Blok, bugün (Cuma) yaptığı ve Yemen haber ajansı SABA’nın da aktardığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Yetkililerin yöneldiği doğrudan müzakere süreci reddedilmekte ve kınanmaktadır. Bu süreç, ulusal sabitelerden bir sapma, egemenliğe zarar veren bir adım olup ulusal uzlaşı ve Taif Anlaşması ile çelişmektedir. Ayrıca hakların geri kazanılması ve kazanım elde edilmesi mantığıyla da bağdaşmamaktadır. Bu süreçten doğacak hiçbir sonuçla hiçbir şekilde ilgili değiliz.”
Direnişe Vefa Bloğu, söz konusu açıklamanın, başkanlığını Muhammed Raad’ın yaptığı ve üyelerinin katıldığı periyodik toplantının ardından yayımlandığını, toplantıda çeşitli siyasi ve parlamenter konuların ele alındığını belirtti.
Açıklamada ayrıca, “Siyonist-Amerikan saldırganlığı Lübnan’a karşı öldürme, yıkım ve evlerin ile kurumların yerle bir edilmesi şeklinde sürmektedir. Bu durum, ABD’nin desteğiyle ateşkesin açık bir ihlalidir. Buna karşın direniş güçleri sahada büyük destanlar yazmakta, düşmana onlarca ölü ve yaralı verdirerek etkili operasyonlar gerçekleştirmektedir. Ne var ki Lübnan yönetimi, maalesef müzakere sürecinde daha da gerilemekte, elindeki bölgesel ve ulusal güç unsurlarını terk etmektedir” denildi.
Açıklamanın devamında, direnişin güney Lübnan’da nitelikli operasyonlarla düşmanın hedeflerini boşa çıkardığı ve yeni bir “güvenlik kuşağı” oluşturma girişimlerini engellediği ifade edilerek, “Bu tür girişimler geçmişte olduğu gibi işgalciler için bir mezardan başka bir şey olmayacaktır” denildi.
Blok, İsrail’in de Hizbullah’ın yeni bir caydırıcılık dengesi kurmaya çalıştığını kabul ettiğini belirterek, bu denge sayesinde İsrail’in saldırılarının karşılıksız kalmayacağı mesajının verildiğini kaydetti.
Açıklamada, direniş güçleri ve şehitlerin fedakârlıkları selamlanarak, onların ülkeye bağlılığın ve onurun en önemli göstergesi olduğu vurgulandı.
Direnişin bugün kendini yenilediği, kapasitesini çeşitlendirdiği ve gücünü yeniden tesis ettiği ifade edilen açıklamada, sahada uygulanan taktiklerle düşmanı şaşırtmaya devam ettiği belirtildi.
Blok ayrıca, bazı Lübnanlı yetkililerin direnişi destekleyen kesimlere yönelik suçlayıcı ve bölücü bir dil kullandığını eleştirerek, buna karşın ABD’nin Lübnan’ın egemenliğini ihlal eden tutumlarının görmezden gelindiğini ifade etti. Özellikle “ABD’nin utanç verici muhtırası”na karşı yönetimin belirsiz ve etkisiz bir tutum sergilediği, bunun da halk nezdinde güven kaybına yol açtığı kaydedildi.
Açıklamada, toplumu bölmeye yönelik nefret ve ihanet söylemlerinin yalnızca İsrail’in ve fitne odaklarının işine yarayacağı uyarısı yapıldı.
Direniş çevresi ve şehit ailelerinin ülkeye bağlılığın gerçek temsilcileri olduğu vurgulanarak, onların fedakârlıklarının Lübnan’ın onurunun temelini oluşturduğu ifade edildi.
Son olarak açıklamada, İsrail’in güneyde sivillere yönelik saldırıları ve sistematik yıkımının savaş suçu olduğu belirtilerek, bunun direniş seçeneğine olan inancı daha da güçlendirdiği vurgulandı. Bu suçların, halkın ülkesini savunma kararlılığını kırmayacağı ifade edildi.
İstersen bu metni kısa ajans haberi, spotlu versiyon ya da analiz yazısı formatına da dönüştürebilirim.