İlk Baskı Türkçe Ezandı
Cumhuriyetin kurulmasıyla beraber ‘inkılâp’ ve ‘yenilenme’ sözcükleriyle hemhal olan Anadolu toprakları, aynı kapsamda filizlenen ‘dinde reform’ çabalarıyla da bu dönemde tanışacaktı.
Cumhuriyetin kurulmasıyla beraber ‘inkılâp’ ve ‘yenilenme’ sözcükleriyle hemhal olan Anadolu toprakları, aynı kapsamda filizlenen ‘dinde reform’ çabalarıyla da bu dönemde tanışacaktı.
Dinde reform çatısı altında hayata geçirilmek istenen Türkçe ibadet ve Türkçe ezan uygulamalarındaki ilk girişim, 1926 yılında Göztepe Camii imamı Cemaleddin Efendi üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılmıştı. Cemaleddin Efendi, 1926 yılının Ramazanında ilk Türkçe namazı kıldırarak dikkat çekmişti.
1928 yılında İsmail Hakkı Baltacıoğlu tarafından hazırlanan "dini ıslah beyannamesi"nde ibadetlerin Türkçeleştirilmesi hatta yeniden düzenlenmesi öngörülüyordu.
MÜZİK EŞLİĞİNDE İBADET
Baltacıoğlu, Kur’an tercümesi ve ibadette reform çalışmalarında aktif olarak görev almıştı. Kur’an-ı Kerim'den bazı ayetlerin çıkarılmasından camilere ayakkabılarla girilebileceğine kadar radikal öneriler Baltacıoğlu'nun gündeme getirdiği bazı taleplerdi.
Bu arada siyasi iktidar da boş durmuyor, bir yandan Türkçe hutbeler hazırlatıp Kur’an-ı Kerim ile Sahih-i Buhari'yi Türkçeye çevirtiyor, diğer yandan da ibadetlerin Türkçeleştirilmesi projesi için halkın nabzını yokluyordu..
1932 Ramazan’ında başlayan “Dinde Reform” girişimlerinden Türkçe Ezan dayatması ilk olarak 29 Ocak 1932 tarihinde İstanbul’da hayata geçirilecekti. Fatih Camii minaresinden yükselen ilk Türkçe Ezanı seslendiren Hafız Rıfat’ın, elinde bulunan kağıda bakarak yeni ezanı okuması ise, Türkçe Ezanı ezberlemeye bile fırsat verilmediğinin resmi olarak kanıtıydı.
Hazırlanmış henüz bir yasa bulunmamasına rağmen yüzlerce kişi ezanı orijinal haliyle okuduğu ya da bunu istediği için cezalandırılır.
Sonunda ülkenin bütün camilerinde ezanlar, salalar, tekbir ve dualar Türkçe olarak okunmaya başlanır. 1941 yılında ise, Arapça ezan okuyanları cezalandırmak için yasa bile çıkarıldı. Ceza Yasasında yapılan bir değişiklikle, Arapça ezan okuyanlara 6 aya kadar hapis, 200 liraya kadar da para cezası öngörülür.
18 YIL SONRA EZANA ÖZGÜRLÜK
Tam 18 yıl süren bu baskıcı ve yasakçı uygulama, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 16 Haziran 1950’de kabul ettiği bir kanunla sona erer; Arapça ezana yeniden izin verilmiştir. Bu anlamsız uygulama halk nezdinde o denli tepkiyle karşılanmıştı ki, Tek Parti iktidarının vekilleri dahi 1950’deki oylamaya kabul oyu kullanmıştı.
