IMF politikaları TARIMI öldürdü!

IMF politikaları TARIMI öldürdü!

Küresel sömürgecilerin direktifleri ile yürütülen tarım politikaları insanlığı açlığa mâhkum etti!

Türkiye'deki fahiş gıda fiyatı artışlarına dikkat çeken uzmanlar sorumlunun, kârını küreselleştirmek için Ortadoğu'da kanlı bir pazar kuran ırkçı emperyalistler ve onların işbirlikçileri olduğunu söylüyor.

TARIM ÜLKESİNDEN DIŞA BAĞIMLILIĞA

Kırk yıl öncesine kadar, tarım üretiminde kendisine yeten dünyanın yedi ülkesinden biri olmakla övünen Türkiye, küresel sömürgecilerin emirleri ile artık dışa bağımlı bir ülke konumunda. 1999 yılından bu yana Türkiye'de tarım politikaları dünyanın para tekelini elinde bulunduran IMF ve Dünya Bankası'nın insafına terkedilmiş durumda.

Hükümet, IMF'nin talimatları ile tarımdaki tüm destekleri kaldırınca, birçok tarım üreticisi mesleğini terk ederek tüketici konumuna geçti. Uygulanan IMF politikaları nedeniyle çiftçiler yoksullaşıp üretimden vazgeçtikçe, 2 milyon hektar arazi, üretim dışına çıktı.


Türkiye'de yaşanan siyasi ve ekonomik gerginlik, enflasyon ve gıda fiyatları üzerinde kaygı verici etkiler meydana getirmeye başladı. Türkiye, 1960'larda tarım üretiminde kendisine yeten dünyanın yedi ülkesinden biri olmakla övünürdü. Yanlış tarım politikaları, teşviklerin düşürülmesi, kredi batağına itilen çiftçi, sanayileşme ve köyden kente göçle birlikte bu iddia bir hayal oldu. 1980'lerde ise tarımda, hayvancılıkta verilen teşvikler turizme, hizmet sektörüne kayınca 50 yıllık plansızlığın sonucu başta buğday olmak üzere birçok temel gıda maddesini ithal eden bir ülke konumuna geriledik.

1999 yılından bu yana Türkiye'de tarım politikaları dünyanın para tekelini elinde bulunduran IMF ve Dünya Bankası'nın insafına terkedilmiş durumda. Son aylarda meydana gelen gıdadaki fiyat artışı, IMF ve Dünya Bankası başta olmak üzere emperyalist tekellerin ülkemiz tarımı üzerinde oynadıkları oyunun sonucudur. AKP hükümeti, IMF ve Dünya Bankası'nın emirleri ile tarımdaki tüm destekleri kaldırdı. Tarımdaki destekleme kuruluşları özelleştirildi. Bu IMF güdümlü neoliberal tarım politikaları sonucunda, birçok tarım üreticisi mesleğini terk ederek tüketici konumuna geçti. Uygulanan IMF politikaları nedeniyle çiftçiler yoksullaşıp üretimden vazgeçtikçe, 2 milyon hektar arazi üretim dışına çıktı.

Artık dışa bağımlıyız

Geçmişte buğday, fındık, tütün, pamuk vs. ihraç eden; pirinci, mısırı, fasulyesi, kendine yeten Türkiye, bugün maalesef dışa bağımlı hale gelmiştir. Birçok çeşit tahıl üretiminin yapılabildiği bir ülke olan Türkiye'de, insanların sabahın 05.00'inde Halk Ekmek Büfeleri önünde kuyruğa girdiğini görmek gerekiyor. Mesele sadece son aylarda artış gösteren pirinçten ibaret değildir. Asya ve Afrika başta olmak üzere dünyanın tüm yoksul ülkelerinde insanlar açlık yüzünden ölüyor ve artık isyan ediyor. Amerika'da bile karne ile aşevleri önünde kuyruğa girip bir tas sıcak yemek alan yüz binlerce insan var. Türkiye'de de dünyada da, insanı önemsemeyen, sömürüye odaklı tarım politikaları artık iflas etmiştir. Çünkü IMF politikaları ile açlığın ve yoksulluğun ne kalktığına ne de hafiflediğine şahit oluyoruz. Pazarını ve kârını küreselleştirmek için Ortadoğu'da kanlı bir petrol pazarı kuran, işgallere girişen ırkçı emperyalistler, bugün açlıktan isyan noktasına gelen insanlara şaşırarak, hümanist yaklaşımlar sergilemeye çalıştıkları tiyatrosunu oynuyorlar.

