"Rumlar Dinsiz Olsa Mesele Çözülür"

"Rumlar Dinsiz Olsa Mesele Çözülür"

Ferdi Soyer'in Cumhuriyet'teki sözleri şaşırttı; 'Rumlar laik olsa anlaşabiliriz'. KKTC'de kuran kurslarını basan öğretmenlere karşılık, Rum'lar ise Başpiskopos'u dinliyor.

Eski KKTC Başbakanı ve Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler Genel Başkanı Ferdi Sabit Soyer'e göre, Türk tarafı laikliği çoktan içselleştirdi; oysa Rum kesiminde bu böyle değil. Kilise, çözüm politikası dahil, hayatın her alanında egemen ve bu durum işleri zorlaştırıyor.


HASAN ERİŞ

KKTC'de 2005-2009 yılları arasında başbakanlık yapan ve 2005 yılından bu yana Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler'in (CTP-BG) genel başkanlığını yürüten Gazimağusa Milletvekili Ferdi Sabit Soyer, müzakere masasının karşı tarafını en iyi bilenlerden biri. Kıbrıs Rum Kesimi lideri Dimitris Hristofyas'ı da, Hristofyas'ın güç aldığı iktidar partisi AKEL'in tabanını da iyi tanıyor. İki sol parti arasındaki eskiye dayanan "yoldaşlık" ilişkileri AKEL'in ve Rum tarafının referandumda "Hayır" demesine engel olamamıştı. Yine de şu andaki müzakerelerde AKEL'in belirleyici rolü, çözüm taraftarları açısından iyimserlik kaynağını oluşturuyor. Çözüme inancını hiç kaybetmediğini belirten Soyer'le, CTP'nin Lefkoşa'daki Genel Merkezi'nde görüştük.

- Başbakan Derviş Eroğlu "Artık sabrımız taşıyor. Müzakereler başarılı olmazsa KKTC'nin tanınmasına odaklanacağız" dedi. Siz gelinen noktayı nasıl görüyorsunuz?

FERDİ SABİT SOYER - Bu görüşmelerde ilk defa yeni bir şey oluyor. İlk defa iki lider sorunun esaslarını oluşturan pek çok konuda birbirine yakın formüller üretiyor.

Çözüm siyasetinin amacı, Birleşmiş Milletler (BM) parametreleri temelinde, iki toplumlu, iki bölgeli, siyasi eşitliğe sahip Federal Kıbrıs'ın eşit kurucu ortağı olarak uluslararası alanda hak ettiğimiz yere ulaşmaktır. "Çözümsüzlüğün nedeni ben değilim"i bütün dünyaya göstermektir.

- Çözümün önünde ne gibi engeller var?

1974'ten sonra Kıbrıs'ta bir "ganimet ekonomisi" palazlandı ve bu ortam yavaş yavaş kendi burjuvazisini, yandaşlarını yarattı. Bunlar değişim istemiyor. Uluslararası çevrelerde de gizli-açık çözüm karşıtları var. Türkiye'nin AB üyeliğini engellemek isteyen Fransa dört gözle bir çözümsüzlük olur da işler tıkanır diye bekliyor.

- Kimilerine göre AKEL, Rum tarafında çözüme en yakın siyasal hareket. Çözüm yolunda engelleri var mı?

- Rum tarafı 1963'e kadar Enosis siyaseti güttü. Ne zaman faşist cunta geldi, ayaklar suya erdi, "Kıbrıs Kıbrıslılarındır" siyaseti güç kazanmaya başladı. Elen (Rum-Yunan) karakterli bir Kıbrıs cumhuriyetçiliği ortaya çıktı. AKEL federasyonu savunuyor ama bizim savunduğumuz gibi değil. CTP'de hiçbir zaman taksim tezi savunulmadı. Vaktiyle TİP'in önerdiği federalizm tezini Türkiye adına ilk kez resmen dile getiren İsmet İnönü'dür. (SSCB Başbakanı) Kosigin'in Ankara ziyaretinde federalizm tezi Sovyetler'le birlikte ortak metne geçirilince, AKEL çelişkiye düştü. Federalizme negatif vurgu ile yaklaşmaktır. Zorlanmalarının bir nedeni de Güney'de laiklik ilkesinin yaşama geçememesidir.

- Bunu biraz açar mısınız?

- Türk tarafı laikliği içselleştirmiştir. Bizde en sağcı parti bile toplantılarına imamı çağırsa, halk bunu kabul edemez. Siyasetle din adamının yeri, işlevi ayrıdır. Onlarda böyle değil. Kilise yaşama hâkim. Toplantılarında baş papaz baş köşede oturur. Kilise, insanları domine eder.

Müzakereler din ile ilgili bir konu değil. Ama Kıbrıs'ta "ilahi kudreti" temsil eden kilise, inandığı kutsal değerler ve menfaatlere göre beyanat veriyor. Başpiskopos 2. Hrisostomos, "müzakerelerden olumlu bir sonuç çıkmayacağından emin olduğunu" söyledi. Kathimerini gazetesi, "Başpiskoposun B planı var" başlığıyla haber yayımladı. Buna göre kilise, müzakerelerden sonuç çıkmayacağını yaymaya çalışıyor, aramızdaki sınır kapılarının kapatılmasını istiyor. Bu yolla Ada'da bölünmüşlüğü resmiyete dökecek ve ardından klasik propaganda atakları ile bütün dünyaya "Bunun sorumlusu Türkler" diyecek. Yani kamuoylarını çözümsüzlüğe hazırlıyorlar. Sanki Kıbrıs'ta birileri, söylemek isteyip de söyleyemediklerini kiliseye söyletiyor. Ben de buna veryansın ettim; kilisenin siyasette dominant şekilde rol alması, laikliğe de, AB'nin demokratik kurumsallaşmasına da aykırıdır.

AKP zamana yayar mı?

- Yunanistan'daki seçim sonuçlarının bu sürece yansıması nasıl olur?

- (Yunanistan Başbakanı) Yorgo Papandreu çözüm için önemli bir şans. O da çözümsüzlüğü dayatan taraf olarak gözükmemek gerektiğini biliyor ve öneriyor. Güney'deki bağnaz milliyetçilere prim verilmemesi gerektiğini biliyor. "Uluslararası camia ile çelişkiye düşersek Kıbrıslıların geleceği önemli tehlikeler içerir" dedi. Onun için Papandreu'dan hoşnut değiller. Onlar (eski Başbakan) Karamanlis'i severlerdi.

- Ya Türkiye'nin desteği?

- AK Parti yönetimi ve hükümetinin çözüm konusunda çok istekli olduğunu düşünüyorum. Kıbrıs meselesinin çözümünü, Türkiye'nin bölgedeki politik rolü ve ülkenin geleceği açısından önemli görüyor ve kararlı adımlar atıyorlar. Ancak endişem şudur; son dönemde Kürt açılımı, Alevi açılımı, Ermenistan'la ilişkiler, bunun Azerbaycan'da yarattığı hassasiyet, ıslak imza meselesi gibi birçok konu üst üste geldi. Bu durumda acaba Kıbrıs meselesinde çözümü biraz zamana yaymayı düşünürler mi? Bunlar aklıma gelmiyor değil ama ne "evet" diyebiliyorum kendi kendime ne "hayır."

Kaynak: Cumhuriyet