Etiyopya, Mısır, İsrail, Türkiye… Afrika Boynuzu’nda neler oluyor?
Afrika Boynuzu'nda son haftalarda yaşanan gelişmelerin arka planındaki dinamikler tartışılıyor.
Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'nin (TPLF) Etiyopya ordusuna yönelik başlattığı koordineli saldırılar, Afrika Boynuzu'nda yeni ve yıkıcı bir krizin fitilini ateşledi. İmzalanan barış anlaşmasının çökmesiyle alevlenen askeri çatışmalar; Mısır, Sudan, Eritre ve Etiyopya arasındaki jeopolitik fay hatlarını derinleştirerek bölgeyi iki farklı ittifak blokunun karşı karşıya geldiği bir satranç tahtasına dönüştürdü.
TPLF ve Etiyopya Çatışmaları
Konuyla ilgili el-Meyadin gazetesinde bir değerlendirme yazısı kaleme alan Mahmud Abdülhakim, sahadaki askeri hareketliliğe ve çatışmaların ulaştığı boyuta dikkat çekerek şu bilgileri aktarıyor:
"TPLF ve müttefikleri, Mekele, Shire ve Aksum'daki üç kritik havalimanını ele geçirdi. TPLF bu adımı 'yaklaşan federal saldırıya karşı savunma manevrası' olarak nitelendirirken, örgütün başkan yardımcısı yaşananları bir 'topyekûn savaş' olarak tanımladı."
Bu çatışma ortamının arka planında çöken barış çabalarının ve TPLF’nin genişleyen siyasi hedeflerinin yattığına işaret eden makale, Başbakan Abiy Ahmed hükümetini devirme planını şu sözlerle özetliyor:
"TPLF, Amhara, Oromia, Afar ve Benishangul bölgelerinden altı muhalif grupla 'Hayatta Kalmak İçin Etiyopya Halk Güçleri İttifakı'nı kurarak Refah Partisi hükümetini devirmeyi ve ulusal bir geçiş hükümeti kurmayı hedefliyor. 2022'deki Pretoria Anlaşması, her iki tarafın taviz vermeye yanaşmaması sonucu çökerken; federal hükümet, Haziran 2025'te TPLF'yi 'devletin egemenliğini baltalayan haydut bir grup' olarak ilan edip yasakladı."
Analizde, iç çatışmanın hızla sınırları aştığı ve ciddi diplomatik krizlere yol açtığı vurgulanarak şu gelişmelere yer veriliyor:
"Etiyopya, Eritre'yi sınırı geçmek ve TPLF'ye askeri yardım sağlamakla suçladı. Etiyopya'nın Eritre, Mısır ve Sudan'ı saldırıları desteklemekle itham etmesi diplomatik misillemeleri beraberinde getirdi. Kahire ve Addis Ababa arasında karşılıklı diplomat sınır dışı edilmeleri yaşanırken, Eritre Etiyopya ile diplomatik ilişkilerini tamamen kesti."
Etiyopya'nın Kızıldeniz Hedefi ve İsrail'le İlişkiler
Yazar, Afrika Boynuzu'ndaki bu patlamanın temelinde Etiyopya'nın Kızıldeniz'e ulaşma hırsının yattığını belirterek, denkleme dahil olan yeni aktörleri şu sözlerle analiz ediyor:
"Başbakan Abiy Ahmed'in Kızıldeniz'e erişimi 'varoluşsal bir mesele' olarak ilan etmesi ve 2024'te ayrılıkçı Somaliland ile imzaladığı liman mutabakatı, bölgedeki gerilimi tırmandırdı. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), bölgedeki Berbera limanını Etiyopya'ya bağlayacak bir demiryolu hattı inşa etmek için 3 milyar dolar tahsis etme taahhüdünde bulundu; bu durum, Etiyopya'nın ithalat ve ihracatının deniz yoluyla ulaştırılmasında Cibuti'nin tekelinin kırılması anlamına geliyor."
Aynı bağlamda analiz şu cümlerle devam ediyor:
“İsrail'in 2025'in son ayında ayrılıkçı Somaliland bölgesini resmen tanıma kararı -ki bu bugüne kadarki tek uluslararası tanınmadır- bölgeyi ek bir tırmanma faktörüne dönüştürdü. Bu adım; Mısır, Sudan, Eritre, Cibuti ve Türkiye gibi bölge ülkeleri ile aktif aktörlerin başını çektiği Arap ve İslam dünyasında geniş çaplı bir reddedilmeye yol açtı. Buna karşılık, tüm taraflar Etiyopya'nın sessizliğini, İsrail ile olan stratejik yakınlaşması ışığında zımni bir memnuniyet olarak okudu. Bu durum, İsrail'in Addis Ababa büyükelçisinin Etiyopya'nın deniz erişimi sağlama çabalarına (resmen) destek verdikleri yönündeki açıklamaları, İsrail Cumhurbaşkanı'nın geçen Şubat ayındaki ziyareti ve her iki tarafın "Afrika Boynuzu'nun istikrarını korumak için koordinasyon" konulu görüşmeleriyle de desteklendi.”
Etiyopya-İsrail-BAE Bloğu
Etiyopya'nın hamlelerine karşı Mısır ve Sudan cephesinin de harekete geçtiğini belirten yazar, bölgede şekillenen yeni bloklaşmayı ve karşılıklı suçlamaları şu ifadelerle ortaya koyuyor:
"Etiyopya, Sudan ordusunu doğu Sudan'da binlerce Tigray savaşçısına ev sahipliği yapmakla ve Hedasi Barajı'nı vurmayı planlamakla suçluyor. Eylül 2025'te barajın resmen açılmasıyla soruna stratejik bir açıdan yaklaşan Mısır ise, Pazar günü Yeni Alamein şehrinde Somali, Sudan ve Eritre ile dörtlü bir zirve düzenledi. Bu zirvenin sonuç bildirgesinde Etiyopya'nın Kızıldeniz sahilinde egemenlik kurması reddedilirken, Nil'in mansap ülkelerine zarar verecek tek taraflı adımlara karşı sert bir uyarıda bulunuldu."
Yazar, kaleme aldığı makalenin sonuç bölümünde Afrika Boynuzu'ndaki bu karmaşık jeopolitik rekabeti şu değerlendirmeyle noktalıyor:
"Bu bölgesel koordinasyon; Birleşik Arap Emirlikleri, Somaliland, Hızlı Destek Kuvvetleri ve İsrail destekli Etiyopya ittifakına karşı güç dengesi kurmak isteyen, hedefi belirli bir blok olarak değerlendirilebilir. Bu denklemde, Etiyopya'nın diyalog ve müzakere yoluyla sivil ve ticari olarak Kızıldeniz'e ulaşmasına itiraz etmeyen Türkiye'nin dikkate değer varlığı da yer almaktadır. ABD'nin Arap ve Afrika İşleri Başdanışmanı Massad Boulos'un Alamein'de Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ve Sudan Ordu Komutanı Burhan ile gayriresmi bir yemeğe katılması da bu dengelerin bir yansımasıdır."
Kaynak:islami analiz
