Türkiye birincisi bile istediği yere giremiyor, böyle katsayı olmaz

Danıştay'ın katsayı düzenlemesini ikinci kez iptal eden kararına karşı Öğrenci Seçme Yerleştirme Merkezi de (ÖSYM) sessizliğini bozdu


1998'de getirilen 0,3-0,8 katsayı farkının kapatılamayacak kadar büyük olduğunu belirten ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, değişikliğin zorunlu olduğunu vurguladı. İzmir'de gazetecilerin sorularını cevaplayan Yarımağan, sıkıntının mevcut sistemdeki 'alan ve alan dışı' kavramlarından kaynaklandığını söyledi. ÖSYM Başkanı, "Alan, alan dışı arasında çok büyük fark var. Bu fark kapatılamayacak kadar büyük. Ben bir değişiklik yapılması gerektiğine inananlardanım. Ama bu değişiklik, katsayıların tamamen kaldırılmasıyla veya biraz yaklaştırılmasıyla olur." dedi. On yılı aşkın bir süredir uygulanan katsayı sebebiyle sağlık meslek lisesi öğrencilerinin bile tıp okuyamadığına dikkat çeken Yarımağan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Katsayılar, adaylar arasında 40 puanlık bir farka neden oluyor. Fen alanından mezun olan Türkiye birincisi bile olsa, hukuk fakültesine gidemiyor. Bu fark bu kadar yüksek olmamalı, o kesin." Öğrencilere de seslenen ÖSYM Başkanı, 'tedirgin olmadan sınava hazırlanın' tavsiyesinde bulundu.
Prof. Dr. Yarımağan, katsayılarla ilgili şu anda bir belirsizlik olduğunu söyleyerek, "Katsayılar YÖK'ün ilk kararıyla eşitlendi. Sonra birbirine yaklaştırıldı. YÖK'ün itirazı kabul edilirse son kararlar geçerli olur. Reddedilirse yeni kararlar alacaklar. Birkaç alternatif üzerinde çalışıyorlar." dedi. Yükseköğretime Geçiş Sınavı'na (YGS) başvuru süresini 12 Şubat'tan 14 Şubat'a çektiklerini açıklayan Yarımağan, adaylardan, bu 2 günü değerlendirmelerini istedi.

Adayların kafalarını takmadan derslerine çalışmaları gerektiğini vurgulayan ÖSYM Başkanı, "Katsayının 0,13 veya 0,11 olması, bence çalışmalarınızı etkilememesi gerekir. Alan içi katsayı sayısı 0,15. Bu 0,16-0,18 olur. Alan dışı katsayı son 0,13'tü. Ya aynen kalır ya da biraz aşağıya iner. Alan dışı yerleşenin biraz durumunu etkiler." bilgisini verdi. Ünal Yarımağan, 0,3-0,8'e dönmenin mümkün olmadığını belirterek, şunları kaydetti: "Sistemi değiştirdik artık. Puan aralıkları değişti. Bundan önce sınav puanlarını 100-300 arasında hesaplıyorduk, şimdi 100-500 arasında hesaplayacağız. Okul başarı puanı 50-100'dü, şimdi 100-500 arasında hesaplanacak. Ortaöğretim başarı puanı en çok 100 oluyordu, onu 0,8 ile çarpıyordunuz. Şimdi 500'ü 0,8 ile çarpacaksınız, 400 puan eder. Sınav 500, okul başarı 400 puan. İşin yüzde 40'ı okul başarısına gelmiş olur ki; bu çok yüksek bir oran. O yüzden 0,3-0,8'e dönmek mümkün değil. Yeni değerler üç aşağı beş yukarı yürütmeyi durdurmadaki değerlere yakın değerler olacak."

Ortaöğretime isteği dışında giden adayların olduğuna dikkat çeken Yarımağan, "Genel liseye gitme isteği olup da meslek lisesine gitmiş olanlar var. Bu adaylar meslek lisesine gitmiş ama ideali tıp, hukuk mezunu olmak. Sağlık meslek lisesine giden bir başarılı adaya da bu kapının açık olması lazım." şeklinde konuştu. ÖSYM Başkanı, meslek liselerinin öğrenciyi kısa yoldan iş hayatına hazırlayan, ara eleman yetiştiren okul olduğunu anlatırken, buradan mezun olan öğrencilere üniversite kapılarının kapanmaması gerektiğini vurguladı.

