İran hava savunması Amerikan İHA'larını nasıl avladı?
Haber ajansı Mehr tarafından yapılan kapsamlı bir analizde, ‘Üçüncü Dayatılmış Savaş’ olarak adlandırılan dönemde...
Mehr haber ajansı tarafından yayımlanan bir analizde, ABD ve İsrail’in Şubat 2026'da ‘Epik Öfke Operasyonu’ adı altında İran’a karşı koordineli bir hava saldırısı başlattığı belirtiliyor.
Kaynaklara göre, saldırıların askeri tesisler, nükleer sahalar ve üst düzey komuta kademelerini hedef aldığı, düşmanın bu operasyonu aylar öncesinden planladığı ifade ediliyor. Ancak Hatemü’l-Enbiya Merkez Karargahı Komutanı Tümgeneral Ali Abdullahi tarafından yapılan değerlendirmede, “İran hava savunmasının bu savaşta geçmişe kıyasla çok daha iyi performans gösterdiği” sözlerine yer veriliyor.
Analize göre düşman, hava savunma sistemlerini aşmak için yoğun bir İHA taktiği kullandı. Değerlendirmelerde, şu tespitlerin yapıldığı aktarılıyor:
İHA Saldırıları: Düşmanın keşif, MALE (Orta İrtifa Uzun Dayanıklılık), intihar ve sürü tipi İHA’larla adeta bir “doygunluk” saldırısı düzenlediği ifade ediliyor. İran hava savunmasının ise düşük irtifa radarları ve elektronik harp sistemleriyle bu tehditleri önceliklendirerek etkisiz hale getirdiği belirtiliyor.
Operasyonun en kritik anı olarak, 14 Farvardin’de (Nisan başı) yaşanan hava muharebesi gösteriliyor. Analizde şu iddiaların sıralandığı görülüyor:
F-15 ve A-10: İddiaya göre, bir ABD F-15 Eagle savaş uçağı (daha önce hiç hava-yer görevinde düşürülmemişti) ve bir A-10 Thunderbolt saldırı uçağı İran hava savunması tarafından hedef alındı.
Kurtarma Operasyonu: Düşen pilotları kurtarma girişimi sırasında bir UH-60 Black Hawk helikopteri ile bir kurtarma helikopterinin daha İran güçlerince vurulduğu öne sürülüyor.
F-35 Vurgusu: Analizde en dikkat çekici iddia olarak, bir F-35 hayalet savaş uçağının da hedef alındığı ve bu olayın İran hava savunmasının “başyapıtı” olarak nitelendirildiği aktarılıyor.
Analistler tarafından, bu iddiaların doğrulanmamasına rağmen, ABD Başkanı Trump’ın savaş sırasında defalarca “zafer” ilan etmesine rağmen sahadaki görüntünün farklı olduğu yorumu yapılıyor.
Hava savaşının yanı sıra, İran’ın stratejik bir hamleyle dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı kapattığı belirtiliyor. Bu hamlenin, küresel enerji fiyatlarında sıçramaya ve ticarette bozulmaya yol açtığı ifade ediliyor. Analizde, ABD’nin İran’ı denizden ablukaya almasına karşılık İran’ın da Basra Körfezi’ni ablukaya alarak bir “çifte abluka” durumu yarattığı aktarılıyor.
Tümgeneral Abdullahi’nin performans artışını üç ana nedene bağladığı belirtiliyor:
Önceki Savaştan Ders Alınması: 12 günlük ilk savaşta kuzeybatıdaki açıklıkların kapatıldığı ve radar kapsama alanının iyileştirildiği.
Elektronik Harp Kabiliyeti: Sinyal karıştırma, radar kandırma ve İHA’ların güdüm sistemlerinin hacklenmesi gibi görünmez bir savunma katmanının eklendiği.
Katmanlı Mimari: Uzun menzilli (373), orta menzilli (15 Haziran) ve kısa menzilli (anti-İHA) sistemlerin entegrasyonu ile hiçbir tehdidin karşılıksız kalmadığı.
Çarpıcı olan bir diğer gelişme ise, Tümgeneral Abdullahi’nin aynı açıklamasında “yakında yeni savunma sistemlerinin devreye gireceğini” duyurması olduğu kaydediliyor. Bu duyurunun, Pakistan Ordusu Kurmay Başkanı Asım Munir, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi arasında yoğun müzakerelerin sürdüğü ve kırılgan bir ateşkesin hüküm sürdüğü bir döneme denk gelmesi dikkat çekiyor. Gözlemciler tarafından, bu mesajın “İran müzakere masasında olsa da askeri hazırlığını bırakmadığı” şeklinde yorumlandığı ifade ediliyor.
