Abdurrahman Dilipak: Görünen O ki/ Habervakti.com
Görünen o ki gelecek günler, geçen günlerden daha zor olacak. Bu durum ülkemiz, bölgemiz ve dünya için geçerli. Kuşkusuz geleceği yalnız Allah bilir. Bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde ise Allah’ın (cc) murat ettiği bir hayır olabilir. Biz bilmeyiz; Allah (cc) bilir. Sonucu tayin eden yalnızca bizim irademiz ve eylemlerimiz değil, ilahî iradedir. Sonuç hayır olacaksa inşallah çabalarımız bu iyiliğin sebebi olur. Allah (cc), bizim ellerimizle zalimleri cezalandırmak, mazlumlara yardım etmek isteyebilir.
İsrail’de oy verme işlemi dün gece, Türkiye saatiyle 23.00’te sona erdi. Gayriresmî sonuçlar için ilk açıklamaları, kesin resmî sonuçlar içinse kasım ayının başını beklemek gerekecek. Seçim öncesinde Mekke İttifakı’nın üç üyesi, Tahran’da İranlı yetkililerle alt düzeyde de olsa masaya oturdu. Bunun, seçim öncesinde ve seçim sürecinde İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik olası bir askerî harekâtına; aynı zamanda İran’ın İsrail’e karşı olası saldırısına karşı bir tedbir olarak düşünülmüş olması mümkün.
İsrail iç istihbarat örgütü Şin Bet’in eski başkanı Ami Ayalon, 8 Ağustos 2012’de Amerikalı televizyon programcısı Charlie Rose’a verdiği röportajda, Ortadoğu’da İsrail’in güvenliği için Türkiye ve Suudi Arabistan’ın önderliğinde bir Sünni devletler koalisyonu fikrini gündeme getirmişti. O utancı bugün yaşıyoruz. Üstelik böyle bir “karanlık ittifak”a “Mekke” adının da karıştırılmasıyla… Bu, AK Parti’ye oy veren dindar çevreler için bir utanç vesilesi olacaktır.
Bu kirli oyunun bir ayağında, Kâbe örtüsünü Epstein’in ofisinde yere serdiği ileri sürülen Suudi Veliaht Prensi’nin yanı sıra Jared Kushner, Muhammed Dahlan, İlham Aliyev ve Benjamin Netanyahu’nun bulunduğunu düşünüyorum. Bırakın bu isimleri; artık Netanyahu’yu yalnızca Rabbiler değil, Siyonist Yahudiler de terk ediyor. Dünya Yahudi Kongresi Başkanı Ronald Lauder, Netanyahu’nun kendi siyasi çıkarlarını ülkesinin menfaatlerinin önüne koyduğunu söyledi. Mevcut durumu “muz cumhuriyeti”ne benzetti ve İsrail’in gerçek demokrasiden uzaklaştığını savundu. Netanyahu’yu “diktatör” ve “tek kişilik gösteri” olarak nitelendirdi. Lauder, “Eğer Bibi seçilirse İsrail için bu ağır bir kayıb olur” dedi. Aşırı sağcı bakanlar Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich hakkında da “hükümette asla yer almamaları gerektiğini, partilerinin yeni hükümette en küçük bir rol bile üstlenmesi hâlinde İsrail’in büyük zarar göreceğini “söyledi. İsrail’i Yahudiler bile savunamıyorsa, zaten İsrail bitmiş demektir.
Lauder, son açıklamasında 1990’ların sonlarında Netanyahu’nun bilgisi dâhilinde Suriye lideri Hafız Esad ve Lübnan Başbakanı Refik Hariri ile gizli barış görüşmeleri yürüttüğünü anlattı. Netanyahu için “Barış yerine siyaseti seçti. Beni aldattı” dedi. Dolandırıcılık bir hastalıktır. Netanyahu, Yahudi lobisinin başkanını da aldatıyor. Lauder’e göre İsrail; ABD’de Demokratların, Cumhuriyetçilerin, Avrupa’nın ve Yahudi diasporasının desteğini kendi politikaları yüzünden kaybediyor. Lauder, “Yazıklar olsun size! Hepinize yazıklar olsun. Babalarınız ve dedeleriniz bu topraklar için savaştı; siz aptallığınız yüzünden onu kaybettiniz” sözleriyle tepkisini dile getirdi. Sahi, bu durumda Gazze savaşını kim kazandı, kim kaybetti? Peki bundan sonra ne olacak? Bana kalırsa Ankara, Mekke İttifakı’ndan hemen çıkmalı. Aynı şekilde BOP’tan ve Trump’ın başkanlığındaki “Gazze Mutabakatı”ndan da uzaklaşmalı. Eğer bunu yapmazsa korkarım Netanyahu ile aynı siyasi sonucu paylaşır.
