WP: Trump, İran'a karşı zafer ilan etti, ancak anlaşma nükleer sorunu ele almıyor.

Washington Post, Trump’ın İran’la varılan ön mutabakatı “zafer” olarak sunduğunu; ancak anlaşmanın nükleer program, balistik füzeler ve bölgesel başlıklarda kritik belirsizlikler taşıdığını yazdı.

Washington Post gazetesi, Beyaz Saray muhabiri Michael Birnbaum ve ulusal güvenlik editörü Karen DeYoung imzalı bir makalede, Başkan Donald Trump’ın pazartesi günü Hürmüz Boğazı’nın cuma gününe kadar deniz trafiğine tamamen yeniden açılacağını söylediğini yazdı. Söz konusu gün, üst düzey Amerikalı ve İranlı yetkililerin, dört ay süren savaşın sona ermesi ve İran’ın nükleer programına ilişkin haftalar sürecek müzakerelerin başlaması dolayısıyla Cenevre’de düzenlenecek tören için bir araya gelmesi bekleniyor.

Trump, petrol fiyatlarını nihayetinde savaş öncesi seviyelere döndüreceğini söylediği anlaşmayı överek, savaşın sona erdirilmesi kararına piyasalarda “şimşek gibi yükseliş” tepkisi verildiğini ifade etti.

Ancak yetkililer, kalıcı bir anlaşmanın temel unsurlarının hâlâ askıda olduğunu ve önümüzdeki iki ay boyunca müzakere edilmeye devam edeceğini belirtti. İran’ın nükleer hedeflerinin özüne ilişkin görüşmelerin ise deniz taşımacılığı koridorunun hızla yeniden açılmasını sağlamak amacıyla sonraki müzakerelere ertelendiği aktarıldı.

Sürece ilişkin bilgi sahibi Amerikalı yetkililere göre Başkan Trump, Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, pazar günü ön anlaşmayı çevrim içi olarak imzaladı. Yetkililer, müzakerelerin hassasiyeti nedeniyle isimlerinin açıklanmaması şartıyla konuştu. Resmi imza töreninin cuma günü Cenevre’de yapılması planlanıyor.

Ancak müzakerelerin ayrıntılarına vakıf bir kaynak, gemilerin geçiş güvenliğini test etmesi nedeniyle boğazdaki deniz trafiğinin normale dönmesinin haftalar alabileceği uyarısında bulundu.

NYT: Trump İran Savaşını Neden Kaybetti ve Amerika’yı Askeri-Diplomatik Olarak Zayıflattı?

Bu çelişkili mesajlar, Trump’ın başlangıçta benimsediği “rejim değişikliği” hedefinin gerisinde kalan bir anlaşmayı pazarlama konusunda karşı karşıya olduğu zorluğu ortaya koyuyor.

Tahran’ın balistik füze programını azaltma konusunda herhangi bir taahhütte bulunup bulunmadığı da hâlâ belirsiz. Bu konu, İran’a karşı sertlik yanlılarının uzun süredir odaklandığı başlıklardan biri. Eski Başkan Barack Obama döneminde İran’ın nükleer programını sınırlamak için imzalanan anlaşmayı eleştirenler, Tahran’ın füze üretimine herhangi bir engelle karşılaşmadan devam etmesini sık sık gündeme getiriyordu.

Trump, Fransa’nın Evian-les-Bains kentinde, dünya liderleriyle yapılacak zirve öncesinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile birlikte yaptığı açıklamada, “Temel mesele şu: İran nükleer silaha sahip olmayacak. Bunu tamamen kabul etti ve güçlü denetim yetkileri de verilecek” dedi.

Trump ayrıca, “İran’la yapılacak anlaşma dünya için büyük bir başarı olacak. Çünkü petrol bir süredir orada sıkışmış durumdaydı” ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı’nın cuma gününe kadar “tamamen açık” olacağını söyleyen Trump, savaş öncesinde dünya enerji arzının yüzde 20’sinin bu hayati su yolundan geçtiğine dikkat çekti.

Ancak Trump’ın iyimser değerlendirmesi, müzakerelere aşina üst düzey Amerikalı yetkililerin değerlendirmeleriyle çelişiyor. Bu yetkililer, gemilerin boğazdan geçme riskini alma konusunda farklı “risk kabul seviyelerine” sahip olabileceği uyarısında bulundu. İran güçlerinin mart ayından bu yana yerleştirdiği patlayıcıların temizlenmesi için mayın tarama gemilerinin çalışmalara başlamasının beklendiği belirtildi.

Trump yönetiminin kuralları gereği isminin açıklanmaması şartıyla basına bilgi veren üst düzey bir Amerikalı yetkili, “Muhtemelen iki hafta içinde normale dönmeyeceğiz; ancak boğazdaki deniz trafiğinde belirgin bir artış göreceğiz” dedi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise pazartesi günü yaptığı açıklamada, İran’ın boğazdan geçişler için seyrüsefer hizmetleri, çevre koruma ve gemi sigortasını kapsayan ücretler almaya devam etmeyi planladığını söyledi.

Trump’ın İran’a karşı yürüttüğü savaş ve bu hafta varılan ön barış anlaşması, Cenevre Gölü kıyısındaki Fransız sahil kenti Evian-les-Bains’de yapılacak görüşmelerin ana gündem maddelerinden biri olacak. Trump pazartesi öğleden sonra kente ulaştı. ABD Başkanı’nın önümüzdeki iki gün boyunca Avrupalı liderler ve Körfez ülkelerinin liderlerinden oluşan bir gruba hitap etmesi planlanıyordu.

G7 liderleri, İran’la savaşın yol açtığı sert enerji fiyatı artışlarından ciddi şekilde etkilendi. Trump ise müttefikleri ve ortaklarını, askeri çabalarına yeterli destek vermemekle eleştirdi.

Washington Post: Trump’ın İran Anlaşması Savaşı Bitirdi, Rejimi Yerinde Bıraktı

Anlaşmanın ayrıntıları henüz yayımlanmadı. Bu durum, Amerikalı ve İranlı yetkililerin kendi anlatılarını öne çıkarmasına yol açtı.

Trump pazartesi günü mutabakat zaptını, İran’ın nükleer silah geliştirmesini engelleme yolunda önemli bir adım olarak övdü. Ayrıca dünya genelinde enerji fiyatlarının yükselmesine neden olan Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin hızla yeniden başlayacağını duyurdu.

İki ülke mutabakat zaptını imzalama konusunda anlaşmaya varmış olsa da kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda metnin içeriğine ilişkin çelişkili anlatılar ortaya çıktı.

Üst düzey bir Amerikan yönetimi yetkilisi, bölgedeki mevcut Amerikan askeri konuşlanmasının 60 günlük müzakere süreci boyunca devam edeceğini söyledi. Yetkili, “Anlaşma, nihai anlaşmanın tamamlanmasıyla birlikte bölgedeki kuvvetlerin azaltılmasını öngörüyor” dedi.

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi tarafından yayımlanan açıklamada ise yalnızca pazartesi gününden itibaren “İran’a uygulanan Amerikan deniz ablukasının derhal ve tamamen kaldırıldığı” ifade edildi.

Ne Trump yönetimi ne de Trump’ın açıklamaları, İran’ın daha önce kırmızı çizgi olarak ilan ettiği bazı başlıklara değindi. Tahran, sivil kullanım amacıyla uranyum zenginleştirme hakkına sahip olduğunu savunuyor. Trump yönetimi ise bu talebi kesin bir dille reddediyor.

İranlı yetkililer pazar günü, anlaşmanın imzalanmasının bir parçası olarak daha önce dondurulan milyarlarca dolarlık varlığa erişim sağlayacaklarını ima etti. Amerikalı yetkililer ise bunu reddetti. Hükümete yakın medyada geniş yer bulan İranlı yetkililer, nükleer program konusunda hangi taahhütlerde bulunmuş olabileceklerine ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

Buna karşın Vance, İran’ın davranışını değiştirmeyi kabul etmesi şartıyla Körfez ülkeleri tarafından sağlanacak 300 milyar dolarlık yeniden imar fonuna erişmesine açık olduklarını söyledi. Bu miktarın rejime şüpheyle yaklaşan çevrelerde rahatsızlık yaratması muhtemel.

Ayrıca oku:

Amerikalı Yazar: Trump Kutlama Yapıyor ve Amerika’nın Teslimiyetini İlan Etmeye Hazırlanıyor

Vance pazartesi günü CBS News’e yaptığı açıklamada, “Anlaşmanın şartlarına bağlı kaldıkları sürece, Körfez ülkeleri koalisyonu tarafından finanse edilecek bu tür bir paraya erişebilirler” dedi.

Güney Carolina Cumhuriyetçi Senatörü Lindsey Graham, pazar günü X platformunda yaptığı paylaşımda, İran’ın anlaşmaya bakışı ile Amerikan müzakere heyetinin iddia ettiği çerçeve arasındaki farktan derin kaygı duyduğunu belirtti.

Amerikalı yetkililer, mutabakat metninin önümüzdeki 24 ila 48 saat içinde yayımlanacağını söyledi. Ancak hem İran hem de Trump, metnin ancak cuma günü Cenevre’de yapılacak resmi imza töreninden sonra yayımlanacağını ifade etti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, pazartesi günü düzenlediği olağan basın toplantısında, hem nükleer yakıt zenginleştirme hakkının hem de mevcut yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun sonraki “teknik görüşmelerde” ele alınacağını söyledi.

İslamabad’ın arabuluculuk yaptığı görüşmelere aşina Pakistanlı bir yetkiliye göre İran, topraklarındaki yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum seviyesini düşürmeye hazır olduğunun sinyalini verdi. Yetkili, isminin açıklanmaması şartıyla konuştu.

Trump, ABD’nin gömülü nükleer yakıtın tespit edilmesine ve ardından İran dışına çıkarılmasına yardım edeceğini söyledi. Ancak Pakistanlı yetkili, stokun çıkarılmasının sonraki müzakerelerde tartışmaya açık olduğunu belirterek, “Söz konusu olan, bu konuda görüşmeler yapılabilmesi ihtimalidir; İran’ın uranyumu taşımaya hazır olması değildir” dedi.

Her iki tarafın açıklamalarında da İran’ın balistik füze kabiliyetlerine ilişkin herhangi bir ifadeye yer verilmedi. Amerikan istihbaratına göre bu kabiliyetler, bazı hasarlara rağmen savaştan büyük ölçüde sağlam çıktı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise nükleer silah geliştirmeyi korumak amacıyla tasarlandığını söylediği füze programının yok edilmesini Washington’un temel hedeflerinden biri olarak göstermişti.

Bu sırada çok sayıda İranlı yetkili, anlaşmanın İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının sona ermesini de içerdiğini vurguladı.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, “Varılan anlaşmalar uyarınca savaş ve askeri operasyonlar, Lübnan dahil tüm cephelerde derhal ve kalıcı olarak sona erdirilecektir” dedi.

Garibabadi, İran’ın pazar günü Beyrut’un güney banliyölerine düzenlenen saldırıların ardından İsrail’e saldırı tehdidinde bulunmasının, ABD’den bu konuda güvence alınıncaya kadar anlaşmanın imzalanmasını geciktirdiğini söyledi. “Mutabakat zaptını ancak tüm noktalar ve talepler metne dahil edildikten sonra kabul ettik. Müzakereler, açıklamadan bir saat öncesine kadar sürdü” ifadelerini kullandı.

Bekayi de “Lübnan’daki savaşın sona erdirilmesinin” mutabakatın ayrılmaz bir parçası olduğunu ve belgede “Lübnan” kelimesinin üç kez geçtiğini söyledi.

İsrail ise İran’ın Lübnan’daki vekili Hizbullah’a karşı “meşru müdafaa” kapsamında saldırılarını sürdüreceğini açıkladı. Amerikalı yetkililer de anlaşmanın İsrail’in Güney Lübnan’daki işgalinden çekilmesini kapsamadığını belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ayrı bir açıklamada İsrail’in anlaşmadan duyduğu rahatsızlığın “İran halkının başarısı ve zaferinin açık kanıtı” olduğunu söyledi.

Hizbullah ise ayrı bir açıklamada, Amerikan-İran anlaşmasının Lübnan topraklarının tamamını “özgürleştirme” çabaları için bir “başlangıç” olduğunu belirtti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu pazartesi günü anlaşmaya ilişkin temkinli açıklamalarda bulundu. Gazetecilere konuşan Netanyahu, İsrail’in İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engellemek için “gereken her şeyi” yapacağını söyledi.

Anlaşma, İsrail’de hem Netanyahu destekçileri hem de muhalifleri tarafından sert şekilde eleştirildi. Birçok kişi, anlaşmanın İran’a karşı fazla yumuşak olduğu görüşünde.

Netanyahu basın toplantısında, “Bu anlaşma Trump’ın eseridir. O, boğazların açılması ile nükleer programın ortadan kaldırılmasını bir araya getirebileceğine inanıyor. Bu onun kararıdır ve süreci o yürütüyor. Ben görüşümü söyledim” dedi.

Anlaşmanın, İran’ın Orta Doğu’daki vekillerine, özellikle Lübnan’daki Hizbullah ve Gazze’deki Hamas’a verdiği desteğe ilişkin ne öngördüğü ise henüz netleşmedi. Üst düzey bir Amerikalı yetkili, Trump yönetiminin İran’ın “bölgesel istikrarsızlığı körükleyen terör finansmanını” kesmeyi hedeflediğini söyledi.

Amerikalı yetkililer 60 günlük müzakere sürecinin ne zaman başlayacağını net biçimde açıklamazken, İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi bu görüşmelerin ancak “karşı tarafın mutabakat zaptı kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesinden sonra” başlayacağını bildirdi

Bu yazıda yer alan görüşler yazara aittir; Tevhid Haber’in yayın politikasını bağlamaz.

Ortadoğu Haberleri