Kadınların % 70'i Başörtülü,Meclis'te Yoklar
Cumhuriyetin ilanının ardından 5 Aralık 1934’te Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verildi….
Siyasetin her alanında görev yapabilen başörtülü kadınlar, millet iradesinin tecelligahı Meclis'e giremiyorlar. Bu anlamsız yasak sadece bununla da sınırlı kalmıyor, hemen her alanda ‘kamusal alan’ bahanesiyle başörtülü kadınların sosyal ve siyasi hayata katılımı engellenmeye çalışılıyor.
KAVAKÇI MECLİS'TEN KOVULDU
Türk siyasi tarihinin en karanlık günlerinden birisi Mayıs 1999’da yaşandı. 1999 Genel Seçimleri'nde İstanbul 1. Bölge'den FP Milletvekili olan Merve Kavakçı, millet iradesini temsil eden Meclis'ten kovulmuştu. Milletten yetkiyi alan Kavakçı, yasakçı zihniyetin linç politikası sonucu Meclis'e bir daha sokulmadı ve Türk vatandaşlığından çıkarıldı.
EŞİ BAŞÖRTÜLÜ VEKİLLER FİŞLENDİ
Başörtülü kadınlar sadece Meclis'e sokulmamak yoluyla baskıya maruz kalmıyor. Kartel tarafından başörtüsü düşmanlığı öylesine bir hal aldı ki, Hürriyet, eşi başörtülü olan milletvekillerini ‘ifşa etti’ ve bunu bir gazetecilik başarısı olarak duyurdu. 2007 Türkiyesinde kadının seçilme hakkı var; ancak Meclis'e girme ve vekil eşi olma hakkı yok.
BAŞÖRTÜLÜ ‘FIRST LADY’YE TAHAMMÜLSÜZLÜK
73 yıllık hakkın sahibi kadınlar devletin en yüksek kademesinde bile horlandı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül, başörtüsü sebebiyle Köşk’e ‘layık görülmeyerek’ linçe maruz kaldı. Başta medya olmak üzere malum kesimlerin tüm engellemelerine rağmen halk en güzel cevabı verdi ve Abdullah Gül’ü ‘eşi başörtülü olmasına rağmen’ Köşk’e çıkardı.
BAŞÖRTÜLÜLERE BASIN KARTI YOK
Başörtüsü yasağının maksadının ‘kamusal alan’ safsatası ile sınırlı olmadığını işaret eden örneklerden birisi de, 28 Şubat döneminde yaşanmıştı. 1998 Eylül ayına kadar başörtülü hiçbir gazetecinin basın kartı müracaatını geri çevirmeyen Basın Kartı Komisyonu, o tarihten beri hiçbir kadın gazeteciye başörtülü fotoğrafı ile basın kartı verilmiyor.
“DERİN ÇELİŞKİYLE YÜZLEŞİLMELİ”
Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği (ÖZGÜRDER) Başkanı Hülya Şekerci, “Kadına seçme ve seçilme hakkı kâğıt üzerinde durduktan sonra ne önemi olabilir?” dedi. Başörtülülerin üniversitede okuyamayıp mesleklerini icra edemediklerini hatırlatan Şekerci, “Halkın oylarıyla başörtülü olarak hiçbir kadının Meclis'te bulunmasına tahammül edilmiyor. Seçen halk, seçilen başörtülü kadın ise hangi irade başörtülü vekilin Meclis'e girmesini engelleyebiliyor? Bu derin çelişkiyle yüzleşilmeden sorun asla çözülemez” ifadelerini kullandı.
“SİYASETE KATILIM HAKKI İSTİYORUZ”
Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği (AKDER) Başkanı Refia Kızılhan da, “TBMM tarafından kadınların seçme ve seçilme hakkının tanınmasının 73. yılını kutladığımız şu günlerde Türkiye’de kadın nüfusun yüzde 69'unu oluşturdukları istatistiksel olarak tespit edilen, başını örten kadınların seçme seçilme hakları halen ipotek altındadır” dedi. Başörtülü kadınların, hemcinslerine tanınan haklardan yararlanma konusunda sadece kıyafetleri gerekçe gösterilerek ayrımcılığa uğratıldıklarına dikkat çeken Kızılhan, “Milletin temsil edildiği ulusal Meclis'te yine milletin kadınlarının yarısının asla dâhil olamayacağı bir temsiliyet eksik ve haksız olacaktır. Kadınlara tanınan seçme ve seçilme hakkının 73. yılında biz başörtülü kadınlar seçilme ve siyasi temsiliyete katılma hakkımızı talep ediyoruz” diye konuştu.
“BU BİR HAK İSTİSMARI”
Mazlumder Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, kadınlar kendini istedikleri gibi ifade etmesi gerektiğini belirtti ve seçme ve seçilme hakkı verilmesine karşın başörtüsü sebebiyle bu hakkın kadınların elinden alınmasının bir istismar olduğunu vurguladı.
“Haydi kızlar okula kampanyası gibi bir kampanya yapılırken, okula gelenler başları açık gelsin ve öyle okula devam etsinler mantığı var” diyen Gergerlioğlu, şunları söyledi: “Başörtülü kadına karşı Meclis yasağında ‘Benim istediğime dönüşmelisiniz’ şeklinde radikal bir anlayış var. Bu çelişki bir an evvel sona erdirilmeli.”
Vakit
