Hizbullah: Amerikan tahakkümüne boyun eğilmeyecek

Hizbullah’a bağlı Direnişe Vefa İttifakı, ABD’nin bölge halklarına yönelik baskı ve tehdit politikalarını kınayarak, işgale karşı direnişin Lübnan’ın egemenliğini ve istikrarını koruyan temel güç olduğunu vurguladı.

YDH- El-Menar’da yer alan habere göre, Direnişe Vefa İttifakı, 22 Ocak 2026’da düzenlediği olağan toplantısında siyasi ve parlamenter gelişmeleri ele aldı.

İttifak, yaptığı değerlendirmede, halkın işgale karşı direniş tercihini vurgulayarak, bu tercihin “toprağın kurtarılmasında ve saldırıların boşa çıkarılmasında etkili olduğunu” bildirdi.

ABD politikaları ve bölgesel gerilim

Açıklamada, bölgede ve dünyada yaşanan çalkantıların, “zor kullanarak tahakküm ve zorbalık dayatan, uluslararası güvenlik ve barışı tehdit eden Amerikan politikaları” nedeniyle derinleştiği belirtildi.

ABD yönetiminin, ülkelerin egemenliğini, bağımsızlığını ve halkların kendi yönetimlerini seçme hakkını tehdit etmekten çekinmediği, ABD başkanının ise ülkeleri “yok etmekle” tehdit ettiği ve rejim değiştirme vaatlerinde bulunduğu ifade edildi. Bu yaklaşımın, Avrupa ve Batı’daki en yakın müttefikleri dahi baskı altına aldığı kaydedildi.

İttifak, “Amerikan kibri karşısında ulusların ve özgür halkların, egemenliklerini ve haklarını savunmaktan, zorbalık ve tahakküme boyun eğmeyi reddetmekten başka seçeneği olmadığını” belirtti.

İran örneği

Açıklamada, İran halkının, ABD ve İsrail’in devlet, egemenlik, güvenlik ve istikrarı hedef alan girişimlerine karşı düzenlediği “milyonlarca kişinin katıldığı birlik içindeki gösteriler” örnek gösterildi.

İran halkının bu duruşla “kırılmaz” olduğunu bir kez daha ortaya koyduğu, iradelerinin bastırılamayacağı ve bağımsızlıklarının zayıflatılamayacağı ifade edildi.

İslam Cumhuriyeti’nin, “Amerikan tahakkümünü reddeden mazlum halklar için bugün bir model” olduğu aktarıldı.

Lübnan’da direniş vurgusu

Lübnan’a ilişkin değerlendirmede, İsrail’in sivilleri ve konutları hedef alan saldırıları ve egemenlik ihlallerinin sürmesiyle birlikte, dar siyasi hesaplar uğruna dış gelişmelere bel bağlamanın ülkenin çıkarlarına, istikrarına ve refahına hizmet etmeyeceğinin her geçen gün daha net görüldüğü bildirildi.

Son 40 yılda, iktidarda veya muhalefette olan farklı güçler tarafından denenen bu tür girişimlerin “başarısızlık ve kayıptan başka sonuç vermediği” kaydedildi.

İttifak, buna karşılık halkın işgale direnme tercihinin “toprağın kurtarılmasında ve saldırıların engellenmesinde etkisini kanıtladığını” vurguladı.

Lübnanlılar için tek seçeneğin, başta ordu–halk–direniş birliği olmak üzere ülkenin güç unsurlarını korumak ve çevredeki tehlikelere karşı birleşmek olduğu belirtildi.

Bölgesel gelişmeler ve tutumlar

Toplantıda ele alınan başlıca tutumlar şu şekilde aktarıldı:

ABD’nin bölgedeki ülkelere ve halklara yönelik saldırganlığının, milyonlarca Müslümanın dini lideri olan İslam Cumhuriyeti Lideri Ayetullah Ali Hamenei’nin hayatını tehdit edecek düzeye ulaştığı belirtildi. Bunun tüm bölgeyi ateşleme riski taşıdığı, ABD ve Siyonist girişimlere karşı direnen İran halkına yönelik tehditleri artırdığı ifade edildi.

İttifak, İslam Cumhuriyeti, halkı, devleti ve liderliğiyle dayanışma içinde olduklarını kaydetti. Ayetullah Hamenei’nin “bilge ve cesur liderliğinin”, dünyada yayılan zulme karşı mazlum halklara umut verdiği belirtildi.

İsrail’in Lübnan egemenliğine yönelik saldırılarıyla yüzleşmenin, birincil ulusal öncelik olmaya devam ettiği vurgulandı. Düşmanın sivilleri öldürmesi, mülkleri yıkması, toprak işgal etmesi ve esirler almasının sürdüğü koşullarda Lübnan’da istikrar, refah ve kalkınmanın mümkün olmadığı ifade edildi. Saldırıların yalnızca güneyi değil, tüm ülkeyi hedef aldığı belirtildi. Kanarit, Harayib, Ensar ve Carcu’daki konutlara yönelik son saldırıların; daha önce Kafr Hata, Museylah, Yenuh ve Bazuriyye’de yaşananlarla birlikte bunun açık kanıtı olduğu aktarıldı. Lübnan üzerindeki asıl yükün saldırıların sürmesi ve devletin sorumluluklarını yerine getirmemesi olduğu, hükümetin özellikle Litani Nehri’nin güneyindeki ihlaller başta olmak üzere her türlü İsrail ihlaline karşı durması gerektiği kaydedildi.

Direnişin Lübnan için bir güç kaynağı olmaya devam ettiği ifade edilerek, oluşturduğu dengelerin ülkeyi ayakta tuttuğu belirtildi. Liderlerini ve evlatlarını feda eden halkın, direnişten ve şehitlerin kazanımlarından vazgeçmeyeceği vurgulandı. Direnişin, dün olduğu gibi bugün ve yarın da bu halk için “onur, zafer ve iyiliğin sembolü” olmayı sürdüreceği, sahada varlığını koruduğu ve varoluşunu ile toprağını savunmaya hazır olduğu kaydedildi.

İttifak, Lübnan’daki sorumlu siyasetçilere ve ilgili güçlere, kışkırtıcı söylemlerin, inkârın, nefretin ve bölünmenin sonuçları üzerine düşünme çağrısı yaptı. Hükümet programıyla çelişen açıklamaların ve temel ulusal aidiyetin reddinin, devlet ile halk arasındaki uçurumu derinleştirdiği ifade edildi.

Yeniden imar ve bütçe

Açıklamada, hükümetin sorumlulukları arasında süregelen saldırıların durdurulması ve bakanlar kurulu programında yer alan yeniden imar taahhütlerine bağlı kalınmasının bulunduğu belirtildi.

Yeniden imarın ulusal bir mesele olduğu, siyasi hesaplardan çıkarılması gerektiği ve halkın hâlâ bu hükümetten somut adımlar beklediği aktarıldı.

İttifak, bu dosyanın çözüm yoluna girmesi için ellerinden geleni yaptıklarını, buna karşın yerel ve uluslararası bazı güçlerin yeniden imarı engellemeye ve Lübnan’a yönelik yardımları bloke etmeye çalıştığını ifade etti. Buna rağmen çalışmayı sürdüreceklerini ve halkı acılar içinde bırakmayacaklarını belirtti.

Bu çerçevede, Parlamento Maliye Komitesi’nin genel bütçe taslağını nihai hale getirerek, ittifak milletvekillerinin ve diğer bazı bloklardan milletvekillerinin katkılarıyla yapılan değişiklikler sonrasında Genel Kurul’a sunmaya yönelik çalışmalarının takdir edildiği bildirildi. Söz konusu değişikliklerin, yeniden imarı öncelediği ve özellikle sağlık ile eğitim alanlarında sosyal hizmetleri artırmayı hedeflediği kaydedildi.

YDH

Ortadoğu Haberleri

Tahran’ı vurma çağrısında bulunan Zelenskiy’e İran’dan tepki: Aptal palyaço