Kudüs gününde İsrail katliamlarına dur dendi

Kudüs gününde İsrail katliamlarına dur dendi

İstanbul Fatih Camiinde cuma namazı sonrasında düzenlenen Kudüs Günü programında Filistin ve Hizbullah direnişine destek gösterisi yapıldı.

Ramazan ayının son Cuması olan Dünya Kudüs Günü dolayısıyla İstanbul Fatih camiinde düzenlenen Kudüs Günü programında İstanbul'dan Filistin'e kardeşlik ve ve dayanışma eli uzandı. Hamas Başbakanı İsmail Heniye adına gönderilen mesajın okunduğu Kudüs günü programı Gazze ve Batı Şeria'da şehid edilen Filistinlilerin gıyabi cenaze namazlarının kılanmasıyla başladı...

Mehmed Ali Tekin tarafından kıldırılan gıyabe cenaze namazından sonra Kudüs Günü programına geçildi. Recip Çil taragından sunulan programın ilk konuşmacısı olan Ahmed Varol, Kudüs Günü programının düzenlenmesi dolayısıyla tebriklerini ilettikten sonra şunları söyledi:

Filistin davası ümmetin ortak davasıdır. Artık bütün İslam Dünyasındaki İslami bilinçlenme ile bu meseleye bir arap İsrail sorunu olarak bakılması dönemi son bulmuş ve bir ümmet bilinci ile İman Kardeşliği, Müslüman Kardeşliği bilinci ile yaklaşılması dönemi kesin bir şekilde başlamıştır ve bu bizim için önemli bir başarıdır. Bu konuda yürütülen çabaların bugün burada bulunmamız vesilesiyle gösterilen bütün gayretlerin çok büyük bir payı vardır.

Bu gayretleri sürdürmek, ilgiyi devam ettirmek gerekiyor ve şunu da özellikle vurgulamak istiyorum ki, İslam Dünyasının içine düşmüş olduğu bu girdaptan kurtulabilmesi, zillet döneminin son bulabilmesi için İslam Aleminin yüreğine saplanmış işgalci siyonizm musibetinden öncelikli bir şekilde kurtulunması gerekmektedir. İslam Dünyasının her tarafında kan akıtmaya çalışan Amerikan emperyalizmininde aslında siyonistlerin yönlendirdiği artık çok açık bir şekilde görülmektedir.

Bu sebeple bu meselenin bütün Müslümanların ortak meselesi ve bütün İslam Dünyasını çok yakından ilgilendiren dolaylı bir şekilde değil doğrudan ilgilendiren bir mesele olduğu anlaşılmalıdır, bunu herkez anlamalıdır ve bu konuda tavrını koymalıdır. Hepinize teşekkür ediyor bu çalışmalardan dolayı tekrar başarı dileklerimi ve taktirlerimi sunuyorum. Hayırlı günler diliyorum"

Ahmed Varol'un konuşmasından sonra Hakan Albayrak Lübnan'da Hizbullah'ın kazandığı büyük zaferin anlam ve önemini anlattı. Albayrak konuşmasında şunları söyledi:

"Bütün arkadaşlar hepiniz hoşgeldiniz sefa getirdiniz. Bu arkadaşlar tabiri tabi basın mensupları için de geçerli. 1967 yılında İsrail, Mısır'ın, Ürdünün de Suriye'nin de ordularını darmadağın ederek altı gün içinde Batı Şeria'yı yani Doğu Kudüs'ü, Ramallah'ı, El Halil'i bütün bu şehirleri ve ayrıca Gazze şehrini ve ayrıca Golan bölgesini ve ayrıca koca Sina Yarımadasını altı gün içinde işgal etti ve Sina Yarımadası hariç işgallerini de otuzdokuz yıldır aralıksız sürdürüyor ve hiçbir ülke hiçbir devlet bu işgallerde İsrail'e bir geri adım attırabilmiş değil.

Yine israil 1982 yılında Lübnan'a girdi ve elini kolunu sallıyarak orada çok sayıda silahlı direniş örgütü, silahlı örgüt olmasına rağmen hiçbir mukavemetle karşılaşmadan elini kolunu sallıyarak Beyrut'a kadar ilerledi. İşte bunlardan dolayı İsrail'in ordusuna yenilmez ordu deniyordu ve İsrail'lin gücüyle başedilemiyeceğine dair bir efsane dolaşıyordu ortalıkta. Seyyid Hasan Nasrallah ve arkadaşları, tabi o dönemde (Allah kendilerine rahmet etsin) şimdi şehit olan Hizbullah kurucuları dediler ki biz Lübnan'daki iç çatışmadan kopuyoruz, bu çalışmalarla bizim artık alakamız yok biz bundan sonra bütün gücümüzü, bütün enerjimizi İsraille mücadeleye veriyoruz ve biz hem işgal altındaki Lübnan topraklarını kurtaracağız ve bunun da ötesine geçip Kudüs'ü yeniden fethedeceğiz.

O günlerde buna bilhassa bugün Ortadoğu'da hüküm süren rejimler, bu rejimlerin temsilceileri kahkaha ile güldüler ve dedilerki Seyyid Nasrallah'a ve onun öncülerine bizim yapamadığımızı Mısır olarak, Ürdün olarak, Suruye olarak, Irak olarak daha önceki Birleşik Arap Orduları olarak yapamadığımızı siz küçücük bir örgüt olarak mı yapacaksınız? Filistin Kuruluş Örgütü gibi bir örgütün altınadan kalmadığı bir işin altından siz mi kalkacaksınız dediler ve Nasrallah'ı o zaman maceracılıkla suçladılar.

Fakat bakın tekrar ediyorum 1967'den beri Golan tepelerinde Suriye'nin hala işgal altında fakat 1982 yılının sonlarında kurulan bir örgüt 2000 yılının Mayıs ayında yenilmez olduğu zannedilen İsrail ordusunu Güney Lübnan'dan defetti. Tarihi bir zafer kazandı ve bu zaferi de işte geçen aylarda cereyan eden son Hizbullah İsrail savaşında taçlandırdı. Son İsrail Hizbullah savaşından önceki dünya ile bu savaştan sonraki dünya aynı dünya değildir. O savaştan önce "yenilmez" İsrail konuşuluyordu fakat bugün "yenilmez Hizbullah" "yenilmez İslami Direniş" konuşuluyor.

Bunu sadece biz konuşmuyoruz. Bunu bizzat siyonist işgal rejimin savaş bakanı ve dış işleri bakanı konuşuyor ve diyorlar ki, "Dünyada Hizbullah'ı silahsızlandırabilecek hiç bir ordu yoktur." Yani dünyada Hizbullah'la başedebilecek hiç bir ordu yoktur. Yani dünyada Hizbullah'ı yenebilecek hiçbir ordu yoktur.

Değerli arkadaşlar

Hizbullah derken sadece Seyyid Hasan Nasrallah ve arkadaşlarından bahsetmediğimizi bunun bir direniş ruhunu ifade ettiğini ve Hasan Nasrallah'ın konuşmalarında da bu böyle geçer, sadece Müslümanları da temsil etmediğini bu direniş haraketini aynı zamanda dünyada ki bütün özgürlükçü halkların bütün Kurtuluş Haraketlerinin temsil etiiğinin altını çizmemiz lazım.

Bugün Hizbullah'ın İsrail'e karşı kazanmış olduğu zafer bir putun yıkılışıdır. Bir efsanenin çöküşüdür ve insanların aslında özgürleşmesine katkıda bulunacak, insanların yalan imparatorluğunun zircirlerini kırmasını sağlayacak çok büyük bir zaferdir. Bugüne kadar insanlar İsrailin yenilmezliğine inanıyordu, bugüne kadar insanlar Amerikanın planlarının şaşmazlığına, bozulmazlığına inanıyorlardı ama bakın bugün İsrail dediğimiz zaman Amerika Birleşik Devletlerinden ve İngiltere'den de söz ediyoruz ve onların bütün planları bir avuç Mücahid'in çıplak azmi karşısında un ufak olmuştur.

Bu bize birşey söylüyor ne söylüyor? Eğer bir avuç Mücahid İsrail'i dolayısıyla ABD'yi ve İngiltere'yi bir muharebede mağlup edebiliyorsa, üç beş Müslüman Ülke'nin bir araya gelmesi halinde ve can-ı gönülden "Allahuekber!" demesi halinde neler olabileceğini siz hesab edin. Bugün artık bizim yüreklerimiz özgürleşmiştir. Bugün artık bize hiçkimse siyonist işbirlikçiliği gibi, siyonistlere verdiği tavizi İsrail'in başedilmez gücüyle izah edemez. "Ne yapalım kardeşim eğer bunu yapmazsan işte İsrail siyonistler Amerika bize dünyayı dar eder!" diyemez artık. Hasan Nasrallah ve arkadaşları bu yalanı bu yalan impratorluğu buruşturup çöpe atmışlardır ve Kudüs'ün Fethi'ni müjdeleyen, Hizbullah'ın Lübnan Zaferi'ni, hepimizin Lübnan Zaferi'ni, bütün mazlum halkların aferini tebrik ediyorum. Hepimizin zaferi kutlu olsun ve bu zaferle bizim ufkumuzu aydınlatan Seyyid Hasan Nasrallah'tan ve onun askerlerinden Allah razı olsun. Allah gazalarını mübarek eylesin."

"Kahrolsun İsrail" "Kahrolsun Amerika" "Hamas'a Selam Direnişe Devam" "Hizbullah'a Selam Direnişe Devam" "Katil Amerika Ortadoğudan Defol" "Çeçenya'ya Irak'a Filistin'e Bin Selam" "Ahmed Yasin Yolun Yolumuz" "Şehidlerin Yolunu Sürdüreceğiz" sloganlarının atıldığı programda, Filistin İslami Hükümeti Başbakanlığı adına gönderilen mesaj Kudüs Medya ekibinden Mete Açıkgöz tarafından okundu. Mesajda, Türkiyeli müslümanların Filistin davası için gösterdiği hassasiyete teşekkür edilerek bu Filistin İslami direnişinin geleceği açısından ayrı bir anlam ve bereket ifade ettiği belirtildi.

Hamas hükümeti adına Kudüs Günü prograına gönderilen mesajın tam metni:

FİLİSTİN BAŞBAKANLIĞINDAN

Bismillahirrahmanirrahim

Kudüs Medya ve İsra müesseselerindeki değerli kardeşlerimiz ve Türkiyeli aziz Müslümanlar!

Esselamu aleykum verahmetullahi veberekatüh

Öncelikle siz Türkiyeli kardeşlerimizin Filistindeki kardeşleri için gösterdiği hassasiyete ve yardımlara şükranlarımızı sunuyoruz.

Türkiyeli kardeşlerimizin böylesi yardımlarda bulunması bizim maddi ihtiyaçlarımıza katkı sağlamasından daha çok, siz Türkiyeli kardeşlerimizden yardım gelmesi bizim açımızdan ayrı bir anlam ve büyük bir bereketi ifade etmektedir. Bu veçhile, sizlerden yardımlarınıza devam etmenizi diliyoruz.

Bunu sizden bekliyoruz zira Sizler, Resulüllah"ın müjdelediği sultan Fatih"in torunlarısınız, sizler İslami hilafetin yeniden ihya edilmesinde güçlü bir dayanaksınız.

Bu vesileyle tertiplediğiniz Dünya Kudüs Günü"nün siz mümin ve mücahid Türkiyeli kardeşlerimize ve bütün dünya Müslümanlarına hayırlara vesile olmasını Allah Subhanehu ve Teala"dan niyaz ediyoruz.

Bu Kudüs Günü"nde düşmanlarımızın kuşatması ve zalimce saldırısı altında bulunan biz Filistinli kardeşlerinizi unutmadığınız ve bütün dünya Müslümanlarının ortak davası ve şerefi olan intifadanın yanında yer aldığınız için, Hamas ve Filistin halkı adına cihad ve şehadet diyarı Gazze"den selamlarımızı gönderiyor, sizlere tebrik ve teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Ve Allah"tan, İslam davasında güçlü ve aziz olmanızı, İslam bayrağını yükseltmek için ayaklarınızı sabit kılmasını ve zafere ulaştırmasını diliyoruz.

Aynı zamanda, mübarek Ramazan bayramınızı da tebrik ediyor Filistinli ve Türkiyeli Müslümanların arasındaki bu kopmaz bağın bizi Kudüs"te buluşturmasını Allah"u Teala"dan niyaz ediyoruz.

Vesselumu aleykum verahmetullah

Filistin İslami Hükümeti başbakanı İsmail Heniye adına,
Başbakanlık sekreterliği- GAZZE

Mesajın okunmasının ardından İsra Kültür Merkezi adına Nureddin Şirin tarafından kudüs Günü bildirisi okundu. Okunan bildiride, türkiyeli müslümanların canları ve kanları pahasına Filistinli müslümanların direnişlerinin yanında olacağı belirtildi.

KUDÜS GÜNÜ BİLDİRİSİNİN TAM METNİ:

Bismillahirrahmanirrahim

Değerli basın mensupları Ve saygıdeğer Filistin dostları,

Amerikan emperyalizmi ve siyonizmin gittikçe azgınlaşarak İslam ümmetine, dünyanın özgürlük ve adalet yanlısı tüm mazlum halklarına karşı dört bir yandan saldırıya geçtiği, ülkelerin işgal edilip masum ve savunmasız insanların acımasızca katledildiği günümüzde, insanlık ve İslam dünyası bir yol ayrımına gelmiş durumundadır.

Bir tarafta Batı ve Amerikan emperyalizminin himayesi altında Siyonist İsrail rejimi, diğer yanda ne pahasına olursa olsun uluslar arası emperyalist sultacılığa ve Siyonist işgale karşı özgürlüğünü kazanmanın şeref ve onuruyla yaşamanın mücadelesini veren Müslüman ve özgürlükçü halklar.

Sovyet Blokunun yıkılışından sonra tek başına dünyanın jandarması olmaya soyunan Amerikan emperyalizmi, "yeni dünya düzeni" "büyük Ortadoğu projesi" ve son olarak da "Yeni Ortadoğu projesi" gibi bir seri sömürgeci planlarını sahneye koymak isterken, başta Filistin olmak üzere tüm İslam dünyasında ve son olarak da Latin Amerika"da güçlü bir şekilde özgürlük meşaleleri tutuşmaya başlamış ve emperyalizmin sultacılık ve zorbalık dönemi kapanma sürecine girmiştir.

Biz bu durumu "özgür Kudüs ve İsrailsiz bir dünya" için yeni dönemin başlangıcı olarak görüyoruz. Artık dünya Müslümanları kendilerine vurulan tutsaklık ve zillet zincirlerini kırmakta; hak, adalet ve özgürlük güneşinin ışıltıları her bir yana yayılmaktadır.

Bugün burada Kudüs Günü"nde, dünya emperyalizmi ve siyonizme karşı nefret ve öfke feryadlarımızı yükseltirken cani Amerika ve işgalci İsrail"in zorbalık devrinin sona erdiğini ilan ediyoruz.

11 Eylül olaylarını bahane ederek İslam dünyasına karşı küresel bir haçlı savaşı başlatan Amerika"nın Afganistan ve Irak"ta tam bir hezimete uğraması, Filistin intifadasının büyük zaferler kazanarak İslami Direniş Hareketi Hamas"ın hükümet kurması ve son olarak da 33 günlük savaşta kahraman Hizbullah savaşçılarının Siyonist İsrail rejimine karşı tarihi ve emsalsiz bir zafer kazanıp İsrail"in yenilmezlik efsanesinin çöpe atması dünya Müslümanları ve özgürlükçü halklar için yeni bir dünyanın kurulmakta olduğunun belirgin işaretleri durumundadır.

Bunda dolayı da, Amerikan emperyalizmi ve siyonist İsrail rejiminin kendilerinin bu çöküşünü engelleyebilmek için gözü dönmüş bir şekilde saldırılarını artırdığını ve tam bir acımasızlıkla katliamlar gerçekleştirdiklerini görüyoruz. Nitekim bugün burada gıyaben cenaze namazlarını kıldığımız onlarca Filistinli kardeşlerimiz son dört gün içinde şehid edilmişlerdir; ve Siyonist işgal güçleri, Hizbullah karşısında aldığı ağır yenilgiyi Filistin"de de yaşamamak için canavarca savunmasız ve masum Filistinlilere saldırmaktadır.

Ne hazindir ki başta Suudi Arabistan, Ürdün ve Mısır rejimlerinin sergiledikleri açık ihanetler olmak üzere, Arab Birliği, İslam Konferansı örgütü gibi kuruluşlar da Siyonist düşmanın soykırıma varan saldırıları karşısında utanç verici bir sessizliğin içine girdikleri gibi, direnen Filistin halkını teslimiyete zorlamak için Amerika ve Avrupa ülkelerinin başlattıkları ambargoya destek verme durumuna gelmişlerdir.

Şerefli Filistin halkı emperyalist ve Siyonist blokun ağır bir kuşatması altında olduğu gibi, İslam dünyasında yönetici konumunda olan kukla ve işbirlikçi güçlerin acı veren ihanetleriyle de karşı karşıya kalmış durumdadır.

Siyonizmin hedefleri arasında Anadolu topraklarının bir kısmını ele geçirmek olduğu halde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile bu gasıp Siyonist rejim arasında ilişki ve işbirliğinin devam ediyor olması, Türkiyeli Müslümanların asla kabul edemeyeceği büyük bir zulümdür ki, bizler, yıkılmaya yüz tutmuş bu Siyonist rejim ile ilişkilerin devam etmesini şiddetle kınıyor, Siyonist rejimin tüm varlığının bu İslam topraklarından sökülüp atılmasını, bunun için de Türkiye ile İsrail arasındaki anlaşmaların sona erdirilmesini ve İsrail elçiliğinin derhal kapatılmasını istiyoruz.

İkinci olarak, Ortadoğu"da gerçek barış ve esenliği sağlamanın tek yolu Filistin halkının gasbedilmiş tüm haklarını ve özgürlüğünü elde etmesiyle mümkündür. Bunun için de sürgündeki tüm Filistinlilerin kendi yurtlarına geri dönmesi ve tüm Filistinlilerin kendi topraklarında kendi kaderlerini belirleyecek yolunun açılmasına bağlı olduğuna inanıyoruz..

Biliyoruz ki, ne Amerika ve Avrupa ve ne de Siyonist İsrail rejimi Filistinlilere bu haklarını vermeyeceklerdir; Filistinliler de biliyorlar ki, gasbedilen tüm haklarını almanın tek yolu direniştir. Nitekim İntifada hareketi bunun için başlamış ve bunun için de devam etmektedir.

Bu durumda Türkiyeli Müslümanlar olarak, İslami görev ve sorumluluklarımızın gereği, bütün varlığımızla Filistinlilerin meşru direnişlerinin yanında olduğumuzu, bu direnişin zafere ulaşması için bütün varlığımızı ortaya koyacağımızı ve hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacağımızı açıkça ilan ediyoruz.

Diğer yandan Siyonist düşmanın zindanlarında ve esir kamplarında bulunan 10 bini aşkın Filistinli kardeşimizi unutmadığımızı vurguluyor, bu esirlerin 1000 tane kadarının da kadın ve çocuk olduğunu hatırlatarak Siyonistlerin elinde esir bulanan bütün kardeşlerimizin özgürlüğü için bizlerin de burada elimizden gelen tüm çabaları sergileyeceğimizi; bu cümleden olmak üzere, esir Filistinli kardeşlerimizle dayanışma amaçlı program ve etkinliklerimize kısa zaman içinde başlayacağımızı ilan ediyoruz.

3- Bizler Türkiyeli Müslümanlar olarak, Siyonist düşman karşısında büyük bir zafer kazanarak İslam dünyasına şeref ve onur kazandıran, Siyonist İsrail rejiminin direklerini sarsıp bu düşmanın nasıl hezimete uğratılacağını en güzel bir şekilde dünya Müslümanlarına gösteren Lübnan"ın şerefli Hizbullah"ını ve onun kahraman lideri Seyyid Hasan Nasrallah"ı selamlıyor, bu büyük zaferin dünya Müslümanlarına kutlu olmasını diliyoruz.

Bu veçhile, Siyonist İsrail rejiminin Lübnan"da gerçekleştirdiği insanlık dışı barbarca yıkım ve tahribat sonrasında Lübnan halkının yaralarının sarılması için kardeşlik ellerimizi Lübnan"a uzatmaya devam edeceğimizi ilan ediyor ve bunun herkes açısından İslami ve insani bir görev olduğuna inanıyoruz.

4- Bizler Türkiyeli Müslümanlar olarak, bu Kudüs Günü"nde, Rahmetli İmam Humeyni"nin "her Müslüman bir kova su dökse İsrail"i sel götürür" sözünü bir kez daha hatırlatarak, sorumluluğunun bilincindeki her bir müslümanı sosyal, kültürel, siyasal alanlarda ve mümkün olan her yolla gayri meşru İsrail rejimine karşı mücadele etmeye çağırıyoruz.

5- Kudüs Günü sadece Filistin günü değildir. Kudüs günü, bütün yeryüzünde zulme, işgale ve zorbalığa karşı direniş ve itiraz günüdür. Bu cihetle, Çeçenistan"dan Keşmir"e tüm İslami direniş çebhelerimizde işgale karşı verilen mücadele ve direnişleri desteklediğimizi, işgal ve katliamların son bulması için bütün dünya müslümanlarının İslami direniş cebheleriyle omuz omuza olmaları gerektiğini hatırlatıyoruz.

5- Amerikan emperyalizmi ve Siyonistlerin başvurdukları yeni ve zehir dolu komplolarıyla, başta Irak olmak üzere İslam dünyasının değişik bölgelerinde Müslümanlar arasında çıkarmaya çalıştığı mezhep ihtilafları ve husumetlerin İslam ümmetinin birlik ve esenliğine vurulmak istenen alçakça bir darbe olduğuna inanıyor, bütün Müslümanları, aydınlarımızı ve medyamızı bu şeytanca tuzaklar karşısında uyanık olmaya, sonuçta düşmanlarımızın istifadesine yol açacak her türlü söz ve davranıştan uzak durmaya, Müslümanlar arasında birlik ve dayanışmayı daha da güçlendirecek pratik adımları atmaya çağırıyoruz.

6- Sonuç olarak bizler, Kudüs günü dolayısıyla, Türkiyeli Müslümanların sesi ve vicdanı olmak ve buradan Filistin"e ellerimizi uzatmak istedik. Filistinli kardeşlerimiz şunu bilmelidirler ki, bizler sadece gösteri ve yürüyüşlerle değil, canlarımız ve kanlarımızla onların yanındayız; Filistin"i savunmak bizim için bir namustur; Allah ile aramızdaki ahiddir"

Bizler Rabbimize verdiğimiz söz üzere kalacağız"

Filistin"in kahraman evladlarına, kutlu direnişine ve aziz şehidlerine selam olsun.

KUDUS MEDYA - İSRA"

Program yapılan dua ile sona erdi.


velfecr


Kudüs Günü fotoğrafları için
http://www.velfecr.com/goster.php?itemid=2094&catid=2