Mevlana sempozyumu başladı

Mevlana sempozyumu başladı

Mevlâna’nın 800’ncü doğum yıldönümü kutlamaları” kapsamında, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca organize edilen “Uluslararası Mevlâna Celaleddin Rumî Sempozyumu” gerçekleşen törenle başladı.

Yurtiçi ve yurtdışından toplam 165 araştırmacı ve akademisyenin katıldığı sempozyum 12 Mayıs tarihine kadar sürecek. Yarın İstanbul ayağı bitecek olan sempozyum, 11 Mayıs'ta Konya'da devam edecek ve 12 Mayıs günü sona erecek. Sempozyumda Mevlânâ hakkındaki çalışmalarıyla ulusal ve uluslararası düzeyde tanınmış 100 yabancı ve 63 yerli araştırmacı ve akademisyen tebliğ sunuyor.

"HER ZAMANKİNDENF AZLA İHTİYUACIMIZ VAR"

Sempozyumun açılışı konuşmasında Mevlana'nın yalnızca Anadolu'yu değil tüm dünyayı etkilediğini belirten konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, "Mevlana'nın hoşgörüsüne her zamankinden daha çok ihtiyacımız var" dedi.

Tarih boyunca bilge insanların, kendilerini anlayan insanların olduğu yerlere göçtüğünü ifade eden Koç, birçok büyük İslam bilgininin de bu sebeple Anadolu'ya geldiğini dile getirdi. Bu bilginlerin Anadolu topraklarını insan sevgisi, hikmet ve irfan ile beslediğini vurgulayan Koç, Mevlana'dan İbn-i Arabi'ye, Hacı Bektaş'tan Yunus Emre'ye birçok bilgenin Anadolu topraklarının şerefi olduğunu söyledi. Koç, sempozyum boyunca araştırmacıların sunacağı tebliğlerin, Anadolu'nun irfan tarihindeki yerini almasını umut ettiğini belirtti.

22. KUŞAKTAN TORUNU KATILDI

Mevlana'nın 22. kuşaktan torunu ve Uluslararası Mevlana Vakfı İkinci Başkanı Esin Çelebi Bayru da, sempozyuma katılan yerli ve yabancı tüm konuklara teşekkür etti. Uluslararası Mevlana Vakfı'nın UNESCO ile işbirliği çerçevesinde geçen yıl iki önemli projeye imza atttığını hatırlatan Bayru, bunlardan birinin sema ve Mevlevi müziğinin korunması, diğerinin ise Mevlana'nın 800. doğum yıldönümü olan 200'7'nin tüm dünyada "Mevlana Yılı" olarak kutlanması olduğunu söyledi. Bayru, bugün Mevleviliğin Amerika'dan Avusturalya'ya dünyanın her yerinde ilgi uyandıran bir "olgun insan yetiştirme öğretisi" olduğunu vurgulayarak, "Günümüzün arayış içindeki insanları Mevlana'ya ve öğretisine sahip çıkmalı, okumalı ve anlamalı" diye konuştu.

Konuşmaların ardından Mesnevi"nin ilk 18 beyitinin Türkçe, Farsça ve İngilizce olarak okunması ve ardından ilk 2 tebliğin okunmasına geçildi. Bu tebliğlerin ilki önemli felsefecilerden Galatasaray Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kenan Gürsoy tarafından okundu. İkinci konuşma dünya çapında din filozoflarından ve George Washington Üniversitesi İslamiyat hocalarından Prof. Dr. Seyyed Hossein Nasr tarafından yapıldı.

Prof. Nasr"ın İslam"da Düşünce ve Hayat, İslam Bilimi, Bilgi ve Kutsal, İdealler ve Gerçekler, İslam Kozmoloji Doktrinlerine Giriş, İslam"da Sanat ve Mâneviyât, Tasavvufî Araştırmalar gibi eserleri Türkçeye çevrilmişti.

The Marmara Hotel'de başlayan Sempozyum oturumları ise yarın akşama kadar sürecek. 4 ayrı salonda gerçekleştirilen 28 oturum, takip etmek isteyen vatandaşlara açık. Sempozyumun birinci günü akşamı Çırağan'da davetlilere verilen yemekte, Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu sanatçıları tarafından bir enstrümental müzik dinletisi sunuluyor.

Sempozyuma konuşmalarıyla iştirak eden 160 bilim adamından bazıları şunlardır: Türkçeye Varolmanın Boyutları, Tasavvufa Giriş v.b. gibi eserleri çevrilmiş olan State University of New York hocalarından Prof. William Chittick, yine aynı üniversite hocalarından Prof. Sachihiko Murata, North Corolina University hocalarından Prof. Carl Ernst. Ayrıca Prof. Ahmet Yaşar Ocak, Prof. Mahmud Erol Kılıç, Prof. Abdülkerim Suruş, Prof. Gholam Reza-A"vani, Prof. Denis Gril, Prof. Pablo Beneito, Prof. Nasrollah Pourjawady, Prof. Tevfik Sübhani, Prof. Omid Safi konuşmacılardan sahalarında önemli çalışmalar yapmış sadece bazılarının isimleridir.

SEMPOZYUM'UN KONYA AYAĞI

Sempozyumun Konya ayağı ise, 11 Mayıs 2007 tarihinde, saat 09.00'da Mevlânâ Kültür Merkezi'nde Konya Valisi Osman Aydın ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek'in yapacağı konuşmalar ve film gösterimi ile başlayacak. Burada, değerlendirme ve kapanış oturumuyla birlikte, sayısı 6 olan oturumlarda tebliğler sunulacak. Konya'daki oturumlar da izlemek isteyen vatandaşlara açık gerçekleştirilecek. Sempozyum, sonuç bildirisinin yayımlanmasından sonra, Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Tasavvuf Müziği Topluluğu'nun Mevlevi Müziği eşliğinde Semâ Gösterisiyle sona erecek.






Afganistan'da hava saldırısı: 150 kişi öldü



Afganistan"da NATO güçlerinin düzenlediği hava saldırısında aralarında kadın ve çocukların bulunduğu 40 sivil öldü. Son iki ayda ülkede ölen sivillerin sayısı 150'yi buldu.

Afganistan"ın güneyindeki Helmand vilayetinin valisi, bölgede NATO komutasındaki güçlerin desteğinde, Taliban güçleriyle çatışma sırasında düzenlenen hava saldırısında, aralarında kadın ve çocukların bulunduğu 40 sivilin öldüğünü söyledi.

Vali Assadillah Vefa, Helmand"ın Sangin bölgesindeki çatışmalar sırasında Taliban'a bağlı güçlerin sivillerin evlerine sığınmaya çalıştığını, ardından NATO güçleri desteğiyle düzenlenen hava saldırısında 40 sivilin öldüğünü kaydetti. Çatışmalar, hava saldırısı ve can kaybı konusunda henüz başka ayrıntı verilmedi.

Geçen hafta da 50 sivil ölmüştü

Amerikan ordusu, geçen hafta da Afganistan"daki çatışmalarda 50 kadar sivilin öldürüldüğü istihbaratı üzerine, daha önce aksi bir karar aldığını açıklamasına rağmen soruşturma açtığını duyurmuştu. Afgan yetkilileri ve BM kaynakları, Afganistan"ın batısında geçen hafta sonunda çıkan çatışmalarda aralarında kadın ve çocuklar da bulunan 50 kadar sivilin hayatını kaybettiğini söylemişler, Amerikan ordusu çatışmalarda 100'den fazla Taliban üyesinin öldürüldüğünü iddia etmişti.

Afganistan"da işgal güçlerinin saldırısında ya da bombardımanlarda son iki ayda 150'den fazla sivilin hayatını kaybettiği de ifade ediliyor. Sivillerin hedef olmasından dolayı yabancı birlikleri eleştiren Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, çatışmalarda sivil kayıp verilmesinin kabul edilemez olduğunu söylüyor.

Senato"dan Taliban"la diyalog çağrısı

Ülkede Taliban"ın güçlenmesi, siyasi dengeleri de etkiliyor. Afganistan Senatosu, hükümete, Taliban ile doğrudan masaya oturması ve NATO operasyonlarına son verilmesi çağrısında bulundu. Afgan milletvekilleri, bu yönde kabul ettikleri yasa tasarısında, Afganistan"daki savaşçılarla, Pakistan"dan gelen El Kaide yandaşlarının da birbirinden ayrılması gerektiği belirtiliyor. Tasarı, parlamentonun alt kanadında oylanacak ve kabul edilmesi halinde Devlet Başkanı Hamid Karzai'nin onayına sunulacak.

