Mearsheimer: İsrail boynumuza dolanmış devasa bir albatrostur

Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü John Mearsheimer, İsrail lobisinin politika yapıcılar üzerindeki gücü nedeniyle anlamlı bir ateşkesin bile sağlanamadığını, lobinin savaşın devam etmesini istediğini dile getirdi.

Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü John Mearsheimer, Donald Trump yönetiminin İran politikasını değerlendirdi. Mearsheimer, ABD’nin İran karşısında askeri hedeflerine ulaşamadığını, mühimmat stoklarının tehlikeli seviyelere gerilediğini ve İsrail lobisinin Amerikan dış politikası üzerindeki baskısının stratejik bir felakete yol açtığını vurguladı.

Eski üst mahkeme yargıcı Andrew Napolitano, Özgürlüğü Yargılamak programında yaptığı açılış konuşmasında, ilan edilmemiş savaşların günümüzde sıradan bir hal aldığını vurguladı.

Hükümetin, saldırganlık olarak da bilinen önleyici savaşlara giriştiğini ve Amerikan halkının bu duruma herhangi bir itirazda bulunmadığını belirten Napolitano, toplumun hükümetin gayrimeşru güç kullanımına alıştığını ifade etti.

Jefferson’ın “en az yöneten hükümet en iyisidir” ilkesine atıfta bulunan Napolitano, özgürlüğün en tehlikeli anının yaşandığına dair endişelerini dile getirdi. Ekonomik belirsizliklere de değinen yargıç, aşırı para basımı ve enflasyonun altın ile gümüş fiyatlarını rekor seviyelere taşıdığını, jeopolitik kaosun ve zayıflayan doların merkez bankalarını rezervlerini artırmaya ittiğini kaydetti.

Programın konuğu olan Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü John Mearsheimer, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Moskova’ya gerçekleştirdiği ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından bizzat ağırlandığı ziyareti değerlendirdi.

Bu ziyaretin sadece İran savaşıyla sınırlı kalmadığını belirten Mearsheimer, durumun ABD-Rusya ilişkileri ve Ukrayna’daki gelişmeler üzerinde derin yansımaları olduğunu vurguladı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un 24 Nisan tarihli konuşmasına dikkat çeken profesör, Rusların Amerikalılardan tamamen ümidini kestiğini ve Batı ile savaş halinde olduklarını anladıklarını ifade etti.

Trump’ın Ukrayna savaşını çözme ve ilişkileri geliştirme vaatlerine rağmen hiçbir şeyin değişmediğini söyleyen Mearsheimer, ABD’nin namlusunun hala Rusya’ya çevrili olmasının Rusya ve İran’ı birbirine daha da yaklaştırdığını kaydetti.

“Rusya ve İran arasında artık neredeyse hiçbir görüş ayrılığı kalmadı”

Mearsheimer, Putin ve Arakçi arasındaki görüşmelerin iki taraf arasında gelişen sıkı ilişkinin bir kanıtı olduğunu vurguladı.

Rusya’nın İran’a insansız hava araçları ve balistik füzelerin kullanımı konusunda uydu verileri ve bilgisayar çipleri sağlayarak destek verdiğini belirten profesör, bu desteğin İran’ın mühimmatını ölümcül bir isabet oranına ulaştırdığını aktardı.

Körfez bölgesinde ABD, İsrail ve Körfez ülkeleri kuvvetlerinin oldukça zorlu bir güçle karşı karşıya olduğunu ifade eden Mearsheimer, Rusya ve İran’ın politikaları arasında artık neredeyse hiç mesafe kalmadığını söyledi.

Putin’in sürece bizzat dahil olmasını “yüksek riskli bir diplomasi” olarak tanımlayan profesör, hem Rusların hem de İranlıların sahadaki durumdan dolayı oldukça iyimser ve neşeli göründüklerini, zira Amerikalıları savunma pozisyonuna ittiklerini anladıklarını dile getirdi.