Her gün "850 milyon insan" yatağa aç giriyor!

Bütün dünyada her gün 850 milyon insanın yatağa aç bir şekilde girdiğine işaret eden BM raporu, 1 milyar insanın günlük kazancının bir doların, 2 milyar insanın günlük kazancının ise 2 doların altında olduğunu açıkladı. UNICEF 2008 Çocuk Durum Raporu'na göre, gıda yoksulu ülkelerde her yıl 1000 çocuktan 119'u beşinci yaş gününü göremeden yaşamını yitiriyor. 21 Afrika ülkesi gıda yardımı alıyor. Dünya Gıda ve Tarım Örgütü FAO ise bu yıl 36 ülkede toplam 1.1 milyar kişinin gıda yardımına muhtaç olacağını açıkladı. FAO dünyada gıda stoklarının 1980 seviyesine kadar gerilediğini de açıkladı. Brookings Enstitüsü'nün yayınladığı rapora göre de 2020'de orta sınıf, dünya nüfusunun tam yüzde 52'sini oluşturacak. Rapora göre orta sınıfı hızla büyüyen ve güçlenen ülkelerin başında Brezilya, Endonezya, Türkiye ve Vietnam geliyor.

İSTATİSTİKLER KORKUTUYOR

- Gübredeki fiyat artışı 2007 yılında yüzde 56 oldu.

- 1991 yılında 750 bin hektar olan pamuk ekim alanı 550 bin hektara geriledi.

- 2006'da 1 milyon ton olan ayçiçeği tohumu üretimi, 2007'de 750 bin tona düştü.

- Buğday üretimi son birkaç yılda 21 milyon tondan 19 milyon tona geriledi.

- 2002 yılından bu yana yaklaşık 1 milyon kişi tarım sektöründen koptu.

- TÜİK verilerine göre küçük esnafa ait iş yerlerindeki kapanışlar yüzde 225 arttı!

- Fındık girdileri yüzde 150 arttı!

- Gıda fiyatlarındaki yüzde 1'lik artış, dünyada 16 milyon insanın açlık sebebiyle ölümüne neden oluyor.

- Pirinç 2 katı pahalanınca, pirinç ihracatçısı 40 ülke ihracatını dondurdu.

- Ülkemizde kişi başına yıllık pirinç tüketimi 5-6 kg. arasında. Bu oran gelişmiş ülkelerde 50 kg.

Tarlada 90 Kuruş, markette 5 YTL

Fahiş artışlarla son bir haftada Türkiye'nin gündemine oturan, marketlerin önünde kuyruklara neden olan pirinç, üreticiden 90 kuruşa satın alınıyor ancak pirincin fiyatı markette 5 YTL'ye çıkıyor. Tarladan sofraya gelirken fiyatı 8 kat artan pirinç, çeltik halinden pirince dönüştürülünce fiyatı 1,5 YTL'ye toptancıya satılıyor. 1,5-2 YTL arasında perakendeciye satılan pirincin fiyatı, marketlerde ise 5 YTL'ye çıkıyor.

100 Milyon kişi aç kalabilir

Mısır, Filipinler, Haiti gibi ülkelerde 3 yılda ikiye katlanan gıda fiyatları ayaklanmalara yol açması, fiyatların müsebbibi olarak gösterilen Dünya Bankası'nın bile ürküttü. Dünyadaki politikaları ile yoksul ülkeleri açlığa mahkum eden para tekeli Dünya Bankası'nın Başkanı Robert Zoellick, son üç yılda gıda fiyatlarının ikiye katlanmasının, geliri düşük ülkelerde 100 milyon insanı açlığa itebileceğini tahmin ettiklerini söyledi.

Türkiye'de ise son 6 ayda pirinçte yüzde 130, kuru fasulyede yüzde 160, nohutta yüzde 175, bulgurda ise yüzde 100 fiyat artışı oldu. Küresel düzeyde yaşanan kuraklığın neden olduğu ve özellikle Asya ve Afrika merkezli gıda krizi, tüm dünyayı etkiliyor. Asya'da temel gıda maddesi olan pirinç stoklarının tükenmesi ile baş gösteren kriz, ülkemizde de pirincin, spekülatörlerin stok fırsatçılığı yüzünden zamlanmasına neden oldu.

