Her taşın altından İsrail çıkıyor...
Mardindeki mayın temizleme ihalesine 3 İsrail firması gizlice girmiş
Türkiye"nin Suriye ve Irak sınırında yer alan arazilerdeki mayınların temizlenmesi işi için "temizle-kullan" modelinden önce gündeme gelen modele İsrail"in büyük ilgi gösterdiği ortaya çıktı. "Yap-işlet-devret" yöntemi ile ihaleye çıkılan; ancak ulusal güvenlik nedeniyle iptal edilen Mardin ihalesine İsrail devletinin destek verdiği üç İsrail şirketinin başını çektiği üç ayrı konsorsiyumun başvurduğu anlaşıldı.
Gizli keşif
Bu konsorsiyumların içerisinde; Quadro, Redwing ve İsveçli bir şirket aracılığıyla Mott isimli firmanın adı geçiyor. Bu İsrailli firmaların TSK"nin mayın temizleme brifingleri gibi faaliyetlerine katılmadığı bildiriliyor. Buna rağmen bu şirketlerin Mardin bölgesindeki mayınlı alanların keşfini gayri resmi olarak hiçbir makama haber vermeden ve dikkat çekmeden 2005 Aralık ayında gerçekleştirdikleri ileri sürülüyor.
Türkiye"nin Suriye ve Irak sınırında yer alan arazilerdeki mayınların temizlenmesi işi için "temizle-kullan" modelinden önce gündeme gelen "yap-işlet-devret" yöntemi ile ihaleye çıkılan ancak ulusal güvenlik nedeniyle iptal edilen Mardin ihalesine İsrail devletinin destek verdiği üç İsrail şirketinin başını çektiği üç ayrı konsorsiyumun başvurduğu ortaya çıktı. Bu konsorsiyumların içerisinde; Quadro, Redwing ve İsveçli bir şirket aracılığıyla Mott isimli firmanın adı geçiyor. Mardin ihalesinin iptal edilmesinin arkasında, bu İsrailli firmaların yoğun ilgisinin yattığı tahmin ediliyor. Son olarak, 2014 yılına kadar yapılması gereken mayın temizliği işinin NATO aracılığıyla yapılması gündeme geldi.
Alınan bilgiye göre, Suriye sınır bölgesinde yer alan mayınlı alanların temizlenmesi ve 49 yıllığına tarıma açılması kapsamında Mardin ve Şırnak illerinde açılan ihalelere İsrailli firmalar büyük ilgi gösterdi. 2003 yılı Mart ayında mayınlı sahaların kaldırılmasına ilişkin Ottowa sözleşmesini kabul eden Türkiye, 2014 yılına kadar sınır boylarındaki mayınların temizlenmesini taahhüt altına aldı.
Bu çerçevede mayınlı arazilerin temizlenmesi işi, Bakanlar Kurulu kararıyla Maliye Bakanlığı"na devredildi. Milli Emlak Genel Müdürlüğü aracılığıyla Mardin ve Şırnak illerinde açılan ihale, "yap-işlet-devret" yöntemiyle 5 yıllık sürede mayınların temizlenmesi ve temizlenen arazilerin ise aynı firma tarafından 49 yıllığına organik tarıma açılmasını öngörüyordu.
Ancak Mardin"deki ihaleye başvuran 3 konsorsiyumun arkasında bizzat İsrail devletinin desteklediği firmaların çıkması akılları karıştırdı. Çünkü İsrailli firmalar Quadro, Redwing doğrudan Türk firmaların da yer aldığı ortaklıkla mayın temizleme işi için teklif sundu. İsrailli tarım firması Tahal"ın da konsorsiyumlarda adı geçiyor.
Mayın temizleme işine İsveçli Mühendis Binbaşı Peter Nylin"a ait İsveçli Countermine Technologie Şirketi de teklif sunuyor. Hırvatistan"da Terra Firma ise mayın temizleme faaliyetinde bulunan şirket, İngiltere"deki şubesi aracılığıyla girişimde bulunuyor. Firmanın İsveç"ten başvuru yapmamasının nedeni ise, bu ülkeye MSB"ce uygulanmakta olan ambargo. Aynı firmanın daha önce TSK"nın Nusaybin"de yaptığı testlere de katılmasına izin verilmediği belirtiliyor. İsveç"e uygulanan ambargoya rağmen Countermine"nin teklif sunması, ortaya çeşitli iddiaların atılmasına neden oluyor. Bu iddiaya göre, firmanın arkasında MOTT adlı bir İsrail şirketi bulunuyor. Bu şirketin ise, Ofer ailesi ile dolaylı ticari bağlantısı olduğu ileri sürülüyor.
Öte yandan bu İsrailli firmaların TSK"nin 2003 yılından itibaren yürütülen mayın temizleme demonstrasyonlarına, mayın temizleme brifingleri gibi faaliyetlerine katılmadığı bildiriliyor. Buna rağmen İsrailli şirketlerin Mardin bölgesindeki mayınlı alanların keşfini gayri resmi olarak hiçbir makama haber vermeden ve dikkat çekmeden 2005 Aralık"ında gerçekleştirdiği ileri sürülüyor. İsrail devletinin finans desteği ile oluşturulan ortak girişimlerde yerli ortaklık görüntüsü vermek için Türk firmalarını da konsorsiyuma aldıkları kaydediliyor.
İsrailli firmaların ilgisinin asıl amacı
Ticari olarak çok fazla getirisi olmayan GAP bölgesindeki bu projeye, İsrailli firmaların neden büyük ilgi duyduğu sorusu akıllara geliyor. Yüzyıllardır hayalini kurduğu Arzı Mevud toprakları içinde yer alan GAP bölgesindeki her projeye ilgi duyan İsrail, 2020 yılından sonra Ortadoğu"da çıkacak muhtemel su krizi öncesi GAP bölgesine yerleşmek ve kendisi için gerekli geniş ölçekteki toprakları kiralama vb. şekillerde elinde tutmak istiyor. Stratejistlere göre, Türkiye"ye bağımlı olmamak için Manavgat Nehri suyunu satın almayacağını 2 Şubat 2006 tarihinde resmen açıklayan İsrail, GAP"ta, su kaynaklarının yakınında kendisi için düşük maliyetli yatırım, geniş topraklar ele geçirmek ve ileride oluşacak dezavantajı kendisi için şimdiden avantaja çevirmek istiyor. Stratejistler, Türkiye GAP bölgesinde yatırım yaptıkça, İsrail ve diğer ülkelerin bu bölgede büyük toprakları olması halinde bu yatırımdan olumlu etkileneceğini belirtiyorlar.
Milli Gazete