İran’ın nükleer zenginleştirme haklarından feragat etmeyeceğine dair duruşunu yineleyen Mearsheimer, ABD’nin diğer ülkelerin kırmızı çizgilerini anlama konusunda başarısız olduğunu belirtti.

ABD’nin “ya benim yolum ya da hiç” mantığıyla hareket ettiğini söyleyen profesör, İran’ın yeni sunduğu üç maddeli planın Amerikalıların beklediğinden çok daha sert şartlar içerdiğini kaydetti.

Bu plana göre öncelikle anlamlı bir barışın sağlanması ve ABD ile İsrail’in İran’a tekrar saldırmayacağına dair garanti verilmesi gerektiğini, ikinci sırada Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün sürdürüleceğini ve nükleer konunun ancak üçüncü sırada müzakere edilebileceğini aktardı.

Mearsheimer, “Zaman İran’ın lehine işliyor ve Tahran’ın anlaşma yapmak için hiçbir acelesi yok” değerlendirmesinde bulundu.

“Marco Rubio ve JD Vance siyasi geleceklerini korumak için müzakerelerden kaçıyor”

ABD iç siyasetindeki dengelere de değinen Mearsheimer, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Başkan Yardımcısı JD Vance’in 2028 başkanlık seçimlerinde aday olma niyetleri nedeniyle İran müzakerelerinden uzak durmaya çalıştıklarını dile getirdi.

Bu isimlerin, müzakerelere dahil olmaları durumunda İran’a önemli tavizler vermek zorunda kalacaklarını ve bunun da İsrail lobisinin tepkisini çekeceğini bildiklerini ifade etti.

Mearsheimer, “Savaşı temel olarak kaybettik ve bu tavizleri veren kişi İsrail lobisiyle büyük sorunlar yaşayacaktır” diyerek, Rubio ve Vance’in bu siyasi bedeli ödememek için kendilerini müzakere süreçlerinin dışında tuttuklarını vurguladı.

Profesör, İranlıların da bu durumu bildiğini ve müzakere masasında Trump’ın iş ortağı veya damadı yerine gerçek siyasi ağırlığı olan isimleri görmek istediklerini ancak bunun gerçekleşmediğini belirtti.

“Hava gücüyle rejim değişikliği yaratamaz ve bir haftada savaş kazanamazsınız”

Donald Trump’ın “seçilmiş savaşı” olarak nitelendirdiği İran operasyonunun başarısızlık nedenlerini analiz eden Mearsheimer, stratejinin en baştan itibaren çökmeye mahkum olduğunu söyledi.

İsrail’in Trump’ı “şok ve dehşet” kampanyasıyla bir lider tasfiye stratejisi uygulanırsa İran rejiminin çökeceğine ikna ettiğini belirten profesör, tarihte sadece hava saldırılarıyla bir rejimin devrildiği ve olumlu sonuç alındığına dair hiçbir örnek olmadığını hatırlattı.

Genelkurmay Başkanı Dan Caine ve diğer üst düzey danışmanların bu stratejiye karşı uyarıda bulunduğunu ancak Trump’ın Binyamin Netanyahu ve Mossad Başkanı David Barnea tarafından ikna edildiğini aktardı. Mearsheimer, bu yanlış stratejinin bedelini tüm Amerikan halkının ödediğini ifade etti.

ABD’nin askeri kapasitesinin kritik bir eşiğe geldiğini vurgulayan Mearsheimer, Tomahawk, Patriot ve THAAD füzeleri gibi sofistike silah stoklarının İran ile girilen çatışmalarda tehlikeli düzeyde azaldığını kaydetti.

Bu durumun ABD’nin Çin’i çevreleme stratejisini de baltaladığını belirten profesör, “Asya’ya yönelmemiz gerekirken, Çin’den uzaklaşıp askeri gücümüzü tekrar Körfez bölgesine çekmek zorunda kalıyoruz” dedi.

