SEÇİM DÖNEMİNDE BİLE HALKA GÜVENMEMEK HANGİ AKLA SIĞAR?
Demokraside, 'İyi siyasetçiler' iktidar olmak için önce halka ve seçmene güvenirler. İktidar olduktan sonra ise, Amerika da, Genelkurmay da, TÜSİAD da, İsrail de hesaba alınır.
Demokraside, 'İyi siyasetçiler' iktidar olmak için önce halka ve seçmene güvenirler. İktidar olduktan sonra ise, Amerika da, Genelkurmay da, TÜSİAD da, İsrail de hesaba alınır. Bunlarla kavga edilerek, iktidar koltuğunda rahat oturulmaz ve icraat pek yapılamaz.
--------------------------------------------------------------------------------
Türkiye'de siyasette ağırlık koymak isteyenler, eğer seçmen desteğini almak gibi bir niyetleri ve yetenekleri yoksa, "İktidar"ı belirleyici öğeler olarak gördükleri diğer odaklara kilitlenirler.
Toplumdaki eğilimleri veya halkın düşüncelerini anlamaya çalışmak yerine, şu sorulara cevap aramaya başlarlar:
-Amerika ne düşünüyor?
-Genelkurmay ne düşünüyor?
-TÜSİAD ne düşünüyor?
-İsrail ne düşünüyor?
Oysa "Demokrasi" adı verilen nimet, eksikli ve aksak da olsa Türk toplumu tarafından benimsenmiştir. Türkiye'yi Suudi Arabistan'dan veya İran'dan ya da diğer Ortadoğu ülkelerinden ayıran şey, kadınların başının açık ya da kapalı olması değil, Türkiye'de çoğulcu demokrasinin yerleşik bir düzen biçiminde benimsenmiş olmasıdır.
Demokraside ise, "İyi siyasetçiler" iktidar olmak için önce halka ve seçmene güvenirler.
İktidar olduktan sonra ise, Amerika da, Genelkurmay da, TÜSİAD da, İsrail de hesaba alınır. Bunlarla kavga edilerek, iktidar koltuğunda rahat oturulmaz ve icraat pek yapılamaz.
Şu anda bir seçim var ve gün halka güvenmek günüdür. Seçmenin oylarını ne Amerika ne Genelkurmay, ne de TÜSİAD etkileyebilir. Seçmen oyunun yönünü değiştirmek için birileri tahrikler yapsalar ve hatta eylem koysalar bile, bu genel eğilimi etkilemez.
Anca yine de birileri, seçmen yerine "Derin güçler"e dayanmanın arayışları içinde. Tabii bu arada terslikler ve kendi kendisi ile yabancılaşmalar da görülüyor. Örneğin Türkiye'nin Ulusalcıları ile Amerika'nın Neo-Con'ları aynı söylemleri seslendiriyorlar.
Sonuçta kimin elinin kimin cebinde olduğu anlaşılamayan tablolar, çeteleşmeler ve komplolar, bütün gariplikleri ile su yüzüne çıkıyor.
Bu gariplik 22 Temmuz akşamı sona erecektir.
