ABD merkezli The Atlantic dergisi, Washington ile Tahran arasında savaşı sona erdirmeye yönelik anlaşmanın duyurulmasının ardından, Trump yönetiminin İran’a karşı yürüttüğü savaşı kaybettiğini yazdı.
Dergide yayımlanan makalede yazar Tom Nichols, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı savaşın sona erdirilmesi için anlaşmaya varıldığını duyurduğunu belirtti. Nichols, Trump’ın Truth Social hesabından “Herkesi tebrik ederim!” paylaşımı yaptığını, ardından Beyaz Saray’ın güney bahçesinde doğum günü için düzenlenen gösterişli kutlamaya katıldığını aktardı.
Ancak Nichols’a göre ABD’nin kutlayacak fazla bir şeyi yok. Çünkü Trump ve ekibi, askeri kapasitesi sınırlı ancak son derece tehlikeli bir rakip karşısında, rekor sayılabilecek kısa bir sürede savaşı kaybetti.
“Trump, Washington’ın teslimiyetini imzalıyor”
Nichols, anlaşmanın ayrıntılarının henüz netleşmediğini ancak Trump’ın sonucu zafer gibi göstermeye çalıştığını belirtti. Buna rağmen, ayrıntılar bilinmeden bile Trump’ın bu “tercihli savaş” için koyduğu hedeflerin hiçbirine ulaşamadığının açık olduğunu ifade etti.
Yazara göre Trump, şimdi ABD’nin teslimiyet anlaşmasını mümkün olan en kısa sürede imzalamaya kararlı görünüyor.
Nichols, “Yenilgi kelimesi sert görünebilir; ancak bu savaşın nasıl sona erdiğine baktığımızda tablo açıktır” değerlendirmesinde bulundu. İran’ın Amerikan ve İsrail askeri operasyonları nedeniyle zarar gördüğünü belirten Nichols, ancak insan öldürmenin ve hedefleri bombalamanın tek başına zafer anlamına gelmediğini vurguladı.
“İran temel hedefini başardı: Rejimin ayakta kalması”
Nichols, savaşın Tahran’daki yönetim ayakta kalarak sona ereceğini, Hürmüz Boğazı’nın İran saldırıları tehdidi altında kalmaya devam edeceğini ve İran’ın büyük miktarda insansız hava aracı ile füze stokunu koruyacağını yazdı.
Ayrıca İran’ın müttefiklerine destek verme kapasitesini de sürdüreceğini belirten Nichols, birçok yaptırımın kaldırılacağını ve dondurulmuş milyarlarca dolarlık varlığın İran’a akacağını ifade etti.
Yazara göre bu durum, İran’ın en önemli stratejik hedeflerine ulaştığı anlamına geliyor. Bu hedeflerin başında ise yönetimin ayakta kalması geliyor. Buna karşılık ABD, savaşta belirlediği hedeflerin hiçbirini gerçekleştiremedi.
Nichols, ABD’nin durumunun “hiçbir kazanım elde edememekten daha kötü” olabileceğini belirtti. Ona göre İran geçici olarak zayıflasa da artık daha güçlü bir siyasi aktör haline geldi. Tahran yönetimi geniş çaplı bir Amerikan saldırısına direnerek ayakta kaldı ve savaşı destekleyen bazı Körfez ülkelerine zarar vererek onları cezalandırdı.
“İsrail tamamen yalnız bırakıldı”
Nichols’a göre İsrail de bu süreçte tamamen yalnız bırakıldı. Yazar, İran’a saldırması için Trump’ı teşvik eden İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da bu süreçte aşağılanmanın acısını yaşadığını belirtti.
Nichols, İran’ın Netanyahu’nun Lübnan’da Hizbullah’a karşı yürüttüğü savaşı, Trump’ın Körfez’deki savaşıyla akıllıca ilişkilendirdiğini ifade etti. Yazara göre Trump ise artık Netanyahu’ya öfkeli; çünkü Netanyahu, ABD’nin çatışmadan çekilmesini zorlaştırdı.
Haberlere göre beklenen anlaşma, Lübnan dahil bölgede ateşkes öngörüyor. Nichols, Trump’ın “İsrail” konusuna değinmeden bu şartı yerine getirebilecekmiş gibi müzakere ettiğini yazdı.
“ABD yenilgiye uğradı”
Nichols, Trump yönetiminin “İran’ı nükleer silahtan uzaklaştırdığı” iddiasıyla zafer ilan etmeye çalışacağını ancak bu iddianın “gülünç ve tekrardan ibaret” olduğunu belirtti.
Yazar, Tahran’ın 10 yıl önce Kapsamlı Ortak Eylem Planı kapsamında nükleer silah peşinde koşmayacağına dair taahhütte bulunduğunu hatırlattı.
Nichols’a göre daha da önemlisi, Trump savaşa girmeyi tercih ettiğinde İran nükleer bomba sahibi olmaya yakın değildi. İran’ın haftalar içinde nükleer silaha ulaşacağı yönündeki iddialar da gerçeği yansıtmıyordu.
Nichols, bu savaşın İran’ın nükleer hedeflerini boşa çıkardığını savunmanın, yönetimin asıl hedefi olan rejim değişikliğinde başarısızlığını örtme girişiminden ibaret olduğunu ifade etti.
Yazar, savaşın sonunda İran’ın yıpranmış ancak daha güçlü ve daha fazla nakit imkânına sahip bir ülke olarak kaldığını; buna karşılık ABD’nin zayıfladığını, kritik silah stoklarının tükendiğini ve savaşın maliyetinin akaryakıt fiyatları üzerinden tüketicilere yansıtıldığını belirtti.
Nichols, makalesini Trump’ın İran’da rejim değişikliği hedefine ulaşamadığını, bunun yerine ABD’nin yenilgiye uğradığını söyleyerek tamamladı.