3 Kasım’da ABD’de de seçim var. Görünen o ki Trump’ın partisinin bu seçimde başarılı olması kolay olmayacak. Bundan sonrası için ABD ve İsrail seçimleri son derece önemli.
Önümüzdeki aylarda Avrupa’dakine benzer toplumsal olaylar devam ederse Azerbaycan, Pakistan, Suudi Arabistan ve BAE’nde de iktidar değişikliğiyle sonuçlanabilecek gelişmeler yaşanabilir. Bazı liderler ölebilir ya da öldürülebilir; Maduro gibi tutuklanabilir de. Her şey mümkün. Brezilya’da Lula’nın seçimi kazanması gibi, bundan sonra yapılacak seçimlerde de benzer sürprizler yaşanabilir. Böyle gider ve gerekli tedbirler alınmazsa Suriye’de de iç karışıklıkların sürmesi şaşırtıcı olmaz. Burada kastettiğim tedbirler polisiye operasyonlar değil; meşruiyet zeminini, adaleti ve ekonomik şartları güçlendirmek, ayrıca ABD, AB, İsrail ve İngiltere dışındaki aktörleri de kapsayan, İslam dünyasıyla diplomatik mekanizmalar kurmaktır. Kuzeyde, Ukrayna’da da bir şeyler olacak gibi görünüyor. En azından “Zelenskiy’nin kullanım süresi” dolmuş gibi. Bir “Zenne” ile işi bugüne kadar sürdürmeleri, onlar açısından başlı başına bir başarı sayılabilir. Rusya’da da bu dönemde bir hareketlilik yaşanması sürpriz olmaz. Irak’ta önemli gelişmeler yaşanabilir; İran için de aynı durum söz konusu. Mısır, Libya, Tunus, Fas, Somali, Sudan, Eritre ve Cibuti’yi de bir kenara not edin. Bu anlamda yalnızca Bahreyn değil, bütün Körfez ülkeleri diken üstünde.
Gazze’deki çocukların ahı İsrail’i tuttu! Lübnanlıların, Yemenlilerin ve Rachel Corrie’nin ahı da… Ne İsrail seçimi ne de Amerikan seçimi, mevcut siyasi sorunlara çare olacak. Yalnızca ABD ve İsrail değil, Siyonistler ve Evanjelikler de teolojik bir travma yaşıyor. Bakalım Amerikalı Evanjelikler bu gerçekler karşısında hatalarından dönecek mi? “Tanrı’yı kıyamete zorlamak”tan vazgeçecekler mi?
Bakalım bu seçim sonuçlarının ABD, AB, Azerbaycan, İran ve Ukrayna’ya; Chabad’ın bölgedeki faaliyetlerine; Hazaralar, Karaylar, Tataryalar, dinler arası diyalog ve İbrahimî buluşmalar projelerine etkisi ne olacak? Görünen o ki Netanyahu’nuz Trump’sız, Trump da Netanyahu’suz zorlanıyordu. İkisinin birden yokluğunun dünya dengelerindeki karşılığını yaşayarak göreceğiz. Şimdi, 3 Kasım’daki Amerikan seçimlerinin sonucunu beklemek gerekiyor.
İsrail’de 120 sandalyeli Knesset’te çoğunluk için 61 sandalye gerekiyor. Seçim öncesi anketlerde hiçbir blok bu sayıya ulaşamıyordu. Netanyahu bloku yaklaşık 50–53, muhalefet/değişim bloku ise 52–56 sandalye aralığında gösteriliyordu. Gadi Eisenkot’un Yashar partisi 22–23 sandalye tahminiyle Likud’un (19–21) önünde görünüyordu. Arap partileri 14–16 sandalyeyle potansiyel bir kilit konumdaydı; ancak birçok parti bu partilerle koalisyon kurmayı reddediyor.
23 Ekim itibarıyla barajı (%3,25) aşması beklenen partiler arasında Yashar (Eisenkot), Likud (Netanyahu), B’Yachad (Bennett), Demokratlar (Golan), Ortak Liste, Otzma Yehudit (Ben-Gvir), Şas, Birleşik Tevrat Yahudiliği, Dini Siyonizm-Zehut (Smotrich), Yisrael Beytenu (Liberman) ve Ra’am (Abbas) sayılıyordu. Baraj altında kalan veya durumu belirsiz görülen partiler arasında Ofer Winter’ın Amcha Yisrael/İsrail Halkı partisi (%2,5–3,1 aralığındaki anketlerle) ve Yoaz Hendel’in Yedekler-Ekonomi partisi bulunuyordu. Haredi Toplumu ve Noam gibi diğer küçük partilerin ise anketlerin çoğunda barajı aşamadığı görülüyordu. Barajı geçen partilerin kesin listesi, sandık çıkış anketleri ve sayım sonuçlarıyla netleşecek.
İsrail’de yaklaşık 7,3 milyon seçmen yeni yönetimi belirleyecek. Seçimden bir gün önce yayımlanan son anketlerde Gadi Eisenkot’un Yashar partisi genellikle 22–23 sandalye ile önde, Netanyahu’nun Likud’u ise 19–21 sandalye civarında görünüyordu. Muhalefet partilerinin toplamı 50–56, Netanyahu blokunun sandalye sayısı ise 48–52 aralığında tahmin ediliyordu. Arap partilerinin toplamda yaklaşık 14 sandalye kazanabileceği öngörülüyordu. Hiçbir blok 61 sandalyelik çoğunluğa ulaşamıyordu.
Seçimin başlıca rakipleri Netanyahu’nun Likud’u ile Eisenkot’un Yashar partisi. Seçim, büyük ölçüde Netanyahu’nun siyasi geleceği ve 7 Ekim sonrasındaki hesap verebilirlik tartışmaları üzerine bir referandum olarak görülüyor.
Bu tabloda koalisyon görüşmeleri haftalar, hatta aylar sürebilir. Uzlaşma sağlanamazsa seçim yenilenebilir. İsrail’de katılımın yüksek olması bekleniyordu. Saat 14.00 itibarıyla seçmenlerin yaklaşık yarısının oy kullandığı bildiriliyordu. Geçmiş seçimlerde katılım genellikle %67–72 aralığında gerçekleşmişti; bu seçimde ise %73 veya üzerine çıkabileceği tahmin ediliyordu. Yurt dışında yaşayan resmî görevlilerden %86,7’sinin oy kullandığı belirtiliyordu. Oy kullanmak için 70–90 bin seçmenin hava, kara ve deniz yoluyla ülkeye gelmesi bekleniyordu. Bu hareketliliğin sonucu %1,5–2 düzeyinde etkileyebileceği ileri sürülüyordu. Daha önce yurt dışından gelen seçmenlerin oranının %14 seviyesinde kaldığı belirtilmişti. Dışarıdan gelip oy kullananların çoğunun Netanyahu karşıtı olduğu söyleniyordu.
Bu seçim İsrail’de derin bir ayrışmaya işaret ediyor. Netanyahu, Gazze’deki bebekleri İsrail’in geleceği açısından potansiyel bir tehdit olarak görürken insan haklarından ve demokrasiden söz edenler, mevcut uygulamaların İsrail’in güvenliği ve geleceği açısından gerçek bir tehdide dönüştüğünü savunuyor. Netanyahu, oyunu kullandıktan sonra sosyal medya üzerinden âdeta bir SOS çağrısı yaptı ve “Seçimlerin çalınmaya çalışıldığını” iddia etti. Kampanya boyunca Türkiye, İran ve Hizbullah liderlerinin fotoğraflarının yer aldığı afişler paylaşarak “Onlar Netanyahu’nun kaybetmesini istiyor; kazanmalarına izin vermeyin” mesajını verdi. Netanyahu’nun başlıca rakibi, eski Genelkurmay Başkanı Eisenkot ise “Netanyahu dönemine son veriyorum” dedi.
Cezaevleri önünde propaganda yapan aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, kampanya boyunca “Her ne olursa olsun kazanacağız” diyerek iddialı bir duruş sergiledi. İsrail seçmenlerinin yaklaşık %20’sini oluşturan Filistinli vatandaşların oylarının, Ortak Liste ve Ra’am’ın sonuçlarını belirleyici kılabileceği yorumları yapılıyor. Eisenkot’un, Arap partilerinin dışarıdan destekleyeceği bir azınlık hükümeti formülü üzerinde durabileceği belirtiliyor. Muhalefet kanadı, Netanyahu’nun seçimi kaybetmesi durumunda sonuçlara şaibe karıştırarak veya ABD’deki Trump’ın ve Yahudi lobisinin desteğini alarak görevini zorla sürdürmeye çalışabileceğini öne sürüyor.
Bundan sonra ne olacağını yaşayarak göreceğiz.
Selam ve dua ile..
Not: Bu seçimde 330.000 genç ilk kez oy kullandı. Chanel 12’ye göre, tahmini olarak Eisenkod 52, Netenyahu 50 Milletvekili, Arab’lar 18 Milletvekili kazanmış olabilir.. Chanel 14’e göre ise Likud 30, Yashar 19, Beyachad 11 milletvekili çıkaracak. Netenyahu bloku 60, Değişim bloku 43, Arab’lar 17 sandalya kazanacak. Taraflar kendilerinin kazandığını söylüyor, ancak gerçek sonuçların bugün açıklanması bekleniyor. ABD Netenyahu’dan yana İsrail’de lobi yapıyor.