal, para, o sahip oldukları her şey, geldiği gibi gider, hiç beklemedikleri bir yerden.

Nakit paralarınıza Trump / Kushner (Chabat mafyası) çökebilir, mesela. Ya da yarın ABD dolardan ayrılınca, banka, kişi, şirket, döviz bürolarında bulunan dolarları miktar ve para sayma makinaları ile scan edilmiş görsellerini de ister. Bu paraları yapay zekâ ile tarayacaklar, sahte, ambargolu ticaretten elde edilen paralar, kayıt dışı para, uyuşturucu ve terörle ilişkilendirilen paralar diye bu paralara el koyacaklar. İtiraz edersen, bir hukuk bürosuna avuç dolu para ödeyeceksin. Bu arada ABD’ye giderseniz, tutuklanabilirsiniz de. Halk Bank / Zarrab davasında gördünüz. Davayı kaybederseniz, bu paralarınız gideceği gibi, öyle bir ceza yersiniz ki, başka ülkelerdeki mal varlıklarınıza da el koyarlar.

Euro’da da durum aynı. İkisi de Kripto paraya geçmeye hazırlanıyor. Bu geçiş sırasında böyle bir oyun oynanacak. Yani kimsenin ülkesinde sakladığı, ya da yurt dışına kaçırdığı kendisine hayır sağlamayacak.

Sizin devlet garantili olmayan kripto paralarınız bir gecede buharlaşabilir. O en kolayı…

Şimdi birileri borsadaki, yatırım fonlarındaki paralarını çekmek istiyorlar, mesela Black Rock yatırımcılara parasını iade etmiyor. Çin ve Rusya dolar ve Euro bağımlılığından kurtulmak için nakdini, altın, gümüş, gayrimenkul vb alanlara yatırım yapıyor.

Zaten savaş çıkarsa, bankacılar ya da MOSSAD, CIA, o ülkenin istihbaratı bu borçlardan kurtulmak için kendi bankalarını kendileri içini boşalttıktan sonra ateşe verebilir, hükümetler düşebilir, devletler bölünebilir. Off-shore’lerde bu işler zaten daha kolay halledilir.

Tüm dünyada olan bu lanet olası mütegallibe takımı, ellerindeki nakitleri, bir şekilde kendileri çaldıkları, çöktükleri iş adamlarının fabrikalara, arazilere yatırarak mala dönüştürecekler.

Ama bu malların belli kişilerin eline geçmesi halkın nazarından kaçmaz. Sonuçta bir iktidar değişikliğinde, o mallar, çok daha kolay ele geçirilebilir.

Kara paracı devlet, örgütler, kişiler, gruplar için yolun sonu gözüküyor.

İşin kötü yanı bunların bu durumda kaçacak yerleri de yok. Orada bunları kaçırabilirler, Gittikleri/sığındıkları ülkenin istihbarat örgütleri de çökebilir ya da bunları geldikleri ülkeye karşı kullanmak isteyebilir. Birçok yabancı ortak da itirafçı olabilir. Onlar da ötekilerin mallarına, metreslerine çökerler.

Büyük çökertme için çok zaman kalmadı. Böyle giderse çok sürmez.

Bunların çoğu VIP ya da CIP taifesindendirler. Kimi hayırsever iş adamı, kimi dindar, kimi sağcı, kimi, solcu, kimi Alevi, kimi Sünni, kimi Radikal İslamcı ya da Ilımlı İslamcı, kimi Laik-Kemalist de olabilir HZİ Vakfının kurucularından İlmiye Çığ gibi. Prof. Sanatçı, sporcu, Gazeteci, Sanatçı maskeli soytarı, kimi Milliyetçi, kimi Liberal, kimi İnsan Hakları Savunucusu, kimi Demokrat, kimi Çevreci, say say bitmez. Yok yok!

Bu dünya sevgisi ve ölüm korkusu ile iktidar, servet, şöhret şehvetiyle adrenalin bağımlısı bu Mütrefinler’den semirtilmiş Mütegallibe bir grup olarak Moloch’u tapınanlarla birlik olup, onlarla birlikte yürüyen ve onları veli ve dost edinen utanmazlar yok mu, onlar için korku ve utanç dolu günler kapıda sanırım.

