İncitmek İstememiş !
Papa 16. Benediktusun Müslüman'ları rencide eden, hakaret dolu ve bütün dünyada infial uyandıran sözleri için açılan davada Türkiyeden ilginç bir karar çıktı.
Papa 16. Benediktus"un bütün dünyada infial uyandıran sözleri için Türkiye"den ilginç bir karar çıktı. Diyanetsen ve Hukukder"in yaptığı suç duyurusunu inceleyen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Papa"nın sözleriyle ilgili soruşturmaya gerek olmadığına karar verdi.
İslam"a ve Hz. Muhammed"e yönelik sözlerin ardından 2006 yılı Kasım"ının sonunda Türkiye"yi ziyaret eden Papa 16. Benedictus hakkında yapılan suç duyurusunu inceleyen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, dünyayı ayağa kaldıran sözlerle ilgili soruşturmaya gerek olmadığına karar verdi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Diyanetsen Genel Başkanı Ahmet Yıldız, Hukukder Genel Başkanı Fikret Karapekmez, Kadir Sezgin ve Kerim Akbaş adına Avukat A.Hamit Gül"ün Josef Ratzinger (Papa 16. Benedictus) hakkında, Almanya Bavyera eyaleti Regensburg kentinde yaptığı konuşmada kullandığı "Muhammed, hangi yeniliği getirmiştir, onun getirdikleri arasında sadece kötülükleri ve insani olmayanları bulursun, vaat ettiği inancı kılıçla yayma emri gibi"" sözleriyle "din ve mezhep ayrımcılığı yapma dini inanç ve ibadetlerden dolayı hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" gerekçesiyle yaptığı suç duyurusunu sonuçlandırdı.
İncitmek istememiş!
23 Ocak 2007 tarihli ve Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili S Hikmet Önen imzalı kararda, Vatikan tarafından yapılan açıklamada bu sözlerin Papa"ya değil Bizans İmparatoru 2. Manuel"e ait olduğuna işaret edilerek, Vatikan açıklamasında Papa"nın Müslümanları incitmek istemediği, İslam"a saygılı olduğu ama dinsel şiddete karşı olduğunun" beyan edildiği kaydedildi. Kararda, konuşma bir bütün olarak ele alındığında özellikle hakaret içeren sözcüklerin bulunmadığı, söylemlerin başının alıntı yapılması ile kaynaklandığı belirtilerek, bu ifadelerin kişisel düşünce ve fikir açıklama şeklinde gerçekleştiğine dikkat çekildi.
AİHS"in düşünce, din ve vicdan özgürlüğü ile ilgili 9. maddesi ile düşünceyi açıklama özgürlüğünü içeren 10.maddesinde herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahip olduğu ifade edilen kararda, "Bu hakkın mutlak bir hak olarak sözleşmeci devletlerce sınırlamayacağı ve bunlara saygılı olma yükümlülüğünün bulunduğu" dile getirildi.
Kararın nedenleri
AİHM"in "Asscociotion Ekin davasındaki" sözleşmenin 10. maddesinde tanınan hakların aynı zamanda devleti veya halkın bir bölümünü incitici şoke edici veya rahatsız edici düşünceler içinde geçerli olduğuna işaret edilen kararda, düşünce özgürlüğünün en önemli unsurunun düşüncenin serbestçe açıklanabilmesi olduğu kaydedildi. Kararın son kısmında ise, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 26- 28. maddeleri ile AİHM"in 9 ve 10. maddelerinde öngörülen ve AİHM kararları ile de desteklenen dini düşünce ve olayların açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılması kapsamında yakın bir tehlike unsuru içermeyen beyanlarda hakaret kastı ile hareket edildiği hususunda kanıt elde edilemediğinden suç unsuru oluşmayan eylemler hakkında soruşturmaya gerek olmadığına karar verildiği dile getirildi.
İnanç ifadesinin sınırı
AİHM"in 1993 yılında Yehova şahidi olan Minos Kokkinakis davasında verdiği karara atıfta bulunulurken, din ve inanç özgürlüğünün bireylerin istedikleri din ve inancı benimseme, dini bir inanca sahip olmama ve dinlere karşı ilgisiz olmayı içerdiği gibi din ve inancı değiştirmek ve açığa vurmak eylemlerinin de bu hakkın içerisinde yer aldığı savunuldu. Söz konusu kararda bireylerin dini inançlarını tek başına veya toplu olarak alenen veya özel olarak değişik yollarla açıklamalarında bu dinin propagandasının aşırıya kaçılmaması kaydıyla engellenmesinin din ve inançları açıklama özgürlüğüne bir müdahale olduğunun AİHM kararlarında yer aldığı belirtildi.
Milli Gazete
