Ahmet Taşgetiren

Ahmet Taşgetiren

Mevlid Kandili - Fark sorunu

Bugün Mevlid Kandili. Peygamberimizin doğum günü. Salat ve selam O’nun üzerine olsun.

O bizim Peygamberimiz. Yüce Yaratıcının Zatına, “Elçi” olarak nitelediği insan. “Üsve-i hasene - Güzel örnek” de yine O’nu yol kılavuzu olarak gönderen Yüce İrade’nin ifade ettiği vasıflar arasında.

O bir insan. Bir hayat yaşamış. Bir “İnsan kalitesi” ortaya koymuş. Yaratıcı’nın insan kalitesi için uygun bulduğu ölçüler, tıpkı önce gelen “uyarıcılar”da olduğu gibi, O’na bildirilmiş, O da bu “insanlık kıvamı”nı kendi hayatıyla örneklemiş.

Hayatında ona inanan ve O’nun davranışlarını hayatlarına taşıyan bir mü’minler topluluğu oluşmuş.

Tarihler, eski Arap toplumu ile O’nun etrafında oluşan ve farklı kavmi aidiyetten gelen toplumun çok büyük farkını kaydediyor. Vahşet toplumunun içinden bir “İslâm - Barış toplumu” çıkarmanın tarihidir Hazreti Muhammed’in -salât ve selâm O’nun üzerine olsun- 23 yıllık Peygamberlik hayatı…

Merkezde “Güzel bir örnek” ve etrafında bir anlamda an an güzelleşen bir mü’min toplum…

Aradan asırlar geçmiş olsa da milyarlarca insan O’nun izinden gidiyor. O’na “Önder”, “Yol kılavuzu” olarak bakıyor.

Çünkü O’nun kişiliği ile ortaya koyduğu “İnsan kalitesi” hem evrensel (yani tüm insanlık için) kabul ediliyor hem de tüm zamanlar için…

Evet toplumlar değişir, şu bu, ama semavi dinlerin, yani ölçülerin kainatı yaratan Yüce bir Kudret’in bildirimi ile belirlendiği inancı çerçevesinde Yaratıcı’nın insanda olmasını istediği temel “insanlık kalitesi” değişmez. Onun için İslam, özde, sadece Hazreti Muhammed’in tebliğ ettiği dinin adı değil, bütün “Allah elçileri”nin ortak dininin adıdır. Onun için Hazreti Muhammed’e “Son peygamber” denir, evet ”Sondur” ama, Peygamberlik gibi vasıfta bir zincirin halkasıdır.

Evet, O Yaratıcı’nın bizim önümüze koyduğu “Güzel örnek”tir. “Güzel” bir hayat yaşamıştır.

Ben diyorum, O’nun gibi yaşayabilirsek “Güzel Müslüman” oluruz. O bazen etrafındaki insanlara bakar, davranışını beğenirse “Hasüne islâmuhû – İslam’ı güzel oldu” dermiş.

O’nunla bir Müslümanın ilişkisi… İlişkimiz…

Asıl önemli olan o. Genelde hatıraları yâd ediyoruz. Böyle bir özelliğimiz var. Bu da sevgiden ileri gelir, doğru. Unutsak, hiç hatırlamasak O’nunla aidiyetimiz nerede kalırdı ki…

Yâd edebilmek iyi.

Ama her hatırlamak, O’nunla ilgili bir başka hukuku gündemimize getirmesi gerekiyor. Çünkü asıl olan meselenin o yanı.

Hangi yanı?

“O’nun örneklediği kalede insan olma” yanı…

Evet, asıl olan o.

Çünkü O’nun misyonu o, kendisini görevlendiren Kudret’in insandan beklediği kaliteyi ete kemiğe büründürmek. İnsanın insanlık sınavına öncülük etmek.

Yaratıcı niye böyle bir şey istemiş, şu bu gibi tartışmaların anlamı yok, bir vakıa var, insan var, insanın kalite sorunu var, farklı kalitelerde insan, bizzat insan hayatını cennete veya cehenneme çeviriyor ve her insan nihayetinde ister istemez bir “insani kalite”yi arıyor.

Hazreti Muhammed’in hayatı, o “insani kalite”yi, zamanları aşacak nitelikte ortaya koyuyor.

Bütün zamanlardaki insanlara düşen, O’nun izinden gittiğine inanan insanlara, Müslümanlara düşen, bizlere düşen, O’nu öğrenmek, O’nun güzelliklerini hayatımıza taşımak…

Belki “Farklar”ımızı görmek… “İnsan kalitesi” noktasında O’ndan ne kadar ayrıştığımız, O’ndan ne kadar uzak düştüğümüze bakmak. Ben bazen diyorum “Bir kişilik MR’ı çektirmek.”

Kur’an’ın O’nun hakkında ifade ettiği iki özelliği ben temel “insani kalite” standardı gibi görürüm.

Bir: “Alemlere rahmet olma” vasfı. O “Rahmet peygamberi” idi, onun izinden gidenlere de “Rahmet insanı olma” sorumluluğu bıraktı. Yere, göğe, bulunduğu her yere rahmet taşıma sorumluluğu…

İki: Yüce bir ahlâk önderliği. Ahlâkın kalitesi yüce olacak, onu kuşanacaksınız ve o konuda insanlığa örneklik edeceksiniz. Hazreti Muhammed (s.a.) böyle yüce bir ahlâk sahibiydi.

Aslında bu iki vasıf birbirini tamamlayan ve ancak içiçe olduğunda insan kişiliğini “Güzel örnek” haline getiren özelliklerdir.

Yani ahlâkın omurgasında, yaratılan her şeye “Rahmet nazarı” ile bakmak, “Rahmetle yaklaşmak” olacak. Bunu ahlâk haline getireceksiniz, kişiliğinizin öz dokusu kılacaksınız…

Onun yanına “istikameti – dürüstlüğü” koyacaksınız, onun yanına “samimiyet”i ilave edeceksiniz… Bunlar Kur’an’ın insana taşıdığı, Rasûlullah’ın muazzez hayatında temsil ettiği “Müslüman kişiliği” görüntüleridir.

Farkı görmek, kendi kendisinin farkında olmak demektir bir, Allah Rasûlü’nü kendi hayatında her an diri görmektir, iki… Sanki yanı başında ve baktığında “Hasüne islâmuhû – Bu güzel bir müslüman” diyecekmiş gibi…

Haydi bu Mevlid Kandili’nde biraz kendimize bakalım…

Bu yazı toplam 264 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar