Baykaldan Bölücü Ve Tuhaf Sözler!

Baykaldan Bölücü Ve Tuhaf Sözler!

Mahkeme İptal Etmezse Çatışma...

Deniz Baykal'dan tuhaf sözler: "Anayasa Mahkemesi 367'ye gerek yok derse Türkiye çok tehlikeli bir çatışmaya sürüklenecektir" İşte güne damga vuran sözlerin tamamı:
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Anayasa Mahkemesi'nin Cumhurbaşkanı seçimi oylamasına 367 milletvekilinin katılımının zorunlu olmadığı yönünde bir karar vermesi durumunda, bunun ''Türkiye'yi çok tehlikeli bir çatışmaya sürükleyeceğini'' savundu.

''Erken seçimin tek başına ülkede yaşanan krizi çözemeyeceğini, ancak krizi çözme şansını getireceğini'' kaydeden Baykal, ''Bu şansı kullanacak olan halkımızdır'' dedi. Baykal, parti genel merkezinde milletvekillerinin de katıldığı bir basın toplantısı düzenledi. Cumhurbaşkanı seçimi sürecini değerlendiren Baykal, Türkiye'nin çok uzun bir dönemden beri karşılaşmadığı önemli bir kriz tablosu ile yüz yüze geldiğini belirterek, ''Türkiye'de belki ilk kez uzun bir süreden beri devletin anayasal kurumları, ülkenin geleceği ile ilgili kaygılarını, şikayetlerini açıkça ifade etmek gereğini hissetmiş, yüksek sesle kaygılarını paylaşmıştır'' diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin, Anayasa Mahkemesi'ne gittiğini, bunun çok ağır bir tablo olduğunu kaydeden Baykal, Ankara ve İstanbul'da düzenlenen mitinglerde bu rahatsızlığın toplum tarafından paylaşıldığını da vurguladı.

AK Parti'nin iktidara geldiği dönemde uyarılarda bulunduğunu belirten Baykal, ancak 4,5 yıllık icraatı ile iktidarın kendisine yönelik kaygıları bertaraf edemediğini, tam tersi ''derinleştirdiğini'' savundu.

İktidarın Cumhuriyetin kazanımları konusundaki tavrının halka, anayasal kurumlara güven vermediğini kaydeden Baykal, ''AKP'nin iç ideolojik çekirdeğinin denetiminde ve milli görüş çizgisinin hegemonyasında Cumhurbaşkanı seçme arayışında olduğunu kamuoyu gözlemlemiştir'' diye konuştu.

ANAYASA MAHKEMESİ'NİN KARARI..

CHP'nin anamuhalefet partisi olarak Cumhurbaşkanı'nın parlamentodan işbirliği ve uyum içerisinde seçilmesi için gereken gayreti gösterdiğini belirten Baykal, varolan tabloda Cumhurbaşkanı seçiminden önce bir erken seçim yapılması konusunda ısrarlı olduklarını kaydetti. Bu düşüncenin bugün toplumun bütün kesimlerince dile getirildiği savunan Baykal, Cumhurbaşkanı seçimi sürecinde 367 katılımın zorunlu olacağı konusunda da uyarılarda bulunduklarını hatırlattı. Ancak bu konudaki uyarılarının dikkate alınmadığını kaydeden Baykal, gelinen noktada, şimdi bu konudaki kararı Anayasa Mahkemesi'nin vereceğini söyledi.

Baykal, Anayasa Mahkemesi'nin ''367 milletvekili bulunmadan Cumhurbaşkanı seçilemeyeceği yönünde karar vermesinin Türkiye'yi belli bir rahatlamaya götüreceğini'' kaydederek, ''Türkiye anlık krizi denetim altına alabilir. Böylece Cumhurbaşkanlığı seçim süreci noktalanacaktır. Bu noktadan sonra başlayacak süreç yeni seçim sürecidir. Önemli olan artık var olan parlamentonun Cumhurbaşkanı'nı seçemeyeceği ortaya çıkmıştır'' diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi'nin 367 milletvekili bulunmadan Cumhurbaşkanı seçilebileceği yönünde bir karar vermesi durumunda ise ''Türkiye'nin tehlikeli bir çatışmaya sürükleneceğini'' iddia eden Baykal, ''iktidarın çatışmacı anlayışını sürdürme arayışı içinde olduğunu'', krizi erken seçimin çözebileceğini söyledi. Baykal, ''Çözüm erken seçimle Türkiye'yi bu krize sürükleyen hegemonyanın değiştirilmesindedir. Erken seçim krizi çözmez, ama krizi çözme şansını getirir, bu şansı kullanacak olan halkımızdır. İnanıyorum ki, bu şansı en iyi şekilde kullanacaktır ve ülkemizi krize sürükleyen bu iktidar yapısı değiştirilecektir'' dedi.

''MEYDAN HEM TEHLİKEYE DİKKATİ ÇEKTİ, HEM DE ÇAREYİ SÖYLEDİ. ÇARE BU TEHLİKEYİ ORTADAN KALDIRMAK İSTEYEN BÜTÜN GÜÇLERİN BİRLEŞMESİDİR''

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Genelkurmay Başkanlığı'nın açıklamasının ardından hükümet kanadından yapılan açıklamalarla ilgili olarak, ''Hükümetin Türkiye'yi bu krize getiren çizgiyi sorgulama eğilimi içinde olmadığını görüyorum. Kaygı verici olan asıl nokta bu'' dedi.

Baykal, parti genel merkezinde milletvekillerinin de katıldığı bir basın toplantısı düzenlendi. Cumhurbaşkanı seçim süreci ve ardından yaşanan gelişmelere değinen Baykal, Milli Nizam Partisi'nden başlayıp AK Parti'ye uzanan Milli Görüş çizgisinin Cumhuriyetin birikimlerine karşı meydan okuma anlayışı içinde olduğunu savundu.

Yaklaşık iki yıldır toplumun yaşanan gelişmeler karşısında harekete geçmesi için çağrıda bulunduklarını ifade eden Baykal, ''Yapılması gerekenin devletin kurumlarına, Cumhuriyete yönelik tehlikeler karşısında göreve çağırmak değil, milletin Cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkmasını sağlamak olduğu ortaya çıkmıştır. Bunu toplum da gördü.

Cumhuriyete karşı bilinçli bir meydan okuma vardır. Bu, ince yöntemlerle, takiye ile sürdürülmektedir'' dedi.

Baykal, Ankara ve İstanbul'da gerçekleştirilen mitinglerle halkın cumhuriyete sahip çıktığını kaydederek, şunları söyledi: ''Bu Türkiye'deki kilidi çözecek anahtardır. Bunların sıradan mitingler olduğunu düşünmek yanlış olur. Yeni bir Türkiye'nin şekillendiği ortaya çıkmaya başlamıştır. Ankara'daki ve İstanbul'daki mitinglerle görüldü ki Türkiye artık eski Türkiye değildir. Konuya halk el koymuştur. Herkes tehlikenin, sorunun farkındadır, üzerine düşen görevi görerek harekete geçmiştir. Mitingle ilgili kimsenin kafasında bir tereddüt olmamalı. Hiçbir yönlendirme olmadan herkes kendi iradesi ile harekete geçmiştir. Türkiye önümüzdeki dönemde bu süreci yaygınlaştırarak, güçlendirerek geliştirerek, çıkış yolu bulacaktır. Bunun dışında bir çıkış yolu yoktur.''

BİRLEŞME ÇAĞRISI

Düzenlenen mitinglerde ortaya çıkan tablonun sandığa en iyi şekilde yansıması için gerekenin yapılacağından kimsenin kuşku duymamasını isteyen Baykal, mitinglerde dile getirilen birleşme çağrılarına da değindi. Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Meydan hem tehlikeye dikkati çekti, hem de çareyi söyledi.

Çare, bu tehlikeyi ortadan kaldırmak isteyen bütün güçlerin birleşmesidir. Çare budur. Biz de bunu sağlamak gerektiğine inanıyoruz. Herkes, umarım gerekli mesajı almıştır. Cumhuriyete sahip çıkan bütün güçlerin tek çatı altında birleşmesini sağlama görevimiz, en iyi şekilde anlaşılmıştır. Üzerimize düşeni yerine getirmeye hazırız. Tek çatı altında, laik Cumhuriyete, Anayasanın kazanımlarına sahip çıkma kararlılığındaki bütün insanların tek çatı altında toplanması için gereğini yaparız, katkı yaparız. Zaten başından beri söylediğimiz de budur. Konuyu sadece merkezin solundaki güçlerin bütünlüğü olarak görmüyorum. Bunu da aşan biçimde Atatürk'ün ilkeleri ve Cumhuriyetinin birliğine, bütünlüğüne inanan bütün güçlerin, merkezin sağındaki, solundaki, muhafazakar, liberal, demokrat bütün güçlerin el ele vermesi gerektiğine inanıyorum.''

Baykal, ülkede istikrarın sadece parlamentoda üçte ikilik bir çoğunluk sağlanmasıyla mümkün olamayacağının artık anlaşıldığını belirterek, ''AKP'nin hegemonyası istikrarı sağlamaya yetmemiştir. Önümüzdeki dönem bir erken seçimle istikrar, bugünkü siyasi monopolün kırılmasıyla sağlanacaktır'' dedi.

''BİLDİRİDEN HABERİM YOKTU''

Baykal, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Genelkurmay Başkanlığı'nın açıklamasından haberdar olduğu iddialarının hatırlatılması üzerine Baykal, ''Hiçbir şekilde bu bildiri ne doğrudan ne dolaylı olarak bildirilmiş değil. Bildiriyi iletişim danışmanımız Baki Özilhan'ın telefonu ile öğrendim. Büyük hayret ve üzüntü ile karşıladım. Israrla bazı sorular sordum. Kritik bölümlerini okumasını istedim. Televizyonlardan izledim, benim için tam bir sürpriz oldu. Ne doğrudan ne de bir aracı marifeti ile bana böyle bir bilgi getirilmemiştir'' karşılığını verdi.

Bir gazetecinin ''Genelkurmay Başkanlığı'nın açıklamasını demokratik buluyor musunuz?'' sorusu üzerine de Baykal, şunları kaydetti: ''Türkiye'nin böyle bir gerginlik ortamına sürüklenmesinden üzüntü duyuyorum. Bunun sorumlusu olarak da iktidarı görüyorum. Bundan hiç kuşkum yok. İktidar çok ciddi yanlışlıklar içindedir. Milyonlarca insanı meydanlara o dökmüştür. Devletin tüm kurumlarını, üniversiteyi, yargıyı tepki göstermeye sevk eden yanlışlıkları iktidar sürdürmüştür. Üçte ikiye yakın bir parlamento çoğunluğu olmasına rağmen Cumhurbaşkanı seçip seçemeyeceğimizi Anayasa Mahkemesi'nden öğreneceğiz, bu bir perişanlıktır, üzüntü verici bir tablodur.''

''AKP'NİN ORTAK SORUMLULUĞU''

Baykal, TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın süreçteki rolüne yönelik bir soru üzerine, ''İktidarın kurumsal ve ortak sorumluluğunun bir kişisel ve özel sorumluluğa indirgenmesine yönelik bir yaklaşım olduğunu görüyorum. AKP'nin kurumsal olarak ortak sorumluluğu içinde şekillenen bir tablo söz konusudur. Bunu böyle görmek lazım'' dedi.

Genelkurmay Başkanlığı'nın açıklamasının ardından Hükümet kanadından yapılan açıklamaların hatırlatılması üzerine de Baykal, ''Hükümetin Türkiye'yi bu krize getiren çizgiyi sorgulama eğilimi içinde olmadığını görüyorum. Belki kaygı verici olan asıl nokta bu. Siyasette horozlanma ihtiyacı vardır. Ancak hükümetin tavrında üsluptan daha çok beni kaygılandıran meselenin özünü kavrayamamış olduğu, sorumluluğunun farkında olmadığı anlayışı görülmektedir'' diye yanıt verdi. Bir gazetecinin ''Kriz ortamına gelinmesinde CHP'nin katkısı olmuş mudur?'' sorusuna da yanıt veren Baykal, krize girilmesi için değil, krizi önlemek için çaba gösterdiğini belirtti. Baykal, ''Biz tehlikeye karşı milleti ayağa kaldırmaya çalıştık. 367 konusunda uyardık. Cumhurbaşkanlığı makamı kimsenin babasının malı değil. Biz seçim öncesi DYP ve ANAVATAN'la bir temasa geçmedik, sadece CHP grubuna yönelik tavsiyelerde bulunduk'' diye konuştu.

''CUMHURBAŞKANI İLE GÖRÜŞMEDİM''

Başka bir soru üzerine Baykal, bu süreçte ''Cumhurbaşkanı ve merak edilen bir başka yüksek devlet yetkilisi ile bir temasının olmadığını'' söyledi. Baykal, ''Cumhurbaşkanı Sezer'in liderler zirvesi yapması'' yönündeki önerilerin hatırlatılması üzerine de Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in böyle bir zirveden AK Parti'nin tavrı nedeniyle sonuç alınamayacağını düşünmüş olabileceğini, Cumhurbaşkanının bu noktadaki takdir ve değerlendirmesini saygıyla karşıladığını ifade etti.

Deniz Baykal, bir diğer soruya karşılık verirken, Anayasa Mahkemesi'nin siyasi tartışmalardan etkilenmeyeceğinden kuşku duymadığını belirterek, ''Anayasa Mahkemesi'nin görevi Türkiye'nin krize sürüklenmesini engelleyecek doğrultuda anayasal hukuku işletmektir'' diye konuştu.

''SİYASİ TABLO ÇOK FARKLI OLACAK''

Baykal, seçimden benzer bir tablonun ortaya çıkması durumunda yaşanabilecek gelişmelere yönelik bir soru üzerine de, genel seçimde siyasi tablonun çok farklı olacağına inandığını kaydetti. Erken seçim tarihine yönelik olarak da tarih belirlenirken ülkenin sosyolojik şartlarının göz önünde bulundurulması gerektiğine işaret eden Baykal, yaz aylarında bir seçimin Türkiye'de katılım açısından sorun yaratabileceğini vurguladı.

Bir gazetecinin 12 Mart ve 28 Şubat hatırlatması yaparak bu tür müdahalelerin siyasi sonuçlarına yönelik sorusu üzerine Baykal, 12 Mart'ın ardından Adalet Partisi'nin 28 Şubat sürecinden sonra da RP'nin ciddi bir yenilgiye uğradığını hatırlattı. Baykal, ''Bundan şu sonuç çıkarılabilir. Milletimiz, halkımız devlet kurumlarıyla çatışmaya sürüklenmiş hiçbir siyasi partiye destek vermek istemiyor'' dedi.

Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yakın bir iş adamının bir CHP milletvekilini oylamaya katılması için aradığı yönündeki iddiasını Başbakan'ın reddettiğinin anımsatılması üzerine de, ''Başbakan doğru söylemiyor. Başbakan'ın bilgisi dışında bunun yapılmış olma ihtimali yok. Başbakana ruh gibi yakındır'' diye karşılık verdi. Deniz Baykal, birleşmeye yönelik soru üzerine, ''Tek çatı altında birleşme anlayışı ortaya çıkarsa sorun çıkmaz. İki çatılı birleşme, birleşmeme anlamına gelir. Konu birleşmeyi içine sindirmektir'' diye konuştu.