A. Dilipak'tan Tekno Darbe Yorumu

A. Dilipak'tan Tekno Darbe Yorumu

Atı alan Üsküdarı geçti.. Köprünün altından çok sular aktı.. Ah! Nerde o eski darbe günleri.. Ağız tadı ile bir darbe yapmak bile mümkün değil artık. Ah şu özel radyo ve televizyonlar, cep telefonları, internet olmasaydı, nerden başımıza bela oldu şu Demo

TEKNO DARBE'YE! TEKNO DEŞİFRE!

www.habervakti.com, haberi "MUHTIRA'YI DEŞİFRE ETTİK!!" diye duyurdu..
Genelkurmay'ın sitesinden yayınlanan muhtıranın altındaki imza kime aitti. Yani bu metni kim kaleme aldı?
Hemen belirtelim ki, bilgisayar ortamında yazılan hiç bir şey gizli kalmaz. Hatta yazdıklarınızı kaydetmeseniz bile.. Ya da kaydedip silseniz de bir şey değişmez.. İnternete bağlanmıyorum diye de kendinize güvenmeyin. Öyle trojanlar var ki, bir distek ya da hafıza kartı takdığınız ana kendini ona kopyalayıp, internete bağlanan bir başka bilgisarara bu CD ya da disketi, ya da hafıza kartını takdığınızda bir yolunu bulup kendini programlayan adrese dosyanızı aktarabiliyor..
Habervakti sitesinde yer alan haber, bu konuda ilginç bir örnek..
Bu bildiri hangi bilgisayarda ve ne zaman yazıldı, bunu hacker olmaya gerek yok, bu işi birazcık bilen biri bu şifreleri çözebiliyor..
Bu bildirinin ilk şekli, 2004 yılında İlkez Başbuğ adına kayıtlı bilgisayarda yazılmış..
Bu tarih, hemen akla, Özden Örnek"in 2004 tarihinde darbe için çalışmalar yapıldığını not ettiği ileri sürülen hatıra defterindeki bilgileri getiriyor..
Buradan çıkan sonuç şu: Genel Kurmay Başkanlığı adına resmi internet sitesine yüklenen bildiri, daha önceki dönemde hazırlanan bir bildirinin güncellenmiş şeklidir.. Yani alel acele servise konulmuştur. Muhtemelen Büyükanıta sadece hatırlatma da bulunularak bilgi verilmiştir..
Bu bilginin ne önemi var derseniz, önce bu olay Özden Örnek"in anıları ile ilgili iddiaları doğruluyor..
İkincisi, bu bilgiler doğru ise bildirinin kim tarafından kaleme aldığı belli.
Üçüncüsü yeni bir çalışma yapılmamış, zaten bildik ve tekrarlana tekrarlana ezberlediğimniz rutin cümleler aynen korunarak ona bir kaç yeni cümle eklenmiştir..
Yani kes yapıştır şekli ile hazırlanan bir bildiri sözkonusudur.
İşin vahim olan tarafı, çok öfkeli bir şekilde insan hakları, demokrasi talepleri, özgür basın, eleştiri hakkını kullanmak, Kur"an okumak, başörtüsü, Kutlu doğum haftası, hemen herşey ve herkes tehdit olarak algılanmaya başlanmıştır.
En azından toplumda bu mesajın algılanma biçimi böyledir..
Bu bilgiler ışığında diyebiliriz ki, bildirinin sahibi Büyükanıt değildir, onun sadece bilgisi ve rızası vardır, o kadar.. Dolayısı ile tam olarak TSK nın görüşlerini ifade ettiği söylenemez.. Aslında bu da Genel Kurmay Başkanı ve TSK yı rahatlatması gereken bir durumdur..
Bu bildirinin sevrise konması, ordu içinde darbeci bir kadronun yapılandığını ve etkin bir konumda bulunduklerını göstermektedir ki, bu durum Tandoğan ve Abide-i Hürriyet mitinklerinin, bazı media, sermaye, siyaset , bürokrat ve sözde STK ların cüe"et ve cesaretlerinin kaynağını bize göstermektedir.. CHP yi umutlandıran, Sezer"in kaynak aktardığı, ANAP ve DYP yi ikna eden işmarın kaynağı belli olmuştur.. Baykal"ın dediği "kulağa fısıldanan sözler"in arkasındaki güç deşifre edilmiştir..
Aslında bu bildirinin servise konulması, sorunun Anayasa Mahkemesinde çözüleceğine ilişkin tam güvendi.. Çünki, "kulağa fısıldanan sözler"e verilen tepkiler umut verici idi. Ancak 7 cahil CHP linin Genel Kurula girmesi ile bütün hesaplar altüst oldu. Ahmet İyimayanın bu konuda masaya koyduğu Anayasa Mahkemesinin eski bir kararı oyunu bozdu.
Aslında bundan sonra Anayasa Mahkemesi, CHP nin talepleri yönünde bir karar verecek olursa bu kamuoyunda "Ordunun uyarısının etkisini gösterdiği" şeklinde anlaşılacaktır.. AK Partisine fırlatılan oklar, bu gerçekler ışığında hedefini şaşmış ve Anayasa Mahkemesini vurmuştur. Aynı şekilde kaba bir hukuk ihlalile sebeb olmuştur. Öfkeyle kalkanlar, zararla oturmuşlardır..
Peki Anayasa Mahkemesi hukuka uygun bir karar verirse, o zaman darbeci kanat ikinci bir şok yaşayacaktır..
Ordunun devreye girmesi, aslında emir komuta zincirinde yer almadığı halde, kıraldan fazla kıralcı, orduyu, siyasi muhaliflerine karşı koç başı olarak kullanmaya hevesli bir takım siyasi kadroların ve onların sözde sivil işbirlikçilerinin tahrik ve teşviki ile ani olarak verilen bir kararla olmuştur. Onun işin eski dosyalar karıştırılmış ve muhtemelen böyle bir metin son dakika içinde alel acele servise konulmuştur..
AK Parti direniyor. Gül"ün adaylığı devam ediyor. Toplumda sağı ile solu ile genel olarak darbeci kanadın dışında kalan % 80-90 lık bir halk kitlesi, bu süreçte AK Partinin yanında yer almıştır..
Bu süreç sadece CHP, Anayasa Mahkemesi ve Orduyu ciddi anlamda yaralamasının ötesinde, AK Partiden oy çalacağı düşünülen ANAP ve DYP gibi partileri bitirmiştir..
Şimdi iş geldi Cumhurbaşkanının meclisi feshetmesine dayandı..
Meclisi feshetseniz ne olacak? Anayasa Mahkemesi CHP nin talepleri istikametinde karar verse ne olacak. Seçime gidilecek değil mi? Buyurun, AK Parti tek başına Anayasal çoğunlukta iktidara gelir.
Buyurun Karakoçun dediği gibi Cumhurbaşkanını da halk seçsin.. ANAP da sözünde dursun. Bu gün Gül %70 oy alarak Cumhurbaşkanı olur?
Bu öfkeli kalabalıkların hezeyanları sonunda AK Partiye oy olarak yansıyor. Bu kuru kalabalıklardan kaçanlar AK Partiye sığınıyorlar..
Askerlerin bu tepkileri de sonuçta AK Partinin kar hanesine yazılıyor..
Darbe yapsanız ne yazar. Bu şartlarda bir darbenin başarı şansı %0. Bastırılacak bir darbe belki de bazı sorunların aşılması açısından kolaylaştırıcı bir durum meydana getirecektir.
Ama yine de barış içinde çözüm arayışı sonuna kadar denenmelidir..
Yeniden başa dönelim: İşte muhtıranın altındaki imza! Genelkurmay başkanlığının www.tsk.mil.tr adresli web sitesine girdik. Dün geceden bu yana sadece Türkiye'yi değil dünyayı uğraştıran muhtıranın yayınlandığı sayfanın kodlarına bir bakın bakalım. Tabi, biri hemen bu satırları silmemişse. Silse ne yazar. Silinen dosyaları arşivleyen bir başka merkez var.. Buyurun işte o sayfa ve İşte ortaya çıkan ilginç gerçek: http://www.tsk.mil.tr/bashalk/basac/2007/a08.htm
Atı alan Üsküdarı geçti.. Köprünün altından çok sular aktı.. Ah! Nerde o eski darbe günleri.. Ağız tadı ile bir darbe yapmak bile mümkün değil artık. Ah şu özel radyo ve televizyonlar, cep telefonları, internet olmasaydı, nerden başımıza bela oldu şu Demokrasi ve insan hakları ki.. Bir de bu kadar okutursanız insanları, yemiyorlar işte "Laik Cumhuriyetin kazanımları" nutuklarını.. Yetiş ey cehalet imdada! O kadar andiçir, çağdaşlık nutku at, marş ezberlet, gidip Mahmut Hoca efendiye mürid olsunlar, 10 yazındaki kızlar gidip başlarını örtüp Kur"an ezberlesinler, olacak iş mu?
Selam ve dua ile..