Bülent Arınç'ın Konuşmalarının Özeti

Bülent Arınç'ın Konuşmalarının Özeti

Ahmet Rıza devri geçti.

Ahmet Rıza devri geçti

1902'lerin Meclis Başkanı Ahmet Rıza'nın, "Biz ne yaparsak halk onu yapar... Biz ne giyersek halk onu giyer" dediğini hatırlatan Bülent Arınç, "Türkiye çok değişti... Bu anlayış ve İttihat Terakki gerilerde kaldı" dedi

Eski TBMM Başkanı, AK Parti Manisa Milletvekili Bülent Arınç, Parlamento Muhabirleri Derneği'ni (PMD) ziyaret etti, yeni yönetimi kutladı. PMD Başkanı Hıdır Göktaş ile yönetim kurulu üyelerini seçilmelerinden dolayı kutlayan ve yeni yönetime başarılar dileyen Arınç, burada gazetecilerle de bir süre sohbet etti. AK Parti'nin oy oranının artmasıyla ilgili analiz yapan bazı köşe yazarların, "çiftçiyi azarlıyorlar ama oyları arttı" şeklinde yorum yaptığını hatırlatan Arınç, bunu yazanların, milleti hiç tanımadığını söyledi. Arınç, "Çiftçiye hakaret etmedik, çiftçiyi azarlamadık. Bazı kişiler maksatlı olarak oraya gelmişlerdi. Ben 35 yıllık siyasetçiyim, insan sarrafıyım. İnsanı bakınca alnından tanırım. O kişilerle 20 milyon çiftçiyi birbirinden ayırmak lazım" diye konuştu.

Maksatlı olarak gelen bazı kişilerin konuşması sırasında sürekli laf attıklarını anlatan Arınç, "Plastikten insanlar değiliz, zaman zaman sabrımızın taştığı oluyor" dedi.

"HALK YANILAMAZ MI?"

Arınç, bir gazetecinin "Bu seçimde halk yanılmış olamaz mı?" şeklindeki sorusuna, "Olabilir... Tabii, tabii halk yanılabilir. Yüzde 47 yüksek bir oran... Ortada global bir sonuç var. 'Halk yanılabilir' diye bunu, küçümsemeye kimsenin hakkı yok" diye esprili cevap verdi. Bazı kesimlerin halkı tanımadığını ifade eden Arınç, "1902'lerin Ahmet Rıza'sı gibi 'Biz, ne yaparsak halk onu yapar. Biz, ne giyersek halk onu giyer...' anlayışının geçerli olamayacağını" söyledi. Arınç, Türkiye'nin çok değiştiğini, İttihat ve Terakki döneminin artık gerilerde kaldığını belirterek, olaylara milletin gözüyle bakmanın önemine işaret etti.

Ahmet Rıza Bey kimdir?

1858’de İstanbul’da doğan Ahmet Rıza Bey, Galatasaray Sultanisi’ni bitirdikten sonra bir süre Babıali Tercüme odasında çalıştı. Daha sonra Fransa’ya giderek Grignon Ziraat Mektebi’ni bitirdi (1884). Yurda dönüşte ilkin Ziraat, daha sonra Maarif Nezareti’nde görev aldı; Bursa Maarif müdürüyken görevinden istifa etti (1887). 1889’da Fransız İhtilali’nin yüzüncü yılı nedeniyle düzenlenen sergiye katılmak üzere Paris’e gitti ve karşı olduğu II. Abdülhamid yönetimine muhalefet edebilmek için burada kaldı. Çeşitli gazete ve dergilerde Osmanlı yöneetimini eleştiren yazılar yayımladı. İstanbul’da kurulmuş olan İttihad-ı Osmaniye Cemiyeti üyeleriyle yazıştı. 1895’te İttihat ve Terakki Cemiyeti adını alan örgütün Paris şubesi başkanlığını üstlendi. Cemiyetin ilk resmi yayın organı olan Meşveret gazetesini ve Fransızca ekini çıkarmaya başladı.

Ahmet Rıza Bey, yurtdışındaki muhalefet hareketi içinde “devlet kurtarma” ana görüşü çerçevesinde pozitivizmden esinlenen bir görüşü temsil ediyordu. Hanedanın birleştirici rolünü önde tutarak düzenli ve sarsıntısız bir ilerlemeden yanaydı.

Ahmet Rıza Bey, II. Meşrutiyet ilan edilince İstanbul’a döndü ve “hürriyetin babası” sıfatı ile törenle karşılandı. 1908'de oybirliğiyle Meclis-i Mebusan Başkanlığına seçildiyse de İttihatçılarla arası açıldığından 1910’da merkez komitesinden çıkarıldı. 1912’de Ayan meclisi üyesi, mütarekeden sonra Ayan Meclisi başkanı oldu; ancak Damat Ferit Paşa’yla anlaşmazlığa düştü ve yönetime sert eleştiriler yöneltti. 1919’da Mustafa Kemal’in isteğiyle yeni kurulacak devleti tanıtmak amacıyla Fransa’ya gittti. Lozan Anlaşması’ndan sonra yurda döndü, siyasal yaşamdan çekilerek anılarını yazdı.

Arınç’tan dobra dobra

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, "Milletin emanetini bu dönemde bıraktığını" ifade ederek, "Meclis Başkanlığı'na aday olmayacağım" dedi.

Arınç, Parlamento'da düzenlediği basın toplantısında, bu görevi 5 yıl doya doya, dolu dolu yaptığını söyledi. Arınç, önüne koyduğu projelerin çok büyük bir kısmını başardığını kaydetti.

Bülent Arınç, "Meclisimiz artık çok iyi işleyen, çok itibarlı bir parlamento haline geldi. Esasen asıl amacımız da buydu. Çünkü biz, meclisimizi demokrasinin kalbi olarak görüyoruz. Meclisimizi, birinci meclisten bu yana, milletimizin egemenliğinin temsilcisi olarak görüyoruz" diye konuştu.

Arınç, özetle şunları söyledi:

¥ "Özü, sözü dürüst ve düzgün bir siyasetçiyim. Kendi gücüme güvenirim."

¥ "Kimsenin çantasını taşımam, kimsenin cebinde dolanmam, kimsenin önünde, arkasına onun hoşuna gidecek şeyler söylemem."

¥ "AK Parti'nin başarısı, Genel Başkan'a tüm milletvekillerin inisiyatif sağlamasıyla, güvenmesiyle, hem de onun vereceği her görevi başarıyla yapmasıyla mümkündür."

¥ "Siyasetten bizleri silmeniz mümkün değil."

¥ "Nerede, hangi noktada bir görevlendirme olursa, bu görevleri seçme ve beğenme lüksünden uzağız."

¥ "Hakkımı da bilirim, haddimi de bilirim. Biz siyasete böyle girdik. Siyasete 'illa kırmızı plaka olsun' düşüncesiyle girmedik."

¥ "Başbakan Erdoğan rahat etsin diye ben Meclis Başkanlığı'na adaylığımı koymamış değilim."

¥ "Ben fikrimi söyledikten sonra diğer milletvekili arkadaşlarımızın da, Genel Başkan kendilerine hangi konuda danışırsa, parti içi hangi görevi teklif ederse, bu konuda Genel Başkan'a çok daha değer vermesi ve güçlendirmesi gerekir."

¥ "Ben kendi adıma, bana düşeni, yakışanı yaptığıma inanıyorum. Görev noktasında bir beklenti içinde değilim. Ben, düşünülen görevlerin hepsini zaman içinde yaptım, çoğuna da meraklı değilim. Ben bir milletvekili olarak bu dönemi de başarıyla geçirmek istiyorum."

¥ "Benim işim ceza... Adamı ipten alır, ipe götürürüm. Şimdi de bana bir görev teklif edilmiş olsa, 'şunu yaparım, bunu yapamam' derim."

Arınç, Erdoğan ve Gül ile yapılan görüşmeyle ilgili olarak "Biz 4 saat boyunca her şeyi konuştuk" dedi.

Vakit