İşgalden de beter!

İşgalden de beter!

ABD’nin işgal ettiği Irak’ta kendi kurduğu Meclis’ten bile çıkaramadığı Petrol Yasası, TBMM’de kabul edildi

ABD"nin işgal ettiği Irak"ta kendi kurduğu Meclis"ten bile çıkaramadığı Petrol Yasası, TBMM"de kabul edildi


Kamuoyundan adeta gizlenerek meclise taşınıp kabul edilen "Türk Petrol Kanunu", ülkenin geleceği açısından ölümcül sonuçlar doğurabilecek nitelikte. Medya ise ancak işgalle kabul ettirilebilecek olan bu kanun karşısında susmayı tercih ediyor.

Hiçbir hükümet bunu yapmadı!

TBMM"de kabul edilen Türk Petrol Kanunu Millî Gazete dışında neredeyse hiçbir medya organında yer almıyor. Kanunun içeriği, ülke petrolü üzerinde 50 yıllık bir yabancı şirket tahakkümüne imkân veriyor. Petrolün küresel dolaşımı ve rezervleri hakkında yaptığı çalışmalarla tanınan Yazar Hakan Yılmaz Çebi, konuyla ilgili olarak Milli Gazeteye yaptığı açıklamada "Maalesef milletin değerlerini temsil etsin diye halk tarafından iktidara taşınmış olan bu hükümet, şimdiye kadar cumhuriyet tarihinde hiçbir hükümetin yapmadığı bir yanlışı Türk toplumuna yaptı. Şayet ülkemize cebren girilmiş ve ülke baştanbaşa işgal edilmiş olsaydı bile, böyle bir yasayı kabul ettiremezlerdi" dedi.

Milletin onuru yabancılara satıldı!

Hakan Yılmaz Çebi, Türkiye"nin geleceğinin bu kanunla ipotek altına alındığını kaydederek, "Hükümetin görevi gelecek nesillere onurlu ve refah düzeyi yüksek bir hayat bırakmaya çalışmakken, maalesef atılan adımlarla çocuklarımızın geleceği karartılıyor. Çünkü bu kanunla hükümet dünyayı sömürenlere geleceğimizi, ekonomimizi, siyasi yapımızı ve nihayetinde sosyal yapımızı bile devretmiş oluyor. Gelecekte hükümetin bu politikası işsiz kalan binlerce insanın bunalıma girmesine, binlerce kadının belki de fuhşa sürüklenmesine ve onbinlerce gencimizin de beyin göçüne sebep olacaktır" şeklinde konuştu.


Türkiye gündemi tamamen Hrant Dink cinayetine kilitlenmiş durumda. Hrant Dink cinayetinden iki gün önce TBMM"den geçirilen Türk Petrol Kanunu ise neredeyse hiçbir medya organında yer almadı. Ancak kabul edilen kanunun içeriği, ülke petrolü üzerinde 50 yıllık bir yabancı şirket tahakkümüne imkân veriyor. Ruhsat tekelleşmesi, ülke ihtiyacına yönelik ham petrolün de ihraç edilebilmesi, yabancı petrol şirketlerinin ürettiği petrolün sadece yüzde birini devlete vergi olarak vermesi gibi birçok uygulamayı da içeren bu yasa ile Türkiye"nin hem doğal kaynaklarından olacağı hem de milyarlarca dolarlık gelir kaybına uğrayacağı belirtiliyor.

Türkiye işgal edilmiş olsaydı ancak bu kadarı yapılabilirdi!

Petrol ve Ortadoğu üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Yazar Hakan Yılmaz Çebi, medyanın bu konu karşısındaki suskunluğunun emperyalistlerin işine geldiğini söyledi. Çebi, "Türkiye"de bu kadar geniş bir medya çeşitliliği olmasına rağmen, TBMM"de kabul edilen bu yasanın medya tarafından yoğun bir şekilde gündeme getirilmemesi üzerinde ciddi olarak düşünülmesi gereken bir olay. Bizler Türkiye"den çıkarılan petrolün böyle sessiz sedasız yabancılara peşkeş çekilmesini gündeme getirmeye çalışıyoruz. Ancak neredeyse Millî Gazete dışında, bu konuyu gündeme getiren ve kamuoyunu bilgilendiren ne bir gazete, ne bir televizyon bulabildik. Maalesef milletin değerlerini temsil etsin halk tarafından iktidara taşınmış olan bu hükümet, şimdiye kadar cumhuriyet tarihinde hiçbir hükümetin yapmadığı bir hainliği Türk toplumuna yaptı. Şayet ülkemize cebren girilmiş ve ülke baştanbaşa işgal edilmiş olsaydı bile, böylesi bir yasayı kabul ettiremezlerdi" dedi.