Senato, Afgan güvenlik kuvvetlerinin tam yeterlilik sağlamasının ardından koalisyon kuvvetlerinin çekilmesine yönelik bir takvim belirlenmesini de istedi. Afganistan'da Senatonun, hükümetin artan şiddetin önüne geçmekte başarısız olması ve sivil zayiatın artması üzerine harekete geçme gereksinimi duyduğu yorumu yapıldı. Tarafların masaya oturmasına yönelik benzeri girişimler daha önce Taliban tarafından kabul edilmemişti.



Muhtıra oyları nasıl etkiledi?

Merak edilen sorular; 2 partinin birleşmesinden sonra DP ne yapar? Bildiriden sonra yaşanan süreç AKP ve CHP oylarını nasıl etkiledi? MHP"nin durumu nedir?

Kamuoyu araştırma şirketi VERSO"nun patronu Erhan Göksel ile dün sohbet ediyoruz. Göksel, her siyasi parti ve kurumla ilişkisi olan ilginç bir sima. Bugünlerde iktidar partisine mesafeli, CHP ve Süleyman Demirel"e daha yakın görünüyor. Ağırlıklı olarak araştırmalarını uluslararası şirketlere yapıyor. Özellikle Amerikalı şirketler, Göksel"in önemli müşterileri arasında.

Merak edilen sorular; iki partinin birleşmesinden sonra DP ne yapar? Genelkurmay bildirisinden sonra yaşanan süreç AK Parti ve CHP oylarını nasıl etkiledi? MHP"nin durumu nedir?

Göksel"e göre; birleşmeden önce DYP"nin oyu yüzde 5.5, Anavatan"ın oyu yüzde 1.3 civarındaydı. İkisini topladığınızda yüzde 7"ye ancak ulaşabiliyor. Kritik soru, barajı aşabilir mi? Şöyle düşünüyor: "Bu birleşme sadece iki partinin birleşmesi olarak kalırsa mümkün görünmüyor. Bu birleşmeden hiçbir şey olmaz. Ancak SHP ve CHP"nin dışarıda kalmış Hikmet Çetin, Seyfi Oktay gibi kadrolarını, Süleyman Demirel gibi isimlerin desteklerini almayı başarırlarsa barajı aşabilirler. Yani geniş bir cephe oluşturmaları lazım"

Bu noktada CHP"yi hatırlattım: "Şu anda muhalefetin merkezi konumunda CHP görünüyor. DSP ile uzlaştı gibi. CHP eksenindeki hareketlilik, DP"yi olumsuz etkilemez mi?" Göksel"in cevabı şöyle: "Evet etkiler. DSP"nin oyu yüzde 1 civarında. Ama Baykal, kontenjan vererek cephe oluşturmaya çalışıyor. İktidara karşı tepki oylarının CHP"de toplanma ihtimali daha yüksek."

Ya AK Parti? Göksel, Genelkurmay bildirisinden sonra yaşananların AK Parti oylarını arttırdığı görüşünde. "Ancak" diyor: "Eğer AK Parti seçim sürecinde müesses nizam ile kavga görüntüsü körüklerse umduğunu bulamayabilir. Kavgasını CHP ile yaparsa kazançlı çıkar. Oylar polarize olur. Bu süreçten hem AK Parti hem CHP kazançlı çıkar."

Oylara nasıl yansır? Göksel"in tahmini şöyle: "Daha önce yapılan anketlerde AK Parti hiçbir zaman yüzde 35"in altında çıkmadı. Şimdi daha da fazla olur. Yüzde 40"ı bulabilir. Dediğim gibi süreci iyi yönetebilirse. CHP"nin oyları yüzde 17-18"lere düşmüştü, şimdi 20"yi geçmiş görünüyor."

Üçüncülükte MHP mi, DP mi daha şanslı? Göksel, MHP"yi daha şanslı görüyor, baraj sorununun olmadığını düşünüyor. Genç Parti"ye gelince... Göksel"in tanımı şöyle: "Cem Uzan, Osman Bölükbaşı gibi. Halk dinlemeye gider ama oyunu vermez. Genç Parti işi tutmaz."

Baykal"ın kopya verdiği gazeteciler

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal"ın pazar günü gazeteci konukları vardı. Uzun uzun konuştular. Denebilir ki, ne var bunda. Doğrudur, bir siyasetçiyle gazetecilerin sohbet etmesi kadar doğal ne olabilir? Hepimiz konuşuyoruz. İlginç olan nokta şu; baktım, o görüşmeden gazetelere yansıyan demeç yok. Demek ki, o sohbet sırasında ufuk turu atılmış, Baykal gazeteci dostlarına kopya vermiş.

