Sarıkız Hortladı
Deşifre olan Sarıkız adlı darbe planının yeni bir versiyonu kamuoyunda boy göstermeye başladı.
Sivil anayasa çalışmalarının başlamasıyla dört koldan saldırıya geçen birimler, tıpkı Sarıkız eylem planında söylendiği gibi hareket ediyor
2004 yılında AK Parti hükümetine karşı yapılması planlanan ve geçtiğimiz aylarda deşifre olan Sarıkız kod adlı darbe girişimi, çeşitli eylem planlarından oluşuyordu. Harekat planı yazılı, metne dahi dökülen darbe planında öncelikle basın ele geçirilecekti. Rektörler ile temas kurulması ardından da sendikalar ile aynı şekilde temas kurulması sağlanacaktı. Sonraki adımda ise dernekler ile temas edilip son olarak da bütün bu olayların yurt çapına yayılması sağlanacaktı.
BUGÜNKÜ DURUM SARIKIZ PLANINI HATIRLATTI
AK Parti hükümetinin 22 Temmuz seçimleri ardından giriştiği sivil anayasa çalışmaları karşısında, deşifre olan Sarıkız adlı darbe planının yeni bir versiyonu kamuoyunda boy göstermeye başladı. Sarıkız darbesi eylem planının ilk ayağı olan basın, 20 gün öncesine kadar darbe anayasasına alternatif sivil anayasa yapılmasını savunurken, bugün 180 derece dönerek sivil anayasaya saldırıyor. Yalan haberlerle sivil anayasa çalışmalarını engellemeye çalışan kartel basını köşe yazarları, darbe anayasasının değiştirilmesi gerektiğini savunuyorlardı. Bu gazeteler kendi kendisiyle çelişme pahasına sivil anayasa çalışmalarını baltalamak için elinden geleni ardına koymuyor. Özellikle Doğan Grubu gazeteleri sivil anayasa çalışmalarına cephe almış durumda.
TEZİÇ 1992’DEKİ TASLAĞI İLE ÇELİŞİYOR
Plan çerçevesinde temas kurulacağı belirtilen rektörler ise önce Rektörler Komistesi toplantısında toplanıp sivil anayasaya karşı olduklarını açıkladılar. Ardından da YÖK Başkanı Erdoğan Teziç’in 1992 yılında TÜSİAD için hazırladığı anayasa taslağında AK Parti’nin gündeme getirdiği sivil anayasadan daha özgürlükçü taleplerde bulunduğu ortaya çıktı. Prof. Dr. Ergun Özbudun başkanlığındaki bilim kurulunun hazırladığı taslakta Anayasa'nın başlangıç kısmı ve değiştirilemez nitelikteki ilk 3 maddede yapılan bazı kelime değişiklikleri rejim sorunu haline getirilirken, Erdoğan Teziç’in başkanlığında hazırlanan TÜSİAD'ın taslağında değiştirilemeyecek maddelerin de değişmesi öneriliyordu. Genelkurmay Başkanlığı'nı Milli Savunma Bakanlığı’na bağlama teklifi getirilen metinde, milletvekili yeminlerinden Atatürk’ün çıkarılması bile var. Fakat Teziç o dönem istediği özgürlükleri ve laikçi kesime aykırı gelen değişimleri bugün AK Parti uygulamaya koyacak diye tam tersini savunuyor. Çeşitli üniversitelerden rektörler ise özgürlüklere karşı duruş sergiliyor. İstanbul Üniversitesi Rektörü “sivil anayasa” kelimesini içine sindiremediğini söylüyor.
TİSK’TEKİ U DÖNÜŞÜ
Sendikaların söylemlerindeki değişiklik de dikkatlerden kaçmıyor. TİSK, 20 gün önce hükümet programına ve anayasa değişikliğine alkış tutarken, bugün sivil anayasaya cephe aldı. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Tuğrul Kudatgobilik, içinde sivil ve özgürlükçü bir anayasa paketinin de yeraldığı hükümet programı için 3 Eylül 2007 günü, “Sayın Başbakan’ın açıkladığı hükümet programını çok olumlu buluyoruz. Kendilerini tebrik ediyoruz” derken; bugün “Yeni anayasa çalışmaları ülkemiz gündeminden çıkarılmalıdır” başlığı altında yazılı bir açıklama yaparak, “Sivil anayasa çalışmaları gerginlik meydana getiriyor, çalışmalar durdurulsun” mesajı verdi. Oysa ki TİSK Başkanı'nın 3 Eylül günü tam destek verdiği hükümet programında, sivil anayasa çalışmaları ile ilgili olarak, “Ülkemiz sivil bir anayasayı hak etmektedir. Hükümetimiz, yeni anayasanın devlet-toplum-birey arasındaki ilişkileri, hak, özgürlük ve sorumluluk temelinde düzenleyen bir toplumsal sözleşme niteliğinde olmasından yanadır” ifadeleri yer alıyordu.
TÜSİAD, ÖZGÜRLÜKÇÜ TASLAĞINI ÇABUK UNUTTU
TÜSİAD’ın da sivil anayasa çalışmalarına tavrı manidar bulunuyor. 1992’de Erdoğan Teziç’e hazırlattıkları özgürlükleri savunan sivil anayasayı görmezden gelen TÜSİAD, bugün sivil anayasa taslağındaki özgürlüklere tavır alıyor. TÜSİAD Başkanı Arzuhan Yalçındağ, anayasa değişikliği konusundaki tartışmaların laiklik tartışmalarına dönüştüğünü ima ederek, bu tartışmanın da bugün de görev başında olan bazı hükümet üyelerinin, parti mensuplarının ve yerel yöneticilerin, geçmiş dönemlerdeki eylem ve söylemlerinden kaynaklandığını iddia etmişti.
Vakit
