Gazze Komitesi tartışması: “Barış Konseyi” gölgesinde ulusal kimliğin tasfiyesi
Gazze’yi Yönetme Komitesi’nin kurulması Filistin kamuoyunda umutla karşılanırken, sahadaki gerçekler bu yapının ABD ve Siyonist rejimin sıkı denetimi altında şekillendirildiğini ortaya koyuyor.
Gazze Şeridi’ni Yönetme Komitesi’nin çalışmalarına başladığının duyurulmasının ardından, teknokrat bir yapı olarak sunulan bu komitenin Gazze’deki koşulları iyileştirip iyileştiremeyeceği Filistin kamuoyunda tartışılmaya başlandı. İşgalci İsrail rejiminin Gazze’ye yönelik saldırıları sürerken, Filistinliler söz konusu komitenin en azından günlük yaşamı kısmen de olsa normale döndürmesini umut ediyor.
ABD’nin gölgesindeki “yönetim” tartışması
Ancak sahada ciddi bir sorun bulunuyor. Gazze’yi Yönetme Komitesi’nin, kendisini “Barış Konseyi” olarak adlandıran ve başkanlığını ABD’nin yürüttüğü bir yapı ile yine bu konseyin emrindeki sözde uluslararası istikrar gücünün gözetimi altında nasıl gerçek bir rol oynayabileceği sorusu gündemdeki yerini koruyor. Özellikle Gazze Şeridi’nin fiilen Siyonist rejim ve ABD tarafından işgal altında tutulduğu bir ortamda bu sorunun önemi daha da artıyor.
El-Arabi el-Cedid’in aktardığına göre, komitenin “ulusal ve bağımsız” olduğu yönündeki yoğun propagandaya rağmen, ABD ve Siyonist rejimin bu yapı üzerinde belirleyici bir hâkimiyet kurduğu görülüyor. Washington ve Tel Aviv, bu aşamada Gazze’yi iyi tanıyan ve halk nezdinde belirli bir güvene sahip olan, ancak Filistinlileri ne içeride ne de uluslararası düzeyde siyasi olarak temsil etmeyen bir Filistinli yapıya ihtiyaç duyuyor. Başka bir ifadeyle, siyasi ve ulusal kimlikten arındırılmış bir komite hedefleniyor.
Bu çerçevede ilk adım olarak, komitenin karar alma süreçlerinin Hamas ve Filistin Özerk Yönetimi’nden tamamen ayrılması, Gazze yönetiminin sözde Barış Konseyi ve Siyonist rejimin denetimine indirgenmesi amaçlanıyor. Bu yaklaşım, ABD ve Siyonist rejimin taleplerini yansıtıyor ve Gazze’yi Yönetme Komitesi’nin ilan edilen hedefleriyle örtüşmüyor.
Her ne kadar komite üyeleri Filistin halkının koşullarını iyileştirmek ve ulusal bir rol üstlenmek yönünde istekli olsa da, komitenin mevcut yapısı ve içine sokulduğu siyasi çerçeve buna imkân tanımıyor.
“Barış Konseyi”nin gerçek yüzü
ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığını yaptığı sözde Barış Konseyi’nin yapısı da bu tabloyu pekiştiriyor. Konsey; ABD içinden ve dışından emlak yatırımcıları, geçmiş ABD saldırı ve işgallerinden kazanç sağlamış siyasi ve askeri figürler ile Siyonizme açık destekleriyle bilinen isimlerden oluşuyor. Bu bileşim, Gazze’yi Yönetme Komitesi’nin ulusal bir temsil gücü kazanmasına alan bırakmıyor.
ABD-Siyonist planı: Ulusal temsilin tasfiyesi
Gazze’yi Yönetme Komitesi her ne kadar Filistinli gruplar ve direniş hareketleri arasındaki uzlaşıyla kurulmuş olsa da, ABD ve Siyonist rejimin bu komitenin yetkilerini sınırlamak ve ulusal meşruiyetini aşındırmak için yoğun bir çaba yürüttüğü belirtiliyor.
Washington ve Tel Aviv’in hedefi; Filistin halkının günlük işlerini yöneten, ancak sözde Barış Konseyi ve Siyonist rejimin denetimi altında çalışan yerel yürütme komiteleri oluşturmak ve gelecekte Gazze’de bir Amerikan varlığı tesis etmek. Bazı çevreler, Filistinlilerin Filistin Özerk Yönetimi’ni ya da Hamas’ı istemediğini, bu komiteyi bir “çıkış yolu” olarak gördüğünü iddia etse de, bu yaklaşım dar ve yanıltıcı olarak değerlendiriliyor.
Gerçekte ABD ve Siyonist rejim için sorun yalnızca Hamas ya da Filistin Özerk Yönetimi değil; Filistinlileri temsil edebilecek herhangi bir ulusal yapının ortaya çıkmasını engellemek. Mevcut göstergeler, Gazze’nin yönetimine ilişkin planlarda, kapsamlı ulusal temsili tasfiye etmeye ve yerel, parçalı yapılar oluşturmaya odaklanıldığını ortaya koyuyor.
Parçalama ve kuşatma stratejisi
Ulusal meşruiyetle kurulan Gazze’yi Yönetme Komitesi’nin, zamanla ABD ve Siyonist rejimin baskıları altında, işgalin Gazze ve Batı Şeria’daki hâkimiyetini kolaylaştıran bir araca dönüştürülmesi hedefleniyor. Bu yaklaşım, Filistin topraklarını parçalayan, Filistinlilerin haklarını gasp eden ve ulusal birliği engelleyen ABD-Siyonist planın bir parçası olarak görülüyor.
Bu kapsamda, Gazze’yi iyi tanıyan ve halk nezdinde güvenilir görünen bir Filistinli yapının, ulusal kimlikten arındırılarak kullanılması amaçlanıyor. Uzmanlara göre, bu projeler Gazze’yi Yönetme Komitesi’ni, yeniden inşa sürecinden çok daha büyük ve tehlikeli meydan okumalarla karşı karşıya bırakıyor ve komitenin ilan edilen görevlerini yerine getirmesini fiilen imkânsız kılıyor.
Siyonist rejime bağlı medya ve araştırma merkezlerinin son dönemde yayımladığı raporlar da, Gazze’yi Yönetme Komitesi’nin iç ve dış siyasi bağlardan yalıtılmasına yönelik adımların atılmaya başlandığını gösteriyor. Bu sürecin, Filistin siyasi yapısının tasfiyesi açısından “zorunlu” görüldüğü ifade ediliyor.
Filistin kimliğini hedef alan tehlikeli proje
Washington ve Tel Aviv’in Filistin’e yönelik hazırladığı plana göre; Batı Şeria’da kademeli ilhak, Gazze’nin Trump’a yakın sermaye çevreleri için bir emlak projesine dönüştürülmesi ya da Gazze halkının ucuz iş gücü haline getirilmesi ancak tek bir şartla mümkün görülüyor: Gazze ile Filistin halkının her türlü ulusal temsili arasındaki bağın tamamen koparılması.
on4haber