Kopya da nereden çıktı diye düşünebilirsiniz. Sohbetin hemen ardından bu gazeteci dostlarımın TV konuşmaları ve köşelerine yansıyan yazılara bakınca, hepsi aynı tornadan çıkmış gibiydi. Baykal"la sohbete katılan gazetecilerin hepsi, sanki kalem birliği yapmışçasına yazmaya başladılar: AK Parti Cumhurbaşkanını Meclis seçecek dedi, olmadı. Cumhurbaşkanı AK Partili olacak dedi, olmadı. Erken seçime karşı çıktı, tutmadı.

Kelimeler aynı, üslup aynı, mantık aynı, mekan aynı, gün aynı, lider aynı sadece gazeteciler farklı. CHP karargahında köşe pişirildiği zaman problem yok! Ona gazetecilik diyorlar! Ne diyelim, hayırlı işler beyler!

Bir an önce sandık

Meclis, seçim tarihini 22 Temmuz olarak belirledi. Yüksek Seçim Kurulu da hazırlıklarını bu takvime göre yapmaya başladı. Ama hala takvim üzerinde oynamak isteyenler var. Plaj ve yayla korkusuyla seçim tarihini öteletmek isteyenler, şark kurnazlığıyla sonuç almayı planlıyorlar.

Eğer, oyun hukuk kurallarına göre oynanırsa seçim takviminin değişmesi sözkonusu değil ama Anayasa Mahkemesi"nin son kararından sonra "Burası Türkiye. Her şey olur" diyenlerin kaygılarını da anlamak mümkün.

Maalesef, top sahanın dışına çıkarılmış lisanssız oyuncular sahaya girmiştir. Bu garabet durumdan bir an önce kurtulmak için demokratik nizamın meşru oyuncuları olan siyasi partiler bir an önce sahaya çıkmalı ve sandığa koşmalıdır. Vatandaşın kendisini en özgür hissettiği sandık başında hak ve hukuk tecelli edecektir. Rejimin kalbi olan parlamento, daha güçlü bir şekilde çalışmalarını sürdürecektir.

Bu çerçevede; muhalefetin, özellikle CHP"nin yanlışları bir yana, AK Parti de uzatma dakikalarında gol atma hevesinden bir an önce sıyrılmalı, Anayasa değişikliği girişimlerini askıya almalıdır. Aksi halde; AK Parti, Genelkurmay bildirisi karşısındaki dik duruşuyla demokratik çarpan kalplerde yarattığı sempati alanını, gereksiz didişmelerle daraltabilir.

Hakkı meşru zeminde aramak ile sopa atmak aynı sonucu doğurmaz.

Sözün özü, halk, gerekli mesajı almıştır. Daha fazlası usandırır. Çare sandık, sandık, sandıktır...
Sözde değil, özde İsrail"ci!

Asım Kocabıyık"ın, kökü dışarıda örgütlerden Rotary kulübüne üye olduğu ortaya çıktı. Asım Kocabıyık tarafından yaptırılan Borusan Asım Kocabıyık Anadolu Teknik Lisesi"nin giriş kapısı ve bahçesinin demir parmaklıklarını masonların ve İsrail'in devlet sembolü olan "Yedi Kollu Şamdan" ile çevirmesi de dikkat çekiyor.

Büyükçekmece İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkililerinin, Borusan Asım Kocabıyık Anadolu Teknik Lisesi"nde "Yedi Kollu Şamdan" kullanılmasına yönelik soruşturma başlattıkları öğrenildi. Borusan Asım Kocabıyık Anadolu Teknik Lisesi Okul Müdürü Mustafa Yıldırım, okulun Borusan Holding sahibi Asım Kocabıyık tarafından yapıldığını söyledi ve memur olduğu için okulun yapısı ve Yedi Kollu Şamdan"ın kullanılması hakkında konuşamayacağını söyledi.

Borusan Holding"in sahibi Asım Kocabıyık da, okul yapımında Yedi Kollu Şamdan"ı neden tercih ettiğini açıklayamadı. Kocabıyık'ın Sekreteri Hande Acar, Asım Kocabıyık"ın asistanı ve Borusan Asım Kocabıyık Anadolu Teknik Lisesi Vakıf Müdürü Nihal Alptekin"e sorularımızı aktaracağını ve gazetemize dönüleceğini söyledi ve "Nihal Hanım mutlaka sizi arayacak" dedi. Buna rağmen gazetemize dönüş olmadı ve konuşmaktan kaçındılar.