Garip! Bunlara sorsan “biz de Müslümanız” derler. Oysa Kıyamet, ölüm, Ahiret gününü hatırlamak bile istemezler. İşin ilginç yanı, Şeytanlarına çok mu güveniyorlar bilmiyorum. Ahiret günü ile ilgili bir telaş, tedirginlik, tedbir ya da endişe yok. Büyülenmiş gibi Şeytanın uluslar için çizdiği yoldan emin adımlarla ilerliyorlar.

Keşke akıbetlerini düşünüp, çaldıklarını iade ettikten sonra itirafçı olup özür dileseler, tövbe etseler, insanlardan helallik isteseler.

Birileri hala başkalarının hakkını yeme, malına çökme derdinde sanki... Arap zenginlerinde de bu telaş var, Türk dünyasında da Türkiye gibi ülkelerde de KKTC’de yavaş yavaş bu tedirginlik artsa da birileri hala uyanmış değil. Kör bir şekilde Şeytanlarının ayak izinden cehenneme doğru gidiyorlar. Gözleri var görmüyor, kulakları var duymuyor, kalpleri var hissetmiyorlar.

Siyasetin canbazları ise, bu hercümerç içinde hem kendi parti içi rakiplerine hem öteki partilere hem ilişkili oldukları ülkelerin taleb ve teditlerine karşı denge sağlayarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Partilerin çoğu aslında tüm dünyada, adına “dava” dedikleri “siyasetin finansmanı” için doğrudan ve/veya dolaylı olarak bu kayıt dışılığa göz yumuyor. Sonra da kendilerini koruma adına bir yandan mavi boncuk politikası uygularken, öte yandan kendini gizlemek için Media’yı, trolleri ve STK’ları, Cemaat yapılarını fonluyorlar. Kayıt dışı siyaset güç kazanınca da derin devlet diye başka bir canavar çıkıyor ortaya ne yasama kalıyor ne yargı. Sonuçta, hayali düşmanlar üretip onlar üzerinden siyaset yapmaya çalışırken öte yandan da birbirlerine bal tuzakları kuruyor, tehdit ve şantaj kasetleri üretiyorlar.

Haramzadeler için, eğer merhametlerini kuşanıp tevbe etmeyeceklerse, onlar için uykusuz geceler, uyurlarsa cehennemi hatırlatan kâbus dolu rüyalar diliyorum.

Bu dünyada ölüm uykusuna yattıktan sonra “büyük uyanış günü” onlar için bir ya da bir buçuk gün gibi gelecek. İlahi Adalet Divanının kurulacağı o günde, herkesin hesabı görülecek, hiçbir şey gizli kalmayacak, akıldan kalpten geçen, kapalı kapılar arkasında, fısıltı şeklinde konuşulanlar, Kurye üzerinden, kriptolu telefonlar üzerinden konuşulanlar, kasetler, dosyalar herşey. Keşke o gün gelmeden akılları başlarına toplasalar. Çünkü o gün, son pişmanlık fayda vermeyecek. Bugün sırtlarını dayadıkları, güvendikleri koruyucuları, annelerin çocuklarından kaçtıkları o günde yanlarında olmayacak!

Bunları bilip de susanlar yok mu, ötekileri yakacak ateş, bunlara da dokunacak. Hele de siyasi, bürokratların işi de daha zor. Çünkü onların bilmeme hakları da yok. Halife Ömer ve kocakarı hikayesini hatırlayın.

İşler bu noktaya gelmişse, seçimler, demokrasi, kamuoyu yoklamaları hepsi birer beyin kontrol aracı olarak ipnoz ve illüzyondan ibaret kalır.

Bugünü anlamanıza yardımcı olacağını düşündüğüm için, ilginizi çekebileceğini düşündüğüm, kafanıza cevabını arayan sorulara cevap olup düşüncesi ile bunları yazma gereği duydum. Selam ve dua ile.

Medya-Makale Haberleri

Abdurrahman Dilipak: Savaşın öteki yüzü
Doç. Dr. Abdulgani Bozkurt: İran ile İsrail ve ABD arasındaki sürece danışıklı dövüş diyenlere verdiğiniz itibarı geri alın!
Abdurrahman Dilipak:…Ve savaş başladı!
Abdurrahman Dilipak:Ah şu bizim 'Mütrefin'ler!