Kullanılan mühimmatın yerine konulmasının yıllar alacağını hatırlatan Mearsheimer, ordunun bu nedenle Trump’a yeni bir bombalama kampanyasına başlamaması yönünde tavsiye verdiğini söyledi.

Deniz ablukasının da İran’ı dize getirmeyeceğini belirten profesör, İranlıların varoluşsal bir tehditle karşılaştıklarında son kişiye kadar savaşacaklarını vurguladı.

“İsrail boynumuza dolanmış devasa bir albatrostur”

Mearsheimer, ABD’nin İran ile kalıcı bir barış yapmasının önündeki en büyük engelin İsrail olduğunu belirtti. İran’ın Hizbullah, Hamas ve Husilere verdiği desteği asla kesmeyeceğini, İsrail’in de bu gruplara saldırmaya devam edeceğini söyleyen profesör, bu karşılıklı bağımlılığın çözümü imkansız kıldığını ifade etti.

Stephen Walt ile birlikte uzun süredir savundukları tezi yineleyen Mearsheimer, “İsrail, Amerikan dış politikasının boynuna dolanmış devasa bir albatrostur ve giderek daha fazla Amerikalı bunun farkına varıyor” dedi.

İsrail lobisinin politika yapıcılar üzerindeki gücü nedeniyle anlamlı bir ateşkesin bile sağlanamadığını, lobinin savaşın devam etmesini istediğini dile getirdi.

Geleceğe dair öngörülerini paylaşan Mearsheimer, tablonun oldukça karanlık olduğunu söyledi. Hürmüz Boğazı’nda ticaretin akmasına izin veren ancak İran kontrolünü onaylayan derme çatma bir anlaşma yapılabileceğini ancak nükleer konuda bir uzlaşmanın uzak göründüğünü belirtti.

İsrail’in İran’ın uranyum zenginleştirmesini asla kabul etmeyeceğini ve bu durumun İsrail’i nükleer silah kullanma noktasına getirebileceği uyarısında bulundu.

Benzer şekilde Avrupa ve Doğu Asya’daki durumun da vahim olduğunu kaydeden profesör, Ukrayna savaşının stratejik sonuçlarının Körfez ile iç içe geçtiğini ve Doğu Asya’da Çin ile yaşanacak olası bir krizin ABD’yi içinden çıkılamaz bir duruma sokacağını vurguladı.

“Rus elitleri Putin’e savaşı bitirmesi için nükleer baskı yapıyor”

Ukrayna cephesindeki dört yıllık savaşın Rusya içindeki yansımalarına değinen Mearsheimer, Rus elitleri ve kamuoyunda savaşın bir an önce bitirilmesi yönünde bir huzursuzluk başladığını aktardı.

Stratejist Sergey Karaganov’un görüşlerine atıfta bulunan profesör, Rusya’nın Batı’ya “artık yeter” mesajı vermek için kısıtlı ve gösteriş amaçlı nükleer silah kullanabileceği uyarısında bulundu.

Lavrov’un Batı’nın Rusya’yı büyük güçler liginden çıkarma hedefi taşıdığına dair inancının Rusları radikal adımlar atmaya teşvik ettiğini belirten Mearsheimer, “Devletler kendilerini çaresiz hissettiklerinde hafife alınmayacak radikal adımlar atarlar” dedi.

Hem İsrail’in hem de Rusya’nın kendilerini köşeye sıkışmış hissettikleri senaryolarda nükleer seçeneğin masada olduğunu söyleyen profesör, hiçbir tarafın bu çatışmaların nasıl sonlanacağına dair mutlu bir hikaye anlatamadığını sözlerine ekledi.(Harici)

Ortadoğu Haberleri

Netanyahu’ya yakın gazeteci: Tam güvenmesek de eş-Şara, Hizbullah’a karşı istediğimizi veriyor