Bakan Eker, "Bulgur yiyelim" diyor ama...

Tarım Bakanı Mehdi Eker ise, marketlerin önünde kuyrukların oluşmasına neden olan fahiş pirinç, bulgur ve mercimek fiyatı artışlarının, bazı firmaların fiyat artışını fırsat bilerek ellerindeki ürünü piyasaya sürmemesi nedeniyle tırmandığını belirterek, spekülasyonlara karşı piyasayı rahatlatmak için pirinç ithal edileceğini açıkladı. Eker ayrıca, "3-5 gün pirinç yemeyelim, bulgur yiyelim" diye konuştu.

Sabah yazarı Umur Talu: Burası Türkiye

Buğday üretimi düşen, pirinci sürünen, artık kendi kendini pek besleyemeyen... "Göbeğini kaşıyan köylüsü" kentli efendi tarafından aşağılanan, ama sığındığı iktidar tarafından da aşağı yuvarlanan... Devlet elindeki çeltiği ucuz fiyattan spekülatörlere kaptıran... Yoksulun "kuru" altına döşeyip kaşıkladığı pilavlığı altın haline gelen... Çeltiğe, pamuğa, süt sağmaya giden çocuklarını, kadınlarını üç otuz para için kamyon kasalarında beşer, onar katleden ve canı hiç acımayan, verimli topraklarını harcayan ama laiklik, parti kapatma, darbe gibi verimli tartışmaları olan memleketten bildiriyorum...

The Economist: Gıda krizi sessiz tsunami gibi

Gıda fiyat enflasyonu dalgası, arkasında ayaklanmalar ve sarsılmış hükümetleri bırakarak dünya çapında ilerliyor. 30 yıldan bu yana ilk defa birçok yerde aynı anda gıda protestoları oluyor. Zengin ülkeler, gıda sorununu kredi sorunu gibi ciddiye almalı. 2008 yılındaki gıda krizi, gıda zincirinin her halkasında piyasalardaki noksanları ortaya koydu. Hükümetler ihracat kotaları ve ticaret sınırlamaları getirerek sorunu daha da körüklüyor. Fırlayan fiyatlar hemen aşağı çekilmelidir. Ucuz gıda devri bitti. Şans ve iyi politikalarla yeni bir denge oluşturulabilir."

Prof. Dr. Osman Altuğ: Çiftçi perişan vaziyette!

Gıdada üretim tüketimi karşılayamıyor. Tarımsal ekim ve dikim alanlarında azalma var. Dolayısıyla yeterli üretim sağlanamıyor. Gıda üretimindeki daralmayı ve fiyat artışlarını küresel ısınmaya, kuraklığa bağlayanlar var ama bu genel arıza bizim için bir fırsata dönüştürülebilirdi. Ancak 1995 yılından bu yana tarımımızın rekabet gücünü bitirdik. Gübredeki fiyat artışları yüzde 80'i geçti. Girdi artışları, çiftçiyi perişan ediyor. İthalatçı düşük kurla istediği gibi malını satabiliyor. Ancak yanlış tarım politikaları yüzünden tarımımız maalesef rekabet edemez hale getirildi."

Ekonomist Mustafa Sönmez: İthal ettikçe batıyoruz!

Bugün tüm dünyada gıda fiyatlarında artış ve gıda stoklarında azalma var. Bunun başlıca sebebi, küresel ısınma ve kuraklıktır. Enerji ile ilgili olarak da gıdanın kullanılması, gıdadan elde edilen biyoyakıttan enerji üretilmesi daralmayı artırıyor. Türkiye'deki fiyat artışlarının arkasında da hem kuraklık hem de tarıma önem verilmeyen politikalar yatmaktadır. İnsanlar köyden kente göç ediyor, köyler boşalıyor. Tarımla uğraşan nüfus azaldıkça, tarımsal üretim de azalıyor. Türkiye'de yanlış tarım politikaları yüzünden tarımda aşağıya doğru gidişat var. Hükümetin tarıma yönelik destekleri azaltmasıyla birlikte, tarım girdi fiyatları fahiş arttı. İthalatla açığı kapatmaya çalışıyorlar fakat bu çözüm değildir. Hükümet bu yönde politikalar geliştirmedikçe, sorun daha da katlanarak büyüyecektir.
milli gazete