Şener'i yol ayrımına getirenler...

Şener'i yol ayrımına getirenler...

Şener’in tavrını gündemdeki gerginliklerden bağımsız düşünmek mümkün mü? Nasuhi Güngör bugünkü yazısında bu soruyu irdeleyerek, "belki" diyor. ve Şener'in tutumuna dair bir iddia ortaya atıyor.

Sevgili Ahmet Hakan"ın Abdüllatif Şener merakı nedir, doğrusu tam olarak anlayabilmiş değilim. Zira Şener için "Hiç kuşkun olmasın, Türkiye senden razıdır. Ve şimdi yapacağın son hizmet, bu tamahkarlar ordusuna, "şık bir çekiliş" ile unutamayacakları bir ders vermektir" diye neredeyse şiir kıvamında bir yazı kaleme aldı Ahmet Hakan. (Hürriyet, 1 Haziran 2007)

Bu "kader ortaklığı"nı bir kenara bırakalım. Lakin bir nevi "derin demokrat" ve de "akil adam" diye ağıtlar yakılan Şener"in geri çekilmesi cidden tuhaf bir gelişme.

Abdüllatif Şener, AK Parti"nin kuruluş sürecinde önemli rol oynayan isimlerden. Kendisi her zaman aykırı ve biraz "sevimli huysuz" rolündeydi. Son dönemde ise şarap tartışmalarından şiir okumalarına, eşinin başörtüsüyle ilgili tuhaf yorumlarından miting değerlendirmelerine kadar her zaman "aykırı adam" duruşu sergilemeye çalıştı.

Tüm bunların Türkiye"ye nasıl bir katkı ürettiğini, demokrasimize ne tür derinlikler kazandırdığını değerlendirmek bu yazının sınırlarını aşıyor. Ancak sormamız gereken bazı sorular var.

Ortada bir 27 Nisan bildirisi var. Genelkurmay"ın internet sitesine giren bu metin, neresinden bakarsanız bakın Türkiye"deki sürecin bir anda alt-üst olduğu bir çıkıştı. Ardından siyaset öyle savrulmaya başladı ki, önce Anayasa Mahkemesi"nin kararıyla cumhurbaşkanlığı seçimleri çözümsüz hale geldi. Ardından apar topar seçim kararı alındı.

Sonrasında siyaset üzerinde oluşturulan baskı o hale geldi ki, hali hazırda alınan seçim kararının uygulanıp uygulanmayacağını tartışır olduk.

Şimdi böyle bir ortamda kritik bir konumdaki siyaset adamının geri çekilmesi, bunu birtakım sudan bahanelerle ifade etmeye/ettirmeye çalışması size ne kadar inandırıcı geliyor bilmiyorum.

Ama bana inandırıcı gelmiyor. İkna edici gelmiyor.

Abdüllatif Şener"in kişisel olarak yaptığı birtakım çıkışlar, birilerini memnun etmiş ya da bir diğerinin tepkisini almış olabilir. Fakat aday olmamakla ilgili verdiği karar, basit bir kişisel tepkiden ibaret değil.

Ortalıkta gezen dedikodular, psikolojik savaş unsurları, "Tek başına çoğunluğu sağlasanız bile size iktidarı vermeyecekler" algısının ısrarla AK Parti üzerinde gezdirilmesi, herbiri diğerinden facia gerginlik senaryolarının yazılması.

Şener"in tavrını bunlardan bağımsız düşünmek mümkün mü?

Eğer tavrını, "Bir siyasi parti olarak bu krizi iyi yönetemedik, beni dinleyen yok" şeklinde anlamak mümkün olsaydı, belki.

Fakat Abdüllatif Şener, son bir yıldır bu tür gerginlik senaryolarının en önemli isimleriyle uzun sohbetlerde bulunuyor. Mesela böyle dönemlerin ilginç isimlerinden Yalçın Küçük"le neredeyse haftada bir yemekte buluşup "Ne olacak bu memleketin hali" diye kafa yoruyorlar.

Yalçın Hoca"yla Abdüllatif Şener.

Ahmet Hakan olup bitenin kodlarına gerçekten merak saldıysa, işte ona buradan yardım ediyorum.

Bu yol ayrımının şifreleri bu uzun sohbetlerde.

Şener üzerindeki "küçük" etkilerin neler olduğunu çözmek hepimiz için yararlı olabilir.


Star