Sağlık Bakanlığı'nın İzmir suyu cevabı

Sağlık Bakanlığı'nın İzmir suyu cevabı

Sağlık Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin eleştirilerine cevap verdi. Bakanlık İzmir suyundaki arsenik düzeyindeki yüksekliğin halen devam ettiğini açıkladı.

Sağlık Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi içme suyu şebekesinin değişik noktalarından alınan örneklerin İzmir Hıfzıssıhha Bölge Müdürlüğü ve Ankara Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı laboratuvarlarında analiz edildiğini ve bazı bölgelerde arsenik düzeyindeki yüksekliğin halen devam ettiğinin görüldüğünü bildirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, ''İzmir Büyükşehir Belediyesinin yapacağı çalışmalarla sorunu mümkün olan en kısa sürede çözüme kavuşturmasını beklediğimizi kamuoyumuzun bilgisine sunuyoruz'' denildi.

Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, belediyelerin görevinin halka sağlıklı ve güvenli içme-kullanma suyu ulaştırmak, bakanlığın görevinin ise standartlar çerçevesinde halkın tüketimine sunulan içme-kullanma sularının sağlıklı ve güvenli olup olmadığını denetlemek olduğu vurgulandı.

Açıklamada, ''İnsani Tüketim Amaçlı Sular Yönetmeliği''ne göre, belediyeler ve ilgili kurumlara verdiği 3 yıllık geçiş süresinin 17 Şubat 2008 tarihinde sona erdiği hatırlatılan açıklamada şunlar kaydedildi:

''Geçiş süresinin sona ermesinden önce, 10 Ekim 2007'de 81 il belediyesi uyarılarak gerekli tetkikleri yaptırmaları ve sonuçları Bakanlığımıza göndermeleri istenmiştir. Bilgilerin Aralık 2007'de toplanmasından sonra bazı illerimizde arsenik değerlerinin yönetmelik sınır değeri olan 10 mikrogram/litre'nin üzerinde olduğu anlaşılmıştır. Bu iller Bakanlığımızca uyarılmış ve gereken çalışmaların acilen yapılması istenilmiştir.

İzmir Büyükşehir Belediyesi uyarılara rağmen bu sürede arsenik sonuçlarını Bakanlığımıza göndermediği gibi içme sularında arsenik yüksekliği olmadığını da iddia etmiştir. Bu durum göz önüne alınarak Bakanlığımızca İzmir'de şebekenin değişik noktalardan su numuneleri alınmış, analizler eş zamanlı olarak hem İzmir Hıfzıssıhha Bölge Müdürlüğü hem de Ankara Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı Laboratuvarlarında yaptırılmıştır. Sonuçların uyumlu olduğu görülmüştür. Her iki laboratuvar da yetkinlikleri bilinen laboratuvarlardır.

26 Haziran, 2 ve 9 Temmuz 2008 tarihlerinde alınan su numunelerinin analizlerinde bazı bölgelerde arsenik düzeyindeki yüksekliğin halen devam ettiği görülmüştür. İl Sağlık Müdürlüğünce haftalık olarak içme-kullanma sularının kimyasal yönden denetimleri devam edecektir.''

-''BOR DA YÜKSEK''-

''Arsenik yüksekliğinde olduğu gibi bor düzeyinin yüksekliğinin de İzmir Büyükşehir Belediyesince kabullenilmediğinin'' ifade edildiği açıklamada, İzmir'in içme kullanma sularında daha önceki bor değerinin normal sınırlarda olduğu ancak 22 Haziran 2008'de alınan numunelerde yükseklik tespit edildiği belirtildi. Bor değerinin yükselme sebebinin arseniğin kimyasal metotlarla düşürülmesi çalışmaları olabileceği gibi, yeraltı sularındaki geçici değişimden de kaynaklanabileceği dile getirildi ve ''Konu Bakanlığımızın takibindedir. Bor değerlerinde tekrar düşme olması ise sevindiricidir'' denildi.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığınca talep edilen muafiyetin, İzmir'in içme-kullanma suyunda arsenik üst limitinin, 3 yıl öncesindeki gibi litrede 50 mikrogram olarak kabul edilmesine yönelik olduğu vurgulanan açıklamada, ''Bu taleple ilgili olarak Bakanlığımızın, Yönetmelikte bulunan 'hiçbir muafiyetin insan sağlığına yönelik potansiyel bir tehlike oluşturmaması esastır' hükmünden taviz vermesi düşünülemez'' ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığının ve ilgili tüm belediyelerin Sağlık Bakanlığı tarafından ''gerektiği şekilde uyarıldığı'' belirtilerek şunlar kaydedildi:

''İzmir'in diğer illerden farkı; arsenik sonuçlarını uyarılara rağmen Bakanlığımıza göndermemesi, başlangıçta kamuoyuna sonuçların normal olduğunu açıklamaları ve Bakanlığımız ile işbirliği yapmamalarıdır. Oysa uyarılan diğer il belediyeleri işbirliğine açık bir tutum sergilemişler ve yaptıkları çalışmaları Bakanlığımızla zamanında paylaşmışlardır. Bakanlığımızın öncelikli görevi halk sağlığını korumaktır. Bu görevimizi yerine getirirken hiçbir belediyemize farklı uygulamalar yapmamız söz konusu olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır.

İzmir Büyükşehir Belediyesinin yapacağı çalışmalarla sorunu mümkün olan en kısa sürede çözüme kavuşturmasını beklediğimizi kamuoyumuzun bilgisine sunuyoruz.''