Gazze Kuşatmasını Kaldırma Zamanı

Gazze Kuşatmasını Kaldırma Zamanı

Gisha Özgürlük Hareketi Merkezi Müdürü Sari Bashi'nin Yedioth sitesinde, esir takası anlaşması ile ilgili yayınlanan analizi sunuyoruz...

Gisha Özgürlük Hareketi Merkezi Müdürü Sari Bashi'nin Siyonistlere yakınlığı ile bilinen 'ynetnews' sitesinde, esir takası anlaşması ile ilgili yayınlanan bir analizini sunuyoruz:

Şalit'in özgürlüğe kavuşmasıyla birlikte İsrail, Hamas'ın elini güçlendirmekten başka bir anlam ifade etmeyen Gazze ambargosunu kaldırmalıdır.

Geçtiğimiz 5 yıl için konuşacak olursak; Gazze kuşatmasını Şalit'in tutsaklığından ayırmak mümkün değildi. Bu süreçte Hamas ile müzakere yapmayı asla düşünmeyen İsrailli siyasetçiler, bütün gayretlerini İsrail halkının kızgın ve gergin tavrını siyasete yansıtmaya harcadılar.

Kızıl Haç'ın 'toplu cezalandırma' olarak nitelediği 'ekonomik yaptırımlar' Gazze Şeridi'ndeki sivil hayatı olumsuz etkiledi. Hepimize üzüntü veren Şalit'in tutsaklığı da sona erdiğine göre, Gazze Şeridi'ndeki üzücü ve utanç verici kuşatmanın da sona erme zamanı gelmiştir.

Esir takası için askeri ya da siyasi bir sorumluluğun üstlenilmediği bir süreçte Olmert hükümeti, Gilad Şalit'in esaret altında bulunduğu süre boyunca Gazze halkının da esaret altında tutulacağını söylemiş ve bunun için İsrail halkına söz vermişti. Doğrusu kuşatma etkili oldu: Fabrikalar kapandı, işsizlik arttı, üniversitelerde eğitim faaliyetleri aksadı ve sosyal hayat durma noktasına geldi.

Kuşatma el değiştirip Netanyahu hükümetinin eline geçince iki durum ortaya çıktı: İlki, İsrail halkının Şalit'in geri dönmesi için yüzlerce Filistinli esirin serbest kalmasını bile göze almasıydı. İkincisi ise, Hamas yönetimini zayıflatması öngörülen kuşatma siyasetinin, esasında İsrail Devleti'ni zayıflattığıydı.

Güvenlik güçlerinin Gazze'ye uygulanması öngörülen ambargo denkleminde Gazzelilerin tarçın tüketmesine izin verirken; kuru yemiş ve kişnişi yasaklaması, İsrail'in küresel imajını büyük ölçüde zedeledi. Sanayide kullanılan ürünlerin yasaklanması, Hamas'ın sunduğu iş imkânlarına ve İslami yardım faaliyetlerine olan ilgiyi arttırdı. Benzin ve yapı malzemelerinin bölgeye girişinin sınırlandırılmasıyla da özel sektör denilen şey bu konuda tünelleri etkin bir şekilde kullanan Hamas'ın müşterisi oldu.

Ambargo, Gazze ve Batı Şeria arasındaki geçişlerin yasaklanmasını da içeriyordu ki bu yasağa öğrenciler, işadamları ve çalışan kadınlar da dahildi.

Gazze Politikasını Gözden Geçirme Zamanı Gelmiştir

Mayıs 2010'daki Türk Filosu olayları hükümetin ambargoyu bir nebze olsun yumuşatmasına sebep olmuş; fakat bu durumun uygulamada çok bir yarar sağlamadığı görülmüştür. Buna göre İsrail hammadde ve tüketim ürünleri üzerindeki yasakları kaldırmıştı. Bu, önemli; fakat yetersiz bir adımdı. İhracatın yasak olması, yapı malzemelerinin bölgeye girişinin yasak olması ve Gazze ve Batı Şeria'daki insanların iki bölge arasında geçiş yapamaması durumu halen devam ediyordu.

Şalit'in serbest bırakılmasıyla, kuşatma politikasının temel sebeplerinden biri de ortadan kalkmış oldu. İsrail hükümeti bu durumu yeniden değerlendirmeli ve şu soruları sormalıdır: Gazze'de kuaför işleten kadınların daha iyi hizmet verebilmek için Batı Şeria'daki kurslara gitmesini engellemenin bize bir getirisi oluyor mu? Mayıs ayından bu yana Gazze'den neden hiç bir ticari tır ihracat amacıyla ayrılmadı? Gazze fabrikalarının %83'ünün faaliyetlerini durdurması ya da düşük kapasitede çalışıyor olması İsrail'in lehine mi?

Gerçek şu ki, İsrail hükümetinin Hamas yönetimi ile görülecek bir hesabı mutlaka var, özellikle de İsrail'in güneyine gerçekleştirilen saldırılarla ilgili. Fakat geçtiğimiz haftada yaşanan olaylar gösteriyor ki halk, kendisi tarafından seçilmiş olan yetkililerin toplumsal kızgınlığı karşı tarafa yansıtmasını istemiyor; onun yerine her şeyin bizim kontrolümüz altında olmadığı siyaset ve güvenlik alanlarında daha tedbirli ve yönlendirici bir tavır takınılması gerektiğini söylüyor.

Gazze Şeridi'ne yönelik sürdürdüğümüz siyaseti değiştirerek neler kazanabileceğimiz konusunu devam ettirebiliriz hatta ettirmeliyiz. Gazze ürünlerinin İsrail ve Batı Şeria da dahil diğer ülkelere ihraç edilmesi konusundaki yasakları kaldırabiliriz; kaldırmalıyız da. Yapı malzemelerinin Gazze'ye girmesine izin verilmesi ve Gazze ile Batı Şeria arasında seyahat özgürlüğünün tesis edilmesi de aynı şekildedir. Bütün bunlar sıkı güvenlik önlemleri altında gerçekleşebilecek şeyler.

Böyle bir siyaset, Gazze Şeridi'nde hayatın normale dönmesini sağlayarak bizim güvenliğimizi de teminat altına alacak. Ayrıca Gazze'deki bir buçuk milyon insanın sağlıklı ve refah içinde yaşamasına olanak sağlayarak; onlara komşularıyla beraber barış içinde yaşayabilme ihtimalini düşündürtecektir.

Özgürlük hakkı, yalnızca Gilad Şalit'in hakkı değildir. Bütün İsrail vatandaşları ve bütün Gazze sakinleri bu hatalı politikadan kurtarılarak özgürlüğe kavuşturulmalıdır. Zaten bu politikanın etkili olduğunu düşünen çok fazla adam da kalmamıştır.

Çeviri: Seyfullah Sami FİLİZ
 

velfecr