Osmanlı Döneminden Devralınan Din Anlayışları

Osmanlı Döneminden Devralınan Din Anlayışları

Özgür-Der Antalya Temsilciliğinin bu ayki konuğu İzmir Özgür-Der Şube Başkanı Nurcan Büyük'tü. Büyük’ün konusu...

Özgür-Der Antalya Temsilciliğinin bu ayki konuğu İzmir Özgür-Der Şube Başkanı Nurcan Büyük'tü. Büyük’ün konusu: “Osmanlı İslamcılığının Osmanlı Döneminden Devralınan Din Anlayışları” idi.

Konuşmasının giriş bölümünde Büyük: Peygamberimizin vefatıyla başlayan sürece kısaca değindi. Bu süreçte Müslümanların arasında artık Peygamber olmadığı için karşılaşılan sorunları çözmede sıkıntılar yaşanmaya başlandı. Kitleler halinde İslam’a giren topluluklar kendi gelenek ve görenekleriyle birlikte İslam’a girdiler. Bu gelenek ve görenekler kimi zaman kendilerinden sonraki Müslümanlar tarafından din olarak algılandı. Resulullahın eğitiminden geçen kimi sahabeler bu tür yanlışlıklara isyan etmiş ve çoğu zaman hakkından gelememişlerdir. Hatta Sa’d b.Ebi Vakkas toplumdan tamamen uzaklaşıp, uzlete çekilmeyi düşünmüş buna Hz. Ömer müsaade etmemiştir. Uzlete çekilmek çözüm değil aksine mücadele etmek ve yanlışları düzeltmek gerekir demiştir. Bu yanlışları o günden bu güne çok sık görüyoruz.

Osmanlının devraldığı din anlayışı İslam’ın aslından uzaklaşmış, içine uydurma hadislerin, hurafelerin ve Hinduizmden, Fars kültüründen doğan tasavvuf anlayışının egemen olduğu anlayıştır. Bu dönemde din yazılı kaynaklardan değil şifahi olarak halka ulaşmıştır. Bu şifahi din anlayışının içinde Şaman Kültürünün yoğunluğunu çok sık görüyoruz. Buna paralel olarak tasavvufun; Hint, Şaman ve Fars kültürünün karma bir ürünü olduğunu görüyoruz. Bu dönemde en çok kadının cahil bırakılışını ele almak lazım. Kadın cahilliğe mahkum edilmiştir. Kadın mektepsizdir. İlim öğrenmesine izin verilmemiştir. Kadının ilim öğrendiği tek yer Medresede yalan yanlış ilim öğrenen ve eve gelip o öğrendiklerini kadına aktaran erkektir. Bu da nesillerin cahil kalmasına sebep olmuştur. Eğitim oda ve kıraathanelerde verilirdi. Bugünkü kahvehane olarak bildiğimiz yerler aslında Osmanlı’da okuma yerleri olarak açılmış daha sonra o da asli anlamında uzaklaştırılmış ve boş vakit geçirilen yerler haline gelmiştir.

Osmanlı aydını da Cumhuriyet aydını da sistemi eleştirmemiştir. Çünkü sistem itaat edilmesi gereken kutsallar arasında yer almıştır. Yaygın eğitim kurumları olarak kabul edilen medreselere karşı devlet sağır, medreseler de devlete karşı sağırdır bu dönemde.
Osmanlı’da en çok başucu kitapları olarak kabul edilen; Kara Davut, Muhammediye, Envarül Aşıkin, Mızraklı İlmihal, Delaili Hayrat gibi kitaplar her yerde mevcut ve kimi zaman ders kitapları olarak okutulmuştur. Oysa bu kitaplarda anlatılan konuların büyük bir kısmı uydurma hadislere ve menkıbelere dayanır. Uydurma, abartı ve masal formatında dillendirilen konular İslam’ın aslıyla hiçbir alakası bulunmamaktadır. Kur’an’ın ruhuna aykırı olan bu kitaplardaki konular günümüze kadar gelmiş ve hala günümüz camilerinde görev yapan bir çok imam tarafından cemaate anlatılmaktadır.

Buna bağlı olarak cami imamları arasında yapılan bir ankette: “Ey Muhammed sen olmasaydın kainatı yaratmazdım” “Ademin bedeni çamur halindeyken bile ben peygamberdim ” vb. uydurma hadisler cami imamlarına sorulmuş. Ankette bu uydurma hadislere imamların büyük çoğunluğu ayet, bir kısmı sahih hadis ve çok az bir kısmı uydurma hadis oluğunu belirtmiştir.

Ayrıca Osmanlı’da insanın yaratılışı, Allah’ın görülmesi, Kıyamet ve Alametler, Deccal, Mehdi, İsa’nın tekrar dönüşü gibi konular kitaplar dolusu tartışılmış ve yığınla uydurulmuş hadis menkıbelerle zenginleştirilmiş yığınla halk bu tür safsatalarla uyutulmuştur. Uyutulan halk her şeyi kadere bağlamış ve baş eğmeği dinin bir vecibesi olarak kabul etmiştir. 6 yy. uyutulan halklar sayesinde varlığını sürdüren Osmanlı uyutulmuş halkın sayesinde o kadar uzun süre saltanatını sürdürmüştür.

Bu konuları daha geniş öğrenmek isteyenler: Osmanlı Halkının Geleneksel İslam Anlayışı ve Kaynakları—Hatice Kelpet Arpaguş’un kitabından faydalanabilir.

Çeşitli soruların cevaplanmasıyla Nurcan Büyük konuşmasını bitirdi.