İsrail merkezli +972 Magazine'in derlediği verilere göre, ülkede askeri sansür 2025 yılı boyunca medya kuruluşlarının haberlerine yoğun müdahalede bulundu. Derginin, İsrail Ordusu İstihbarat Dairesi bünyesindeki sansür biriminden edindiği bilgilere göre, geçen yıl 4 bin 974 haberin içeriğine müdahale edilirken, 753 haberin ise tamamen yayımlanması engellendi. Bu rakamlar, 2024'teki rekor seviyenin (6 bin 265 kısmi sansür, 1635 tam yasak) altında kalsa da, 2011-2023 yılları arasındaki yıllık ortalama 2 bin 300 civarındaki müdahalenin oldukça üzerinde seyrettiği belirtiliyor.
Yasal çerçeve ve sansürün kapsamı
İsrail yasaları, "güvenlik" konularını ele alan haberlerin yayımlanmadan önce sansür kuruluna sunulmasını zorunlu kılıyor. Sansür kurulunun müdahale yetkisi, "devlet güvenliğine kesin ve somut zarar verecek" haberlerle sınırlandırılmış olsa da, "güvenlik" tanımının gizli silah anlaşmalarından idari gözaltılara, birliklerin konumlarından füze saldırılarının hedef noktalarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsadığı ifade ediliyor. Kurallara uymayan medya organlarına kapatma, faaliyet askıya alma, para cezası ve gazetecilere dava açma yetkisi tanınırken; haberin sansürlendiğinin okuyucuya bildirilmesi de yasaklanmış durumda. Televizyon kanallarının canlı yayınlarını denetlemek için stüdyolarda ordu temsilcilerinin hazır bulunduğu da kaydediliyor.
Sansürün arkasındaki isimler
Son iki yıldaki sansür artışının arkasında, ordunun sansür mekanizmasının başına aşırı sağcı ve dini-Siyonist çizgideki hukuk bürokratlarının akrabalarının getirilmesi yatıyor. Nisan 2025'e kadar görevde kalan Tuggeneral Kobi Mandelblit'in eski Başsavcı Avichai Mandelblit'in kuzeni olduğu, yerine atanan Netanel Kula'nın ise İsrail Yargı Ombudsmanı Asher Kula'nın oğlu olduğu belirtiliyor. Kula'nın göreve başlamasından üç ay sonra, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun oğlunun yurt dışında gizli bir ev satın aldığına dair haberleri yayından kaldırdığı bilgisi sızdırılırken, haberin her halükarda gün yüzüne çıktığı aktarılıyor. Öte yandan, Netanyahu'ya yakın Kanal 14'ün hassas muharebe planlarını ve askeri istihbarat araçlarını defalarca yayımladığı, buna rağmen bir kez bile cezalandırılmadığı kaydediliyor.
Gazze'de gazeteci ölümleri
+972 Magazine'in aktardığına göre, askeri sansür İsrail'deki basın özgürlüğüne yönelik ağır bir saldırı olsa da, en ciddi ihlal Ekim 2023'ten bu yana Gazze, Lübnan, Yemen ve İran'da 250'den fazla gazetecinin öldürülmesi olarak gösteriliyor. Bu gazetecilerin bazılarının "çifte vuruş" hava saldırıları da dahil olmak üzere doğrudan hedef alındığı ifade ediliyor. Aynı zamanda ordunun işgal altındaki Batı Şeria'da gazetecileri vurmaya, darp etmeye, tutuklamaya ve cezaevindekilere çoğu zaman hiçbir suçlama yöneltmeksizin işkence etmeye devam ettiği belirtiliyor.
Oto-sansür ve ana akım medyanın tercihi
Haberde, basın özgürlüğüne yönelik tek tehdidin ordunun resmî müdahaleleri olmadığı, gazetecilerin kendi kendilerine uyguladıkları oto-sansürün de önemli bir boyut oluşturduğu vurgulanıyor. İsrail'deki ana akım medya kanalları ve sözde liberal araştırma programlarının, yasal bir engel olmamasına rağmen kendi tercihleriyle son iki buçuk yıldır Gazze'de yaşanan insani dramı, sivil ölümlerini ve askeri politikaları görmezden gelmeyi seçtiği aktarılıyor. Söz konusu gazeteciler ve medya organlarının, Gazze'de on binlerce çocuğun ve diğer masum Filistinlinin öldürülmesini, tüm Gazze şehirlerinin kasıtlı olarak açlığa mahkûm edilmesini ve yıkılmasını ya da İsrail'in işlediği diğer savaş suçlarını da haberleştirmediği belirtiliyor. Bu sansürlerin hiçbirinin askeri baskıdan kaynaklanmadığı, aksine tamamen ilgili gazeteci ve medya kuruluşlarının kendi tercihleri olduğu ifade ediliyor.
on4haber