Çağdışı mahkeme değişmeli!

Çağdışı mahkeme değişmeli!

İddianameyi kabulüyle 367 kararında olduğu gibi bir defa daha “rejim kaygılarına göre siyasi iktidarların ‘dizayn’ sürecine



İddianameyi kabulüyle 367 kararında olduğu gibi bir defa daha “rejim kaygılarına göre siyasi iktidarların ‘dizayn’ sürecine hukuki bir tampon rolü üstlendiği” izlenimi veren Anayasa Mahkemesi’nin ideolojik bir hâl alan bugünkü yapısının bir an evvel değiştirilmesi isteniyor.

Dünyada bir emsali bulunmayan Türkiye’deki Anayasa Mahkemesi’nin daha özgürlükçü, yönlendirici ve kendini yasa koyucu yerine koymayan demokratik bir altyapıya kavuşturulmasının daha fazla ertelenemeyeceği ifade ediliyor. Bu konuda tek yetkili olan TBMM’nin hiç vakit kaybetmeden böyle bir düzenleme yapması halinde, yıllardır o koltukta oturan mevcut üyelerin görevlerinin sona ereceğine dikkat çeken hukukçular arasında, “Örneğin 8’ini Meclis’in seçeceği isimlerden oluşacak 17 üyeli yepyeni bir Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanının zatında tapulanmış bir irade yerine, algılama ve yorumlama zenginliği kazanacaktır” görüşü öne çıkıyor.
PROF. KÖKER: KAMU İDARESİNDE KAZANILMIŞ HAK OLMAZ
Vakit’e konuşan Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Levent Köker, bu konunun tamamen Meclis’in tasarrufunda olduğunu ifade ederek, “Anayasa Mahkemesi’nin yapısının değiştirilmesi halinde mevcut üyelerin görevlerinin sona erebileceğini” söyledi. TBMM’nin Anayasa’daki değiştirilmesi mümkün olmayan hükümler dışında her türlü değişikliği yapma yetkisinin olduğuna dikkat çeken Prof. Köker, “Meclis hangi hukuki sonucu elde etmek istiyorsa, yapacağı değişikliklerle bunu elde eder. Buna yetkisi vardır. Ve kamu idaresinde kazanılmış hak olmaz. Kamu makamlarında statü esastır. Anayasa Mahkemesi’nin yapısında yapılacak bir değişiklik sonucunda yeni statü hemen uygulanır. Gerekirse bunun için ek bir hüküm konulur, eski üyelerin durumunun ne olacağına dair geçici düzenlemeler çıkartılır olur biter” diye konuştu.
TEKLİF HAZIR: 8’İNİ MECLİS SEÇSİN, GÖREV SÜRELERİ 9 YIL OLSUN
Prof. Köker, hazırladıkları sivil anayasa taslağında Anayasa Mahkemesi’nin yapısının değiştirilmesinin de öngörüldüğüne dikkat çekerek, “Bizim hazırladığımız taslaktaki teklifimiz; Anayasa Mahkemesi’nin mevcut üye sayısının 11’den 17’ye çıkartılması, 17 üyenin 8’ini TBMM’nin seçmesi şeklindeydi. Şimdi atandıktan sonra 65 yaşına kadar olan görev süresini 9 yılla sınırlandırıyorduk. Tabii bunları düşünmek, gündeme getirmek ayrı bir şey, yapmak ayrı bir şey. Bunlar tamamen siyasi iradenin, Meclis’in inisiyatifinde olan konular” dedi.
Yüksek yargı organlarımızın yapısının batıdaki muadilleri ile kıyaslanmasına dair çalışmaları bulunan Hukukçu Mahmut Özbay da, “Üyelerinin belirlenmesinde Meclis’in devre dışında olduğu bir başka ülke yok. Türkiye’de 1961 Anayasası 15 üyeden 5’inin Meclis tarafından seçilmesini öngörüyordu. Aynı Anayasa, Yüksek Hakimler Kurulu’nun 24 üyesinden 8’ini Meclis’in seçmesine amirdi. Türkiye’nin en fazla örnek aldığı Fransa’da 9 üye var, bunlardan 3’ünü Meclis Başkanı, 3’ünü de Senato Başkanı atıyor. Türkiye bir garabet manzarası arz ediyor. Bu yapı mutlaka değiştirilmeli” şeklinde konuştu.
MAHKEME KENDİNİ BAĞLAMIŞ
Dünyada parlamentosunun Anayasa Mahkemesi üyelerinden birini dahi belirleyemediği tek ülke olan Türkiye için 2004 yılında “Anayasa Mahkemesi’ne ilişkin Anayasa Değişikliği” teklifinde bulunan Yüksek Mahkeme, üye sayısının 17’ye çıkartılmasını ve “Meclis tarafından seçilen temsilciler de bulunmasını” öngörüyordu.
MAHKEME KENDİSİYLE ÇELİŞİR
Anayasa hukukçuları, Anayasa Mahkemesi’nin üye seçiminde TBMM’nin devrede olmasını ve üyelik süresinin 12 yılla sınırlandırılmasını talep ettiğini hatırlatıyor ve ekliyor: “Şimdilerde Anayasa Mahkemesi üyelerinden bazılarının Meclis tarafından belirlenmesine yönelik taleplere ‘yargı siyasallaşır’ gerekçesiyle karşı çıkılıyor. Şu andaki yargının siyasallaşması bir yana, Meclis’in devreye girmesiyle yargının siyasallaşacağını söyleyenlere cevabı yine Anayasa Mahkemesi vermiş. Yüksek Mahkeme 17’nin 4’ünü teklif etmiş. Bu oran pekala değişir, sözgelimi üye sayısının 20’ye çıkarılması ve bunların yarısının Meclis tarafından belirlenmesi gündeme gelebilir. Anayasa Mahkemesi buna karşı çıkacak olursa kendisiyle çelişir.”

vakit