Milletimiz hükümete geri adım attırmalı!

Ülkenin geleceğinin bu kanunla ipotek altına alındığını kaydeden Çebi, "Amerikan dayatmasıyla hazırlanmış 1954 yılına ait petrol yasa tasarısından bile çok daha kötü, ülkeyi aşağılayıcı ve geleceğimizi tahakküm altına alıcı bir yasa maalesef sessiz sedasız mecliste kabul edildi. İşin en üzücü taraflarından biri ise, bu hükümet gittikten sonra, kabul edilen bu yasanın ceremesini şu anda 8-10 yaşlarında olan çocuklarımızın bir hayat boyu çekecek olması. Bu çocuklarımız hükümetin bu uygulaması dolayısıyla hayatları boyunca sömürülecekler. Hükümetin görevi gelecek nesillere onurlu ve refah düzeyi yüksek bir hayat bırakmaya çalışmakken, maalesef atılan adımlarla çocuklarımızın geleceği karartılıyor. Milletimizin bir an önce bu konuda sesini yükseltip hükümete geri adım attırması gerekiyor. Çünkü bu kanun dolayısıyla siyonist emperyalizme verilen şey basit bir şey değildir. Bu kanunla hükümet dünyayı sömürenlere geleceğimizi, ekonomimizi, siyasi yapımızı ve nihayetinde sosyal yapımızı bile devretmiş oluyor. Bugüne kadar dünyayı sömüren tekeller, bu tahakkümlerini öncelikle petrol üzerinde bir tekel kurarak sağlamışlardır.

Tam da Türkiye"de ciddi petrol rezervlerinin olduğunun gerek meclis raporlarıyla gerekse uzman ekiplerce kanıtlandığı ve gündeme geldiği bir sırada, hükümetin kalkıp Türkiye"den çıkarılacak petroller üzerinde tüm milli haklardan ve çıkarlardan vazgeçerek bu kaynakları 30–50 yıllığına yabancı şirketlere devretmesi kabullenebilecek bir şey değildir.

Halkın onuruyla oynanıyor!

Bu uygulama, şimdiki hükümetin iktidara gelmeden evvel bazı odaklara iktidar olmaları karşılığında verdikleri sözleri yerine getirmesinden başka bir şey değildir" şeklinde konuştu.

Söz konusu kanunun maddi ve manevi birçok ölümcül sonuçlar doğuracağına dikkat çeken Çebi, şöyle konuştu: "Bugün bu tasarıyı mecliste kabul edenler yarın doldurdukları cepleriyle diledikleri yerde lüks hayatlar yaşayacaklar. Ancak bu ülkenin çocuklarının geleceği şimdiden ipotek altına alınmış oldu. Gelecekte hükümetin bu politikası işsiz kalan binlerce insanın bunalıma girmesine, binlerce kadının belki de fuhşa sürüklenmesine ve onbinlerce gencimizin de beyin göçüne sebep olacaktır.
Geçmişte petrol şirketleri Türkiye"ye petrol arama ve çıkarma bahanesiyle gelip yerleştiler. Ancak kısa sürede akaryakıt şirketlerine dönüştüler ve bırakın Türkiye topraklarından petrol çıkarmayıp, yurt dışından petrol ihraç ederek milyarlarca dolar para kazandılar. Şimdi ise Türk insanı hem amelelik yapmak zorunda bırakılacak, hem de kendi toprağından çıkarılan petrolü yabancı şirketlere para ödeyerek almak zorunda kalacak."

MİLLİ GAZETE-RESUL SERDAR ATAŞ / İSTANBUL