Yarımağan, önceki akşam itibarıyla ÖSYM'ye başvuru sayısının 1 milyon 400 bine yaklaştığını, bu sayının geçen yılı 50-100 bin geçerek 1 milyon 500 bin civarında olacağını duyurdu. Geçen yıl ÖSYS'ye başvuranların sayısının 1 milyon 450 bin olduğunu, bunun 1 milyon 350 bininin sınava girmek için, 100 bininin ise sınavsız geçişler için başvurduğunu aktardı. Kontenjanlarla ilgili bilgi verirken, 1974 yılında kontenjanların toplamının 37 bin olduğunu, şu anda 600 bini geçtiğini söyledi. Bunun yanında Açıköğretim Fakültesi'nin de bulunduğunu ve burada kontenjan sınırlaması olmadığına dikkat çeken Yarımağan, 1 milyon kişinin yükseköğretim programına girebileceğini kaydetti. ÖSYM Başkanı, "Herkes için artık Türkiye'de tercih yapmamak şartıyla yükseköğretim imkanı var." ifadelerini kullandı.

Geçen yıldan 120 bin kontenjanın açık kaldığını, bunun en önemli nedeninin tercihler olduğunu belirten Yarımağan, boş kontenjanların en büyük grubunu ise 2 yıllık programların oluşturduğunu bildirdi.

16 baro başkanından İstanbul Barosu'na ortak tepki

Danıştay'ın üniversite sınavına sayılı günler kala yüz binlerce öğrenciyi mağdur eden katsayı kararına tepkiler büyüyor. Ortak basın açıklaması yapan 16 ilin baro başkanları, İstanbul Barosu'nun katsayı düzenlemesiyle ilgili açtığı davaların yargıya olan güveni tamiri imkânsız şekilde zedelediğini söyledi. Hukuk-çular adına konuşan Kayseri Barosu Başkanı Avukat Ali Aydın, yargının yürütme ve yasamaya karşı siyasi muhalefet görevi üstlendiğini vurguladı: "Danıştay 8. Dairesi'nin katsayı düzenlemesiyle ilgili yürütmeyi durdurma kararı yasal değil, siyasîdir."

Türkiye birincisi bile istediği yere giremiyor, böyle katsayı olmaz





İptal ve yürütmeyi durdurma davası açan İstanbul Barosu'na da yüklenen Aydın, "Danıştay'ın kararları adeta sipariş dava, ısmarlama karar görüntüsü içinde. İstanbul Barosu tarafından açılan her dava peşin peşin kabul edilecek havası ile verilen kararlar yüz binlerce öğrencimizi perişan etti. Kamu vicdanında derin yaralar açtı. Yargıya olan güven, tamiri imkânsız bir şekilde zedelenmiştir." dedi. Mahkemelerin halk ve hükümetle kavga etme gibi bir lüksü bulunmadığını ifade eden Aydın, yargının yürütme ve yasamaya karşı siyasî muhalefet görevi üstlendiğini savundu. Hiçbir yasal ve anayasal dayanağı olmayan, toplumu germekten başka neticesi de olmayan bu tavrın Türkiye'de bir 'yargı vesayeti' olduğunu ortaya koyduğunu vurguladı. Yürütmenin faaliyet alanının yargı tarafından daraltıldığına işaret eden Baro Başkanı, şöyle devam etti: "Yükseköğrenim Kanunu'nun 45. maddesi meslek lisesi mezunu öğrencilere ancak ve ancak pozitif bir ayrımcılık öngörürken, yıllardan beri sürdürülen yasaya aykırı ve ayrımcı uygulamanın devam ettirilmesinin hiç kimseye bir yararı yoktur. Bir kısım okullara ve mezunlara yönelik siyasî ve hasmane tavrın bu okullar yanında, diğer tüm meslek lisesi mezunlarının haklarını gasp eden bir inatla sürdürülmek istenmesi, hukukun genel ilkelerine, insan haklarına ve demokrasiye aykırıdır."

Devletin, bütün vatandaşlarına eşit muamele etme yükümlülüğü bulunduğuna dikkat çeken Ali Aydın, eğitimin herkesin hakkı olduğunun Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinde düzenlenmiş kural olduğunu kaydetti. Danıştay'ın bu kararının aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11 No'lu protokolü ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 7. ve 26. maddelerine aykırı olduğu gibi Danıştay'ın daha önceki verdiği kararlarla da çeliştiğini vurguladı. Aydın, tepkilerini dile getirdikleri bu basın açıklamasını Afyonkarahisar, Ağrı, Batman, Bingöl, Diyarbakır, Iğdır, Kırklareli, Kütahya, Kahramanmaraş, Şırnak, Van, Yalova, Yozgat, Muş ve Bitlis barolarının da desteklediğini aktardı. ERSAN TEMİZEL, MUSA ÖZYÜREK

