Şeyh Ragıb Harb’dan Seyyid Abbas Musevi’ye, şehit komutan İmad Muğniye’ye kadar uzanan süreçte direniş, Şubat ayında ağır kayıplarla yüzleşti. Bu isimler, onlarca yıl boyunca İsrail işgaline karşı verilen mücadelede silinmez izler bıraktı.
Ancak bu şehit liderlerin kanı, direniş ve halkı için dönüm noktaları oluşturdu. Kayıplar, direnişi daha kararlı, daha dirençli ve işgale karşı mücadele seçeneğine daha sıkı bağlı hâle getirdi. İsrail’in söz konusu liderleri hedef aldığı dönemler, Lübnan ve özellikle güneyinde İsrail saldırganlığının yoğunlaştığı aşamalara denk geldi.
Bu liderlerin her biri, bulunduğu dönemin şartlarına göre rol üstlendi ve kendisinden öncekinin inşa ettiği yapıyı tamamladı. 1982’deki İsrail’in Güney Lübnan işgalinde öne çıkan Şeyh Ragıb Harb’dan, işgal yıllarında direnişin en önemli figürü olan Seyyid Abbas Musevi’ye, 2000’deki kurtuluş ve sonrasında askeri aklın simgesi hâline gelen Hac Rıdvan lakaplı İmad Muğniye’ye kadar uzanan süreç, birbirini tamamlayan bir mücadele çizgisi oluşturdu.
Şeyh Ragıb Harb: “Şehitlerin Şeyhi” ve bilinçlenme-direnç dönemi (1982-1984)
Şeyh Ragıb Harb, 16 Şubat 1984’te, güneydeki Cibşit köyündeki camiden çıktıktan sonra İsrail işbirlikçilerinin silahlı saldırısında hayatını kaybetti. 1982’deki İsrail işgali sırasında öne çıkan Harb, askeri bir komutandan ziyade toplumsal ve manevi direnişin öncüsü olarak biliniyordu.
Cuma hutbelerini işgale karşı bir bilinçlendirme platformuna dönüştüren Harb, aynı zamanda sosyal dayanışma faaliyetleri yürüttü, yoksul ailelere destek sağladı ve işgale karşı halkın örgütlü bir duruş sergilemesini teşvik etti. Onun “Tavır bir silahtır, tokalaşmak ise tanımaktır” sözü, işgalle her türlü normalleşmeye karşı sembolik bir duruşun ifadesi oldu.
Seyyid Abbas Musevi: “Direniş Şehitlerinin Efendisi”
Seyyid Abbas Musevi, 16 Şubat 1992’de, eşi ve oğluyla birlikte İsrail saldırısında hayatını kaybetti. Musevi, 1980’li yıllarda dini ilim öğrencilerini bir araya getirerek örgütlü bir yapı oluşturdu, 1979’da “Müslüman Âlimler Topluluğu”nun kurulmasına öncülük etti ve 1991’de Hizbullah Genel Sekreteri seçildi.
İsrail’e karşı silahlı direnişin örgütlenmesi ve kurumsallaşmasında önemli rol oynayan Musevi, “Direnişi korumak temel vasiyettir” vurgusuyla hareket etti. Onun döneminde direniş, daha disiplinli ve örgütlü bir yapıya kavuştu.
İmad Muğniye: “İki Zaferin Mimarı” ve caydırıcılık dönemi (1992-2008)
Hac Rıdvan lakaplı İmad Muğniye, 12 Şubat 2008’de Şam’da düzenlenen bombalı saldırıda hayatını kaybetti. Uzun yıllar gizli faaliyet yürüten Muğniye, Hizbullah’ın askeri yapılanmasının güçlendirilmesinde ve gelişmiş silah sistemlerinin entegrasyonunda önemli rol oynadı.
2000 yılında Güney Lübnan’ın İsrail işgalinden kurtarılması ve 2006 Temmuz Savaşı’ndaki performans nedeniyle “iki zaferin mimarı” olarak anılan Muğniye, direnişin askeri kapasitesini niteliksel olarak artıran isimlerden biri olarak öne çıktı.
Süreklilik ve yeniden yapılanma
Metinde ayrıca, son yıllarda yaşanan çatışmalar ve lider kayıplarına rağmen Hizbullah’ın yeniden yapılanma sürecine girdiği, siyasi ve idari kadrolarda düzenlemeler yaptığı ve kendisini hem askeri hem de siyasi bir aktör olarak yeniden konumlandırmaya çalıştığı ifade ediliyor.
İsrail merkezli Alma Araştırma ve Eğitim Merkezi’nin bir değerlendirmesine atıfla, çatışmaların ardından örgüt içinde geniş çaplı bir yeniden yapılanma sürecinin başlatıldığı belirtiliyor. Bu kapsamda üst düzey atamalar, kurumsal yapıların güçlendirilmesi ve siyasi imajın yeniden şekillendirilmesi gibi adımların atıldığı kaydediliyor.
Sonuç olarak metin, söz konusu liderlerin yalnızca silahlı mücadele değil, aynı zamanda ideolojik ve toplumsal bir miras bıraktığını; bu mirasın, örgütün değişen koşullara uyum sağlamasında belirleyici rol oynadığını vurguluyor.
DAHA KAPSAMLI İÇERİK İÇİN;