Org. Başbuğ'a Tepki

Org. Başbuğ'a Tepki

Org. Başbuğ'a bilim adamları ve STK'lardan tepki

Laikliğin tartışılmasına dahi karşı çıkan Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Başbuğ'a tepki gösteren bilim adamı, STK temsilcileri ve hukukçular "Laiklik gayri milli bir kavramdır, tanımı şarttır" dediler
 

Yıllardır tanımsız bırakılarak ateizme varan keyfî anlamlar yüklenmesine neden olunan laiklik kavramına artık bir tanım getirilmesi şart oldu. Laikliğin tartışılmasına dahi karşı çıkan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ’a tepki gösteren bilim adamları, hukukçular ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, “Toplumdan yabancı, ne olduğu bile bilinmeyen bir kavrama uymaları isteniyor. Eğer tartışılmaz, bilimsel ve hukuki bir tanımı yapılmaz ise insanlar laikliği ihlal edip etmediklerini nasıl anlayacaklar? Sınırlarını bilmediğiniz bir alanı ihlal edip etmediğinizi nasıl bilebilirsiniz? Avrupa’nın kendi tarihsel toplumsal koşullarının ürünü yabancı bir kavramı getirip tanımsız bir şekilde topluma dayatırsanız hiçbir sorun çözülmez. Laiklik mutlaka tartışılabilmeli ve bir tanıma kavuşturulmalı” diye konuştular.
STANDART BİR LAİKLİK YOK, TARTIŞMA ŞART
Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasin Aktay, Avrupa’da laikliğin, kilisenin tartışılmazlarını tartışmak için ortaya çıktığını ifade ederek, “Din sosyolojisi açısından laikliği ortaya çıkaran tarihsel toplumsal koşullar, insanlar üzerinde dayanılmaz hale gelen kilise baskısıdır. Kilise, dogmalarla da kendisini tartışılmaz ilan ederken laiklik aklın önünü açmış, her şeyi tartışılır hale getirmiştir. Dolayısıyla laikliğin kendisi her şeyin tartışılmasını öngörür, insan aklını ön plana çıkarır. ‘Laiklik tartışılamaz’ demek, laiklik açısından tutarsızlık olur” dedi. Cumhuriyetin ilk yıllarında diğer devrimler gibi laikliğin de demokratik olmayan bir ortamda topluma dikte edilerek kabul edildiğini kaydeden Aktay, “Dünyada tek bir laiklik tarifi olsaydı o zaman tartışılamaz denebilirdi. Oysa ‘Dünya Standartları Enstitüsü’nden çıkmış bir laiklik tanımı yoktur. Yasalar, topluma giydirilmiş gömlek gibidir. Toplum geliştikçe dar gelir ya da eskir. Değiştirmek, yeniden gözden geçirmek kaçınılmazıdır. Fransa’da bile tartışılabilen laiklik Türkiye’de neden tartışılamasın?” diye konuştu.
BOŞ BIRAKINCA LAİKÇİLER DOLDURUYOR
Gazeteci Yazar Ali Bulaç, sorunun laiklik ilkesinden çok laikçilerden kaynaklandığına dikkat çekerek laiklik ilkesinin din ve vicdan hürriyetini koruması gerekirken, laikçilerin toplumu dinden arındırmak için kavrama ateist anlamlar yüklediğini söyledi. Bulaç, “Hatta laiklik ile dindar insanların bir sorunu yok, ancak laikçiler kendilerine göre kavramı yorumluyor ve insanlar bu yüzden türlü şekillerde mağdur oluyor” dedi. Laikçilerin, laikliğin tartışılmaya açılmasından büyük rahatsızlık duyduklarını ifade eden Bulaç, “Bir şeyin içi boş ise kolayca istenildiği şekilde doldurulur. Laikliğin tanımsız bırakılması da keyfî yorumlara neden oluyor. Artık laiklik toplumun tümünü ele alacak şekilde tariflendirilmeli, kimsenin dayatma aracı olarak kullanmasına müsaade edilmemelidir” şeklinde konuştu.
LAİKLİK YABANCI BİR KAVRAM, TANIM ŞART
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Tanrıverdi, yabancı bir kavram olan laikliğin yabancı bir kavram olduğunu ifade ederek, “Millilik vasfı olmayan bir kavramın olduğu gibi tartışılmadan muhafaza edilmesini savunmak doğru olmaz. Tanımsız hiçbir kavram olmaz. Laiklik de bir tanıma kavuşturulmalı ki, insanlar neye tabi olacaklarını bilsinler ve tanım çerçevesinde bağlılıklarını ortaya koysunlar. Muğlak, yanına bile yaklaşılmaz halde bırakılırsa, toplum bir korku kaynağına dönüşür” dedi. Tanrıverdi, laikliğin tanımsız bırakılmasının sorunların çözümsüz bırakılması anlamına geleceğini kaydetti.
LAİKLİK YENİDEN FORMÜLE EDİLMELİ
Uluslararası Af Örgütü Türkiye Temsilcisi ve İnsan Hakları Ortak Platformu Dönem Sözcüsü Levent Korkut, laikliğin yeniden formüle edilmesi gerektiğini söyledi. Korkut, “Laiklik din özgürlüğünü dikkate alarak açık bir tanıma kavuşturulmalıdır. Türkiye’deki mevcut uygulama laikliğin tartışılmasını zorunu kılmaktadır. Devletin dindar olana da olmayana da eşit davrandığı bir laiklik tanımı şarttır. Sorun çözüme kavuşturulana kadar da tartışılmalıdır” dedi.
LAİKLİK BU HALİYLE ZULÜM ARACI
Eğitim Bir Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, halen laiklik adı altında yürütülen işlemler yüzünden binlerce öğrencinin eğitimini yapamadığını, kamuda çalışamadığını ifade ederek bu haliyle laikliğin zulüm aracı olduğunu söyledi. Laikliğin sadece başörtüsünü yasaklamakla kalmayıp, o fikrin savunucuları tarafından aşağılandığına dikkat çeken Gündoğdu, “İnsanların özgürlüklerini tıkadığı kadar laiklik inancı gereği yaşamaya çalışan insanları da ikinci sınıf vatandaş olarak kabul ediyor. Evrensel hukuka ve insan haklarına uymayan laiklik anlayışı dindarlara zulüm aracı olarak kullanılıyor. Sivil anayasa Türkiye’yi ortaçağ zihniyetinden kurtarmalıdır. Bunun ilk adımı da laikliğin yeniden tanımlanmasıdır. Laikliğin tanımı muğlak değil mutlak olmalıdır. Eşitliğe aykırı olmayan bir tanım şarttır” dedi.
 SAYGILI: “TARİFİ NET DEĞİL, İNSANLARIN UYMASI BEKLENEMEZ”
Psikiyatr Dr. Sefa Saygılı, laikliğin net bir tarifi olmamasından dolayı insanların ne yapacağını bilmediğini kaydetti. Laiklik tanımının açık olmaması nedeniyle herkesin kendisine göre kavrama tanım getirdiğini ifade eden Saygılı, şunları söyledi: “Ülkede düşünce olarak kaç çeşit ideoloji var ise ona göre laiklik tanımı var. İnsanlar kime inanacağını bilemiyor. Haliyle kafası da karışıyor. Bu kadar muğlak bir ortamda ‘laiklik tartışılamaz’ demek ve sonra da herkesten laikliğe uymasını beklemek çelişkidir.”
vakit