Kabineden, asker göndermeye yeşil ışık
Lübnan"a gönderilecek istihkam birliğinin sayısı bini geçmeyecek.
Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, dünkü Bakanlar Kurulu toplantısının ardından kabinenin BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararı çerçevesinde Lübnan'a gönderilecek görev gücüne katılım kararı verdiğini açıkladı. Hükümet Sözcüsü Çiçek, bu konuda TBMM'nin en kısa sürede toplantıya çağrılacağını bildirdi.
Lübnan"a gönderilecek "istihkam birliği"nin sayısı bini geçmeyecek. Hükümet, en geç bir hafta içinde kararı TBMM"den geçirmeyi hedefliyor. Bazı liman ve havaalanlarının "insani amaçlarla" kullanımına izin veren bir kararname de Bakanlar Kurulu"nda imzaya açıldı. Bu yöndeki "niyet beyanı" BM"ye iletilmişti. Tezkereye ilişkin detaylar bugün Başbakan Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılacak toplantıda ele alınacak. Toplantıya, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Genelkurmay temsilcileri de katılacak. Dışişleri"nden bir yetkili, gelinen nokta için "Türkiye"nin tereddütleri hemen hemen giderildi. Annan"ın söyledikleri de etkili oldu." dedi. BM Genel Sekreteri Annan, cuma günü, 7 bine yakın asker gönderme kararı alınan AB Dışişleri Bakanları toplantısında, "BM görev gücünün Hizbullah"ın silahsızlandırılması gibi bir misyonunun olmadığını" ifade etmişti. Barış gücünün hangi şartlarda görev yapacağına ilişkin ortaya çıkan belgelerin taslak metinleri Ankara"da bazı tereddütlere sebep olmuştu. Türkiye, BM"ye, "Asker hangi bölgede görev alacak? Hizbullah"ın silahsızlandırılması görevini üstlenecek mi? Kendisine ateş açılması halinde nasıl karşılık verecek?" gibi endişelerini iletti, "Barışı koruma görevi üstleniriz. Hizbullah"ın silahsızlandırılmasında görev almayız." dedi. BM"den alınan cevaptaki, "Sizin endişeleriniz zaten herkes tarafından ifade ediliyor. Barış gücünün görevi belli, sizin de niyetiniz belli." ifadeleri Ankara"yı rahatlattı. Ancak BM, yazılı bir garanti vermedi.
Bakanlar, asker göndermeye nasıl ikna edildi?
Türkiye"nin katılımın herkes tarafından istendiğine dikkat çeken diplomatik bir kaynak, "Türkiye"nin göndereceği askere, daha önceki tecrübeleri de göz önüne alınarak talep ettiği görevin verilmesi beklenir." dedi. Asker gönderme kararının "olabildiğince erken alınmasının" ardında ise "Geç kalırsak, istediğimiz şekilde bir görev üstlenemeyiz." endişesi yatıyor. Bakan Gül, Bakanlar Kurulu"nda, kabine arkadaşlarına, Lübnan, İsrail, Filistin ve Suriye"ye yaptığı temasları aktardı. Bakanlara "Türk askeri neden Lübnan"a gitmeli?" sorusunun cevabı şu gerekçelerle anlatıldı: "Bölgeyle tarihî bağlarımız var, iddiamız var. 2009-2010 dönemi için BM Güvenlik Konseyi daimi olmayan üyeliğine adayız. Adaylık iddiamız, güce katılmamızı gerektirir. Mesele, yalnızca Lübnan"a asker gönderilmesi değil, Ortadoğu sorununun bir parçası. Bakanın, İsrail, Filistin, Suriye ve Lübnan"a yaptığı ziyaretlerde de bu mesajlar verildi. Bölge ülkeleri, Türk askerini istediklerini açıkça ortaya koydu. Hizbullah da Türk askerinin gelmesine itiraz etmiyor."
Sezer"e cevap: Kale arkasında maç seyretmeyiz
Asker göndermeye ilişkin kararı açıklayan Hükümet Sözcüsü Çiçek, "Asker göndermek üzerimize vazife değil." diyen Cumhurbaşkanı Sezer"e de cevap verdi. Çiçek, "Sayın Cumhurbaşkanı kendi kanaatini ifade etmiştir. Ama hükümet olarak biz böyle bakmıyoruz." dedi. Deniz ötesindeki birçok ülkenin bile Ortadoğu"yla yakından ilgilendiğine dikkat çeken Çiçek, "Türkiye"nin bölgeyle yakinen alakası olan bir ülke olarak, buna kale arkasından maç seyreder gibi seyirci kalması kesinlikle söz konusu olamaz." ifadesini kullandı. Bunun milli menfaatlere uygun olmadığını dile getiren Çiçek, Türkiye"nin başından beri BM gücüne katılmak için öne sürdüğü şartları hatırlattı: "Birinci şart, Güvenlik Konseyi kararına uyması idi. Bu karar alınmıştır. İkincisi, barışı tesis etmek üzere değil, gidecek kuvvetin barışı korumak için olması amaçlanmaktaydı. 1701 sayılı karara baktığımızda üzerinde durulan konu budur. Üçüncü olarak da tarafların katkımıza olumlu cevap vermesiydi. Bu da fazlasıyla yerine gelmiştir.
zaman