'Balyoz' hakkında suç duyurusu

Ali Aydın, toplantıda 16 baronun darbe ve eylem planları ile ilgili ortak açıklamasını da okudu. Hukuk alanında ısrarla sürdürülmek istenen yargı vesayetinin silahlı kuvvetler alanındaki yansımasının 'askerî vesayet' anlayışı olduğuna dikkat çeken Aydın, Türkiye'nin bu dayatmanın ürünü olan darbe plan ve eylemlerinden acilen kurtulması gerektiğini söyledi. Baro Başkanı, 'Balyoz darbe planı'na konu olan mekânlar ve kişileri hatırlatarak senaryo açıklamalarının gayri ciddi olduğunu ifade ederek, "Yasa dışı ve demokrasi dışı bu tür eylemlerin yargı önüne çıkarılması ve suç işlemiş olanların cezalandırılmasını talep ediyoruz." dedi. Aydın, Kayseri Barosu'na bağlı 200 avukatı 'Balyoz darbe planı' ile ilgili İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı'na iletilmek üzere Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduklarını sözlerine ekledi.

Avukat Ali Aydın, konuşmasının sonunda, yaşanan sorunların çözümü için sivil anayasa yapılması gerektiğini belirterek, başta siyasi partiler olmak üzere herkese ortak çözüm üretilmesi konusunda çağrıda bulundu.

Genç Siviller: Baro, adalete darbe vurmaya devam ediyor

İstanbul Barosu'nun başvurusu üzerine Danıştay'ın YÖK'ün katsayı düzenlemesini ikinci kez durdurmasına bir tepki de Genç Siviller'den geldi. Taksim'de 'yargıdaki telekulak iddialarını' protesto etmek amacıyla yürüyüş yapan hukukçuları, bir otelin odasından sarkıttıkları 'Darbeci baro Taksim'e hoş geldin' yazılı pankartla protesto eden Genç Siviller, katsayı adaletsizliğinin sürmesi için ikinci kez Danıştay'a başvuran Baro'nun darbeci tavrına devam ettiğini ileri sürüyor. Pankartı asanlardan Hayri İnce, takım elbiseler arkasında hukukçuluk, hâkimcilik oyunları oynandığını söyleyerek verilen kararın hukukla, adaletle veya yasalarla alakası olmadığını belirtiyor. İnce, Baro'nun tavrının ne olduğunu otele astıkları pankartta dile getirdiklerini hatırlatıyor.

Danıştay kararını değerlendiren İnce, Baro'nun ve Danıştay'ın adalete darbe vurmaya devam ettiğinin altını çiziyor. Hukukçuların topluma nefes aldırmamak için işbirliği içinde olduklarını savunan İnce, oynanan oyunların bayatladığını, artık bunlara karşı söyleyecek yeni söz bulmakta güçlük çektiklerini belirtiyor. Genç Siviller üyesi, ülkenin yeni bir hukuk reformuna ihtiyacı olduğuna işaret ederken, hükümeti radikal adımlar atmaya çağırıyor. Çatışma çıkmasın diye hükümetin yavaş adımlar attığını söyleyen İnce, şöyle devam ediyor: "Bu şekilde mağduriyetler kalıcı hale geliyor. Demokratikleşme adımının bir an önce atılmasını istiyoruz."

Türkiye birincisi bile istediği yere giremiyor, böyle katsayı olmaz





Genç Siviller sözcüsü Turgay Oğur da Danıştay'ın aldığı kararın sürpriz olmadığını ifade ederek, "İstanbul Barosu ve Danıştay postmodern darbe etkilerini sürdürmek için uğraşıyor." diyor. Anayasa Mahkemesi'nin 367 kararından sonra yüksek mahkemelerin hukuku alenen çiğnediklerini dile getiren Oğur, "28 Şubat postmodern darbesini yapan komutan, bu darbenin etkilerinin bin yıl süreceğini söylemişti. Baro ve Danıştay'ın bütün çabası, bunu söyleyen komutanı haksız çıkarmamak." dedi. Genç Siviller, 28 Şubat'ta 70 Milyon Adım Koalisyonu ile birlikte yürüyüş yapacak. İstanbul Barosu'nun Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan zanlıları savunan açıklamaları hem sivil toplum hem de Baro üyesi avukatları rahatsız etmişti. Baro Başkanı Muammer Aydın 19 Ocak 2009'daki açıklamasında, Ergenekon davasının o dönem tutuklu sanıklarından emekli Orgeneral Hurşit Tolon'un tahliyesini istemişti.

ZAMAN


Eğitim Haberleri

Oruç ve Kitle
Ahmed Kalkan Hoca Vefat Etti
Çüüüşşş !!!
Lisede Sınıfta Kalma Geri Geliyor
Öğrencilerin Yüzde 40’ı Okuduğunu Anlama Sorularında